“Bu yarattığı küçük çapta etkili kaosun ortasında yalnızca bir izleyici değildi. Her bir müdahalesi, ona bir tür tatmin ve güç hissi veriyordu. İnsanları kontrol etmek, onların hayatlarını şekillendirmek, ona kısa süreli bir zafer hissi veriyor, ama bu his hızla yerini daha büyük bir boşluğa bırakıyordu.”
-İzleyici
-Buğracan Tuğçin Güder
“Yarattığı kaosun sınırlarını zorlarken, içindeki kontrol kaybı korkusuyla baş etmek için yeni stratejiler geliştirdi. Her hamlesini titizlikle planlamıştı, ama insanların bu yaptığı hamlelere giderek daha kaotik bir şekilde tepki vermesi, onun için bir tehdit hâline geliyordu.”
- İzleyici
-Buğracan Tuğçin Güder
Zamanla gözlemcilik tutkusu daha ileri boyutlara ulaştı. Artık yalnızca dışarıdan izlemekle yetinmek istemiyordu. İnsanların yaşamlarına daha derinlemesine sızmayı arzuluyordu.
O yazdan sonra her fırsatta insanları izlemeye daha çok vakit ayırmaya başladı. Karşı apartmandaki pencere onun için bir başlangıçtı, ama zamanla sokaklar, parklar ve mahalledeki diğer evler de onun “gözlem alanı”- na dönüştü. İzlemek, yalnızca bir alışkanlık değil, onun için bir tür terapi olmuştu. İnsanların farkında olmadan hayatlarının bir parçası olmak, onun içindeki boşluğu dolduruyor gibi hissediyordu.