Üç bin dolara aldığım arsa çok iyi prim yapmıştı, 30 bin dolarlık olmuştu. Onu da sattım, borçlarını temizlemesi için paranın bir kısmını babama verdin. Evi de annemin üzerine yaptırdık
Derken Türk Telekom Avea'dan çok güzel bir teklif geldi, çok çok iyi bir pozisyonda oraya geçtim. Ama bu arada hep aklımda emlak sektörü vardı. Yine bir şirkette çalışıyordum ve para da kazanıyordum, ama her zamanki gibi kazandığım parayı yemiyor içmiyor, arsalara yatırıyordum.
Üniversitedeyken kendime bir Peugeot 106 alacak param vardı, onu hatırlıyorum. O günlerin havalı arabalarından biriydi Peugeot 106, çok önemliydi; bir Peugeot 106'nız varsa üniversitedeki kızlarla gezme şansınız daha yüksekti. Ama üniversitede eğer arabanız yoksa, otobüsle gidip geliyorsanız yine lisedeki burslu, az biraz özürlü Mert gibi burada da böyle bir kaybınız oluyordu. Ama ne yaptım biliyor musunuz? İrademi kullandım, almadım. Evet, bir Peugeot 106 alabilirdim; alsaydım güzel kızlarla çıkma şansım artacaktı, ama ben bunun yerine geleceğimi kurtarayım dedim ve gittim bir arsa aldım!
Gordon 1991 senesinin Aralık ayında Gulfport'tayken Sun Herald gazetesinde bir haber gördü. Haber, Eindhoven Belediye Başkanı Jan Ritsema'nın, Körfez Savaşı'nda BM kuvvetlerine komutanlık eden General H. Norman Scwarzkopf'la görüşmeyi, generalin "ellerinde çok fazla kan olması" nedeniyle reddettiğini aktarıyordu. Ritsema, Scwarzkopf hakkında, "Mümkün olduğunca çok insan öldürmek adına mümkün olan en etkili yöntemi tasarlamış kişi" demişti.
Gordon, Başkan Ritsema'ya bir mektup yazdı: "17 Eylül 1944'te ülkenizi kurtarmak adına icra edilen büyük hava indirme hârekatında yer aldım. 506'ncı Hava İndirme Alayı bünyesindeki E Bölüğü'nün bir mensubu olarak küçük Son kasabasının yakınlarına indim. Ertesi gün güneye ilerleyip Eindhoven'ı özgürlüğüne kavuşturduk. Görevimizi icra ederken zaiyat verdik. Savaşta kan akıtmaya böyle denir. İki aydan uzun bir süre boyunca çeşitli savunma mevzileri işgal ettik. Hayvanlar gibi, elimizden geldiğince en iyi şekilde çukurlarda ve ambarlarda yaşadık. Hava soğuk ve yağmurluydu. Olumsuz koşullara rağmen, ele geçirmek için çok çetin bir mücadele vermiş olduğumuz alanı muhafaza ettik."
"Dökülen kan şehrinizdeki işgalci Almanların kanıyken, o zamanki Hollanda vatandaşları, sizin kan dökülmesi hususundaki isteksizliğinizi paylaşmıyorlardı. Her şeyi ne kadar da çabuk unutuyoruz. Tarih, sıkıcı bir hafta sonu geçirmeleri yahut golf sahalarının dolu olması durumunda, Hollanda'nın komşunuz Almanlarca yeniden fethedilebildceğini bir kereden fazla olmak üzere göstermiştir."
"Lütfen ülkenizin Liechtenstein veya Vatikan tarafından yutulmasına müsaade etmeyin zira ben geri gelmeyi düşünmüyorum. Bundan sonra tek başınızasınız."