Her şey zaman alır fakat zaman da sonunda her şeyi sizden alır. Dün dündür. Yarın gelir mi belli değildir sadece varsayımdır. An bu an, nefes bu nefes, dem bu demdir…………. Aranan gelecekte değil, şimdi ve buradadır. Bulmak maharet ister, bulamayan mazeret sıralar.
Vicdan insanın güneşidir; ne batar ne doğar, hep oradadır, vardır. Vicdanın sesini dinleyen ruhun haykırışını duyar. Yazık ki o ses bazen kendini yeterince duyuramaz. Ruhun sesi açığa çıkmak için cebelleşirken ya zihinle ya da bedenle çatışma içindedir. Bir şey yapılıyorken veya düşünülüyorken ruh olanla hemfikir değilse huzursuzluk kişiyi ele geçirir.
Acı zannedildiği gibi paylaştıkça azalan bir olgu değil sadece hakkında konuşuldukça daha fazla kişiye bulaşandır. Korku da aynı böyledir. Korku bulaştıkça toplumsal korku haline dönüşüp kuvvetlenebilir. Toplumsal korkular çok güçlü hatta kalıcıdır. Nesillerden nesillere aktarılabilir.
Biz insanlar, suyun içinde anne rahminde oluşur, dünyaya göz açıp havaya doğar, sonra ölümü deneyimleyip toprağa karışırız. Peki o zaman ateş nerededir?