feyza

feyza
@ahfeyza
3 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
"tanrının ölümünün neşeli bir olay haline gelmesi için zaman gereklidir." deleuze
Reklam
"eve dön! her şey affedildi": ".. her çocuk, er ya da geç kendi payına düşecek kaderi belirleyen talih çarkını kendisi için çevirir. çünkü yalnız on beşindeyken bildiğimiz ya da yaptığımız şey sonradan bizi cezbedecektir. hiçbir zaman telafi edemeyeceğimiz bir şey vardır. on beşimizdeyken evden kaçmamış olmak. soradan anlarız: sokakta geçirilen kırk sekiz saat, tıpkı alkalik çözeltide olduğu gibi, mutluluğun kristalini yaratır."... ama evsizliğin şehri kendilerine karanlıktan gün ağarana kadar dolaşılacak bir manzaraya dönüştürdüğü insanlar şehirde izlerini çoktan bırakmışlar. "on beşinde" evden kaçabilmek için ortada bir ev olması gerekir. "ev geçmişte kalmıştır."
ne olursa olsun, kendini aşan bir umutsuzlukla yüklüdür konuşması, yarım yamalaklığıyla her şeye verilmiş bir yanıttır. devam etme gücünü bulacaktır kendinde, hep bulduğu gibi. yeterince sigarası vardır ne de olsa...
yabancı bir kentteyim. benim olmayan bir evde, yabancı bir masada yazıyorum. aslında bana ait bir evin ya da masanın dünyanın hiçbir köşesinde bulunmayacağının bilincindeyim. bunun çoktandır bana acı vermediğinin de... oysa hiçbir kent yeterince yabancı değil. ağaçlar aynı ağaçlar, beton aynı beton. belki, diyorum kendime, bu kez olmak istediğin yerdesin. artık ara istasyonları sevmeyi öğrendin. bu kaybolmuşluk hissinin tadını çıkarmalısın. kimliksizliğin -ne ölçüde mümkünse bu!- yarattığı hafifleme baş döndürücü, hem sıradan, hem olağanüstü. belleğin tıpasını hafifçe aralayarak, geçmişin usul usul dışarı sızmasına olanak tanıyor, böylece yeniliklere, gelecek düşüncesine yer açıyorum. uzun, çetin bir kışa hazırlanır gibi, geleceğe hazırlanmak... gözlerim olabildiğince boş boş bakıyor ki, yeni görünümleri kaydedebilsinler. kulaklarım öykülere ve insanlara hazır. en zararsız, em korkutucu gülümsememi takınmışım. daha otobüs yolculuğunda kaynamış çayla sigaraları istiflediğim mola yerinde, karar kılmıştım bu yüz ifadesinde... hiçbir çıkar beklemediğim insanların karşısında alttan almanın tuhaf keyfi...
bütün bu deneyimden iki insan yüzü kaldı benimle, ilki konca kuriş'in gün ışığı gibi parlayan yüzü... savunduklarını savunanilmesinin ne denli bir yüreklilik gerektirdiğini ancak kavrayabildim. hele söz hakkı alan her kadının,"ben terörist değilim" dercesine, hemen feminist olmadığını belirttiği toplulumuzda...(neden değilsiniz? kadınların erkeklerle eşit güç ve statüye sahip olduklarına mı inanıyorsunuz? yoksa işin özünün bütün bu gün ve statülerin sorgulanması olduğuna mı katılmıyorsunuz?)