üniversitenin daha çok bir fabrika sistemini andırdığını gördüm: Kartımızı sokuyor, tezlerimizi veriyor, kartımızı bir kez daha sokup çıkarıyor ve bütünüyle eğitimli yetişkinler olup çıkmışız gibi kendi halimize bırakılıyorduk.
Diploma, kendimizi iş dünyasına, pazara sunmak için bir hazırlıktan öte bir anlam taşımıyordu.
Okulların, üniversitelerin ve yetişkin eğitiminin insanlara sadece kariyerleri değil, iyisi kötü süyle hayat konusunda da biraz yol gösterici olmaları gerektiğine inanıyorum.
İnsan manzaralarına bakıyoruz
Kimi zengin ve mağrur Kimi aç,
sefil, perişan Kinler görüyoruz,
gözlerde biriken Acımasız Sıkılan yumruklar, gergin insanlar
Kimi yerde cüceler oturmuş,
devlerin yerine
İnsanlar görüyoruz keyifli Buruk, yenik, yitikler de var Sıcacık davranışlar görüyoruz, ara sıra Yüzü ak İçi pak
Gözleri ışıl ışıl, sevgi dolu insanlar
Açı doyuran, çıplağı giydiren yiğitler İnsanlar görüyoruz Düşünce girdabında boğulan Fikirsiz, şükürsüz gezenler de çok Nutuk çekenler Gözyaşı dökenler var kıyıda köşede Soluk soluğa yaşayanlar Hayata kahredip, toplumdan kaçanlar Renkler, sesler, ışıklar birbirine girmiş Sevgiler, hüzünler iç içe Acı, tatlı yan yana birbirinden habersiz