Gözyaşlarına gülümse
Çünkü onlar
İçinden parçalar indirirler yeryüzüne
Dudaklarına gülümse
Kelâmın kirlendiği vakitlerde
Sessizliğin durağı
Erdemin kapıdısıdır onlar
Avuçlarına gülümse
Çizgilerinde kaderin kardelen tohumları
Adımlarına gülümse
Gülümse ki, ayakların
Varmasın bir ömrün cüzzamlı
Küf kokan topraklarına
Ansızın yıkılan evler gibi
Yalnızlığın üzerine çökmeyen
Yüzünün cilası, insanlığın yurdu
Onuruna gülümse
Gülümse ki, gülümsediğin
Bil ki seni de bulur
O müntehâ mahşerinin rahminde
(...)
Tut ellerimden, hadi gülümse
Nurullah Genç / Gülümse
Tarihe gömüyorum acıyı ve ölümü
Yenilgiyi zafer şarkılarına
Çünkü sen geldin; kumrular geldi
İçim içime sığmıyor
Umrumda mı sanki ayrılık trenleri
Ateşten gemiler, çöl çiçekleri
Ay tutulması, rasathaneler
Umrumda mı sanki
Sen geldin; çöllere yağmurlar geldi
Kokusunu unuttu dünyanın çiçekleri
Bana göre değil acı ve ölüm
Gurbet kokan bir hayatım var benim
93 harbinden kalma sokaklarında
İkindi sonrası açan laleler
Eritir dağların kirli karını
Susuz bir denizde hırçın dalgalar
Deler karanlığın kulak zarını
Sen geldin; vefakar duygular geldi
Yakamozlar oynaşıyor sularda
Benim de sırlara erme çağımdır
Buzlu bir vadide gelindir, sevda
Sevda benim sessiz ağırlığımdır
Sen geldin; limanlara
Umut yükleyip boşaltan gemilerle
Ermiş kaptanlara muhabbet duyan
Meczup tayfalar geldi