Tuğçe

Tuğçe
@ahtuti
İçinde hala acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı.
Reklam
İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır.
Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.
İçindeki korku iblisçe peşindeyken ne okuyabiliyor ne başka bir şey yapabiliyordu. Kendini hasta hissediyordu. Kalp atışları bazen o kadar şiddetleniyordu ki, bir yere oturmak zorunda kalıyordu. Huzursuz bir ağırlık, neredeyse canını yakan bir yorgunluğu tüm uzuvlarına yayıyor, ama bedeni yine de uykuya direniyordu. Korku tüm varlığını kemirerek boşaltmış, bedenini zehirlemişti.
Bu insanla bir zamanlar ilişkisi olması, Irene'ye birden gerçekdışı ve anlamsız görünmeye başlamıştı... Yaşamında hiçbir yeri hiçbir çekiciliği yoktu, bir anısı bile kalmamıştı. Bir zamanlar bu adamın dudaklarını dudaklarında hissetmiş olduğuna şimdi inanamıyordu. Onunla hiçbir zaman yakınlaşmamış olduğuna yemin edebilirdi. Irene'yi onun kollarına iten ne olmuştu, hangi dehşet verici çılgınlıkla, şimdi ne yüreğinin kavradığı ne aklının aldığı böyle bir maceraya sürüklenmişti? Artık hiçbir şey anlamıyordu, bu olaylardaki her şeye yabancıydı, kendisine bile.
Reklam