FGA

Şimdi sana nasıl anlatayım; Bahçeden bir çiçek koparmışın, evinde kurutmuşun. Bu ne vazonun suçu, ne çiçeğin suçu...
Duygu ve Düşünce
"En kötü ihtimalle şu yaşanır" diyerek arsızca talep ettiğim muhteşem olasılığın içinde, yaşanabilecek en iyi senaryo; meğer en kötü sandığım ihtimalmiş. Tanrım... O dik başımı önüme eğiyorum ve sesim daha titrek. Duyuyorsun, biliyorum. Belki daha az cümle ve heyecanla; ama daha fazla hüsran ve acıyla yakarıyorum sana. Sahip olduktan sonra kurtulmak için çabalayacağım şeyleri, yalvarırım, tekrar istetme bana...
Duygu ve Düşünce
Kapımın önünde bir tutam yeşillik var, gözüm değdikce bana baharı hatırlatıyor. Hoş güneşte var, kelebekte var hatta yeşile karışmış sarılar... Lakin bana bir tek yeşil samimi geliyor.
Çekip çıkarsam mesela bu evden tüm dağınıklığımı. Tezgahtaki bardağımı, aynadaki kırık tarağımı. Sehpa üzerinde gözleri daima buğulu duran başucu kitabımı. Alsam, vestiyerde yer yer sökülmüş o siyah hırkamı. Arayıp tarayıp bulsam sağda solda kalmış tüm tokalarımı. Hiçbir esamem kalmasa, posta kutusu adımla dolup taşan şu beton kutuda. Hatta tek tek bulsam toplasam halılardan tel tel dökülen saçlarımı. Yaşanmışlıkları silercesine kazısam duvarlardan sesimin yankılarını. Bir valize mi sığar şu camda henüz yansıması duran yıllarım? Yahut bir çöp torbası mı eder zihnimde zebani misali gece gündüz eziyet eden anılarım? Çekipte çıkarsam şu evden tüm dağınıklığımı. Dirhem dirhem toplasam, zerre zerre toplansam yahut tane tane dağılsam...
Ey on bir yıldızın, güneşin, ayın sevgisini bile Züleyha’dan sayan fani gönlüm; İnsanın ipiyle inilen her kuyu, Yusuf’un kuyusudur, bilmez misin?
Hayata Dair