Kur'ân; İnsanlığı, Hakk ve Furkân Olan Yüce Söz ile zihin ve kalpte inşâ ve ihyâ; Kâinatı ise selîm akıl ve mürşîd ilimle ifâ ve izâh eder. İnsan ise Kur'ân ile inşâ olunduktan sonra toplumu ihyâ eder. Toplum, ancak Kur'ân ile inşâ ve ihyâ olunursa 'Medeniyet' sıfatı üzere hâsıl olur.
Kur'ân ile inşâ ve ihyâ nasıl olunur?
Evvelâ Kur'ân'ı özünde saf bir bilinç ve hür irade ile okumalı, özümsemeli ve çözümlemelidir.
Kur'ân, furkân ve mübîn, Allah'ın ise Âlim ve Hakîm sıfatını taşıması gereği doğruyu yanlıştan ayırıcı, eksiksiz ve açıktır. Nitekim Allah Teâlâ, Nahl Sûresi'nin 89. âyetinde şöyle buyurmaktadır: "...Bu Kitabı sana, her şey için bir açıklama, Müslümanlar için de bir rehber, rahmet ve müjde olarak indirdik."
Bunun gibi birçok âyet vardır ve Kur'ân'ın İslâm'ı anlamada, yaşamada ve yaşatmada yegâne rehber olduğu anlaşılmaktadır. Aslında bir mânâda düşündüğümüzde Kur'ân'ın tek kaynak olduğunu anlamamız için bu âyetlere dâhi lüzûm yoktur, zirâ Allah'ın yüceliğini kavrayan bir kimse için eksik ve anlaşılmaz bir mesajla insanı sınava tâbi tutan bir Tanrı kendi içinde çelişki barındırır. Velhasılı, Kur'ân ile yaşamanın yolu ancak Kur'ân'ı anlamadan ve anlatmaktan geçer. Kur'ân'ı anlayan Allah'ı, Allah'ı anlayan Kur'ân'ı anlar.
Zuhruf Sûresi'nin 44. âyetinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz ki o (Kur'ân), senin ve kavmin için (gerçeği) hatırlatan (öğüt)tür. İlerde ondan sorulacaksınız."
Bu ayet gereği insanı sorgulayacağı mesajın içinde bulunduğu kitabı gönderen Allah'ın eksiksiz ve anlaşılmaz bir kitapla bizi imtihân etmesi olası ve mantıklı değildir.
Esselâmu Aleyküm.