“ Karşıdan ses geldiğinde doktor kendini tanıttı, sonra, hızla, İyiyim, teşekkür ederim, dedi, sekreter kız, Nasılsınız, doktor bey, diye sormuştu kuşkusuz, zayıflığımızı belli etmek istemediğimizde, İyiyim, deyip geçiştiririz ya öyle söylemişti, hatta ölecek durumda olsak bile iyiyim deriz, kabaca buna yiğitliğe bok sürdürmemek denir, olayları böyle mantıksızca tersine çevirmek yalnızca insan türüne özgüdür”
Gözü ay ve güneşle karşılaştıran pek çok metafordan yararlanılarak Yunan ozan ve filozofu Empedokles, “Yolunu alevin ışığıyla aydınlatmak için nasıl ateş yakarsa insan… Kadim zamanların Ateşi de gözbebeğinin yuvarlağında öyle saklıdır işte” diye yazmıştır. Empedokles’den iki asır sonra Platon da aynı şeyleri düşünür. Fakat Aristoteles, “Madem gözlerimiz dünyaya ışık veriyordu o halde neden karanlıkta göremiyoruz” diye bu kuramı sorgular.