Anıl

9/10
·208 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 12:30
“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” cümlesiyle açılan, Gospodinov’un babası üzerine kaleme aldığı bir yas kitabı. İçinde mükemmel cümlelerin yer aldığı; okurken burnumun direğini sızlatan, düşündüren ve her ne kadar farklı milletlerden olsak da baba figürlerinin her coğrafyada ne kadar benzer olduğunu gösteren bir kitap oldu benim için. Geçen sene İngilizcesini okumuştum. Türkçe çevirisini bulunca, hiçbir cümleyi kaçırmamak adına tekrar okumak istedim ve yine aynı duyguları bana hissettirdi. Adeta “Babam ve Oğlum” filminin kitap versiyonu. Kitapta ayrıca yazarın, kendi yazdığı diğer kitaplarındaki cümlelerle selam vermesi çok akıllıcaydı. Sanırım hayatım boyunca hatırlayacağım bir kitap olacak; özellikle de 75. bölümüyle.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
10/10
·296 syf.··
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 16:19
Yahu ben ne okudum şimdi? Bellek ve geçmiş üzerine mükemmel bir kitap. Ancak belirtmem gerekir ki okuması veya anlaşılması hiç kolay bir kitap değil. Eminim bu kitabı birden çok defa okuyup daha da anlamaya çalışacağım. “Er ya da geç tüm ütopyalar tarihi romana dönüşür.” Bireysel bir ihtiyaç üzerinden başlayan “zaman sığınağı”, topluluklara, ülkelere yayılıyor. Avrupa tarihini, kitap konusuyla ilgili anlattığı bir bölüm de var. Eminim her okuyucu benzer soruyu düşünmüştür kitabı okurken; “hangi yıla dönerdik?” Zeki, dokunaklı ve düşündürücü bir kitap.
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,666 okunma
9/10
·188 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 00:00
15 yaşındaki bir “oğlancık”ın kendinden yaşça büyük bir kadınla, Hanna, olan hikâyesiyle başlayan kitap, yıllar boyunca onun zihninde yankılanan soruların peşinden gidiyor. Bazı sorular cevap buluyor, bazılarıysa cevapsız kalmayı seçiyor. Ama cevapsız kalanların insanın peşini ömür boyu bırakmadığını, hatta hiç beklenmedik bir anda yeniden filizlenebildiğini gösteriyor kitap. Hikaye ilerledikçe, yalnızca bireysel bir yüzleşmeye değil, tarihin karanlık bir dönemine de dokunuyoruz. Hanna’nın geçmişi, Nazi döneminin gölgesinde şekillenmiş bir sessizliği ve taşınan bir yükü okuyoruz. Sevdiklerimiz tarafından işlenen suçun büyüklüğünü ve sebeplerini de sorgulatıyor kitap. Sevdiğim bir cümle ile bitireyim; “kaçış yalnızca bir uzaklaşma değil, bir varıştır aynı zamanda.”
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,571 okunma