Ahmet Taha

Ahmet Taha
@ahmettahacelik
Okuduğu kitapların ve beğendiği alıntıların arşivini tutan bir üniversite öğrencisiydi, artık mühendis oldu. Eleştiri ve önerileriniz için: forms.gle/wFGtuFrZ6rE2hBag9 linktr.ee/ahmettahacelik
Ahmet'in Şiddetle Tavsiye Ettikleri
western-guavaberry-49e.notion.site/Ahmet-in-iddetl... Geçen gün bir kullanıcının profiline, incelemelerine bakıp en beğendiklerini kendime kitap önerisi olarak not alıyordum. O sırada aklıma bir soru geldi. Ya çok beğendiği bazı kitaplara inceleme yazmamışsa bazı okurlar (ben) gibi? İnceleme yazdığı kitapların en beğendiği ve önerdiği kitaplar olduğunu nasıl varsayabilirim ki? Keşke dedim kendime, her okurun sayfasında okuyup çok beğendiği, herkesin okumasını istediği kitapları içeren bir sekme, bir liste olsaydı. Başka okurların profillerine böyle bir sekme ekleyemem tabii ki ama kendi sayfam için yapabilirim en nihayetinde. Okumuş olduğum kitaplardan en beğendiklerimi, bu kitabı okumak bana çok şey kattı dediklerimi, şiddetle okunmasını tavsiye ettiklerimi bu liste altında toplamaya çalışacağım. Listedeki her bir kitap çok değerli benim için, aşağıda olanları daha az yukarıda olanları daha çok öneriyorum gibi bir durum söz konusu değil asla. Belki ilk birkaç kitap istisna olabilir =) (1k üzerinde uzun bir ileti okumak ve düzenlemek biraz zahmetli olduğundan dolayı listemi notion uygulaması üzerinden hazırladım.)
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fermat'nın Son Teoremi'nin ünü, sadece ispatlanmasının zorluğundan gelir. Bir de tabii Amatörler Prensi'nin, kuşaklar boyunca profesyonel matematikçileri uğraştırıp duran bu ispatı yaptığını söylemiş olmasından. Arithmetika'nın sayfalarına rasgele yazdığı notlar, onun dünyaya meydan okuması gibi anlaşılmıştır. O Son Teorem'i ispat etmişti; acaba onun zekâsına ulaşacak başka bir matematikçi daha çıkacak mıydı? İlginç bir mizah duygusuna sahip olan G.H. Hardy, başka hangi mirasın bu denli huzursuz edici olabileceğini sormuş ve bunu tasarlamaya girişmişti. Düşündüğü şey, deniz yolculuğu korkusunu aşmasına yarayacak bir tür sigorta poliçesiydi. Böyle bir yolculuk yapması gerektiğinde, bir meslektaşına şu telgrafı yollayacaktı: RIEMANN HİPOTEZİNİ ÇÖZDÜM STOP AYRINTILARI DÖNÜNCE VERECEĞİM STOP Riemann hipotezi 19. yüzyıldan beri matematikçilerin başına bela olmuş bir problemdi. Hardy bu durumda Tanrı'nın asla boğulmasına izin vermeyeceğini, çünkü ikinci bir korkunç hayaletin ortaya çıkıp matematikçilerin hayatını karartmasına razı olmayacağını düşünmüştü.
Sayfa 98 - 99·Kitabı okuyor
Matematiğin kelime hazinesine sıfırı katmanın yanı sıra, ilkel Yunan sembollerinin ve hantal Roma rakamlarının yerine bugün evrensel olarak kabul gören sayı sistemini geçirdiler. Bu da yine lafı edilmeye değmeyecek bir ilerleme sanılabilir; ama CLV ile DCI sayılarını çarpmayı deneyin bir, o zaman bu atılımın değerini anlarsınız. 155'le 601'i çarpmak çok daha kolay. Bir bilim dalının gelişebilmesi onun iletişim ve fikir üretme yeteneğine bağlıdır; bu da yeterince ayrıntılı ve esnek bir dil gerektirir. Pythagoras ve Eukleides'in fikirleri o zamanki kullanışsız ifade biçimi nedeniyle daha az zarif değildi elbette ama Arap sembollerine çevrildikten sonra çiçek açtılar, yeni ve daha zengin kavramlar da onların meyvesi oldu.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Klasik anlayışa göre matematiksel ispat bir dizi aksiyomla, yani doğru oldukları varsayılan ya da besbelli olan bir dizi ifadeyle başlar. Sonra mantıksal çıkarsamalarla adım adım ilerleyerek bir vargıya ulaşılır. Aksiyomlar doğruysa ve mantık süreci de kusursuzsa, vargı da reddedilemez. İşte bu vargıya teorem denir. Matematik teoremleri bu mantık sürecine dayanır ve bir kez ispatlandılar mı, sonsuza kadar doğrudurlar. Matematiksel ispat mutlaktır. Böylesi ispatların değerini takdir edebilmek için en iyisi, onları daha zayıf ilişkilere dayanan bilimsel ispatlarla karşılaştırmaktır. Bilimde fiziksel bir görüngüyü açıklamak üzere bir hipotez öne sürülür. Eğer sözkonusu görüngüye yönelik gözlemler hipoteze yakın sonuçlar veriyorsa, bu, hipotezin lehine bir veridir. Ayrıca hipotez, sadece bilinen görüngüleri betimlemekle kalmamalı, başka görüngülerin sonuçlarını da öngörmelidir. Deneyler yapılarak hipotezin öngörü gücü sınanabilir. Eğer başarılı olmayı sürdürüyorsa hipotez daha da desteklenmiş demektir. Sonunda, hipotez karşı çıkılamayacak kadar çok veriyle desteklendiğinde, bir bilimsel kuram olarak kabul edilir. Ne var ki bir bilimsel kuram, hiçbir zaman bir matematiksel teoremle aynı mutlaklık düzeyinde kanıtlanamaz; sadece ulaşılan veriler temelinde çok muhtemel olarak görülebilir. Bilimsel adı verilen ispat, gözlem ve algılamaya dayanır; bunların ikisi de yanılmaya açıktır ve doğruya sadece bir yaklaşma sağlarlar. Bertrand Russell'ın da belirttiği gibi: “Bu bir paradoks gibi gözükse de, bütün kesin bilimler yaklaşma fikrine dayanır." En yaygın kabul gören bilimsel “ispatlar” bile küçük bir şüphe payı içerir. Bazen bu şüphe iyice küçülür belki, ama hiçbir zaman tamamıyla yok olmaz, çünkü bir başka zaman, yanlış olduğu kesin şekilde gösterilebilir. Bilimsel ispatın bu
Sayfa 44 - 46·Kitabı okuyor
Bu noktada şunu belirtmek önemli: Söz konusu teorem bütün zamanlar boyunca Pythagoras'ın adıyla anılacak olsa da, aslında ondan bin yıl önce Çinliler ve Babilliler tarafından kullanılmaktaydı. Ancak o kültürler, bunun bütün dik açılı üçgenler için geçerli olduğunu bilmiyorlardı. Bu teorem sınadıkları üçgenler için kesinlikle doğruydu, ama sınamadıkları bütün dik açılı üçgenler için de doğru olduğunu göstermenin bir yolunu bulamamışlardı. Pythagoras'ın bu teoremi sahiplenebilmesinin gerekçesi, onun evrensel doğruluğunu ilk kez kendisinin göstermiş olmasıydı. Ama Pythagoras, teoreminin bütün dik açılı üçgenler için doğru olduğunu nereden biliyordu? Sonsuz sayıdaki çeşit çeşit dik üçgeni tek tek sınamayı düşünemezdi. Yine de, teoreminin mutlak doğru olduğundan yüzde yüz emin olabilmişti. Onun bu güveninin nedeni, matematiksel ispat kavramında yatar. Bir matematik ispatı aramak, diğer her türlü bilim dalının topladığı bilgilerden daha mutlak bir bilgiyi aramak demektir. İspat yoluyla nihai doğruya varma arzusu, matematikçileri son 2500 yıl boyunca hep harekete geçirmiştir.
Sayfa 43·Kitabı okuyor