Botter Apartmanı çok uzun zamandır görüp okumak istediğim bir kitaptı, ama büyük hayal kırıklığıyla bitirdim. Aslında apartman ve tarihi gibi çok güzel bir konu vardı yazarın elinde. Ama bu malzemeler hiç iyi kullanılamamış. Karakterler yüzeysel ve konular çok hızlı geçiştirilmiş. Kaan ile Esta'nın daha ikinci görüşte birbirlerine deliler gibi aşık olması bana asla geçmedi. Kadın İtalya'dan gelmiş, Kaan'sa hastaları olan bir psikiyatr ve birdenbire aşık oluyorlar. Kendi hayatları yok mu bu insanların? Aşık olacak kişi arıyordunuz da karşılaştık bari aşık olalım mı dediniz? Kaan Esta'yı niye hemen evine alıyor, her şeyine dahil ediyor? Karakterlerin altı çok boştu, olayların altı da çok boştu ve zorlamaydı. Sahneler acele acele yazılmış gibi. Bir de cümleler çok düz, çok basit. Kitap değil de mesajlaşma okur gibi okudum. Kitap olarak çok yetersiz geldi bana. Sevenler de vardır ama ben zevk alamadım ve başka zevk alamayan okurlar olduğunu da gördüm. Yazarın emeğine saygım var ama Markiz'deki Kadın romanı da çıkmış ama onu okumak için içimde bir merak ya da istek yok.