Kitabın içeriğine söyleyecek sözüm yok, zira beni aşar. Yazarın derdi; dinin izini neandertallerin dahi kalıntılarını izleyerek bulabilirsiniz. Tek bir insan olmuş olsaydı bile yine din ve inanç olacaktı. (ki kitapta akademisyenlerden bir tanesi şöyle diyor; ateizm günümüzde ortaya çıkan bir kavram eski zamanda ateizm yoktu) Batılı akademisyenlerin iddia ettiğinin aksine, din monoteist yani tevhid odaklı başlamıştır zamanla da henetoistik (inanç yönüyle tek ama amelde çok tanrılı) veya politeizme (çok tanrılı) kaymıştır. Asyada,Avrupada,Amerikada,Kutuplarda inancın ne şekilde başlayıp nasıl değiştiğini göstermeye çalışmış. Kitap, bence baştan başlayıp da bitireyim şeklinde okunacak bir kitap değil, zira isim ve bilgi çorbası içinde kaybolabiliyorsunuz.
Bazen bu mecrada kelimelerin, manaların kesrete kurban gittiğini düşünüyorum. Kendi okumama bakıyorum, herhangi bir kitaptaki bir cümle için 'of güzel cümleymiş' düşüncesi, çoğu zaman 'sen alıntı için mi okuyosun ayşe, sırf buraya bir şeyler yazabilmek için mi okuyosun' şeklinde iç seslerle kendime kızarak noktalanıyor. Sonra tası tarağı toplayıp her şeyi eski usül defterlere not edip gidesim geliyor. Ama bakıyorum burada güzel şeyler düşünen, okuyan, yazanlar da var ki bazen beni silkeleyenler de olmuştur... Neyse bu konuda gidip geliyorum... Kitabı okurken daha çok hissettim bunları çünkü yazar 'varlık tınımızı' sorgulamamızı istiyor. Burada tınıyı ruh, nefs, bizi insan yapan şey olarak algılayabiliriz. Modern toplumda bizi 'insan ve biz' (bence insan olmak ve biz olmak farklı şeyler) yapan şey nasıl bozuldu ve nasıl tamir edilir, bunlara açıklama getirmeye çalışıyor yazar. Çok güzel belirtilmiş ifadeler vardı, ama alıntılamak istemedim okuma tınım bozulacak gibi geldi, yazarın derdi olduğu belli ve kitabın sonuna doğru da o tınıyı bulmak için öncelikle o sancıyı çekmemiz gerektiğini belirterek noktayı koymuş. Tabi benim gibi bu kadar düz ifade etmemiş. Konuların bağlantı noktaları, seçilen kaynaklar ve bunların harmanlanması beni hayli etkiledi.
Tolkien in dediği gibi "Bence anlatılmaya değer her hikayenin ahlaki bir dersi vardır". Bu kitaptan bir sürü ders çıkarılabilir: 1.Aile çetele tutmaz; aile üyelerinizden herhangi biri bir şeyleri batırmış olabilir onu öylece bırakacak mısınız hem hatasının hem de sonuçlarının altında, evet sonuna kadar uyardınız ama yine de hataya bulaştı bir şekilde. Bence aile olmak tam burada devreye giriyor: "Sevgi eritir buzu" (Karlar ülkesinden alıntı:)) Ne kadar da klişe veya keşke bu kadar basit olsaydı denebilir ama sevginin iyileştirici gücünü hangimiz inkar edebiliriz ki? Hem psikolojik hem de fizyolojik olarak kanıtlanmışken üstelik. Hem ne kadar basit hem ne kadar zor saf sevgi. 2.Hikaye altından değerlidir. Allah (c.c) bazen bize daha iyi anlamamız için hikayeleştirerek anlatmıyor mu: "Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen de, istenen de âcizdir." - Hac/73- Sevgili peygamberlerimizin kıssaları, büyüklerin hayat hikayeleri hepsi ibretlik dersler içerir. "Bak ben zamanında bunu yaşadım. Ben ışığa çağırdım sonuç bu oldu, onlar karanlığı seçti sonuç bu oldu. Oku, düşün, ibret al ve uygulmaya çalış en azından uygulama yönünde çabala". 3.Kurallar çiğnenmek için değildir, rutin rahmettir. 4.Kitaplar iyileştirir ...(Doğru kitap kavramı kişiden kişiye değişir elbette ama iyi ve kötü, karanlık ve ışık seneden seneye değişmez, kişinin kendi idrakine düşer) 5.Geçmişi hiçbir şekilde değiştiremezsiniz o zaman "Allah abes iş yapmaz" ve "olmuş olan olması muhtemel olandan daha hayırlıdır/ İbn Arabi" sığın...(kitapta olduğu gibi zaman makinesi veya bir şekilde portal kullanarak geriye gitsen bile olacak olan
Yüzeysel olacağını düşünerek başlamıştım zaten ama beklentimden daha fazla yüzeysel geldi. Say yayınlarının 101 serisinde okuduklarımın içinde en iyisi dünya tarihiyle ilgili olandı.
Okurken acaba ne öğrenicem diye heyecanlandığım nadir kitaplardan. Yazarın Arapçaya ve İncil, Tevrat gibi kaynaklara hakimiyeti takdire şayan dolayısıyla mukayeseli içerikle karşılaştığınızda okuyucu olarak siz de genellikle tatmin oluyorsunuz. Kur'an'ın tarih kitabı olmadığını ve kıssalarda, mesajın okuyucuda açık olacak kadar ayrıntı verildiğini, diğer tahrif edilen kitaplarda ve metinlerde edebe aykırı şeylerin, edep çerçevesi içinde düzeltildiği anlatılanlardan sadece bazıları. Bu kitapta bahsedilen sadece Hz. Musa zamanındaki yahudiler değil, bu dönemdekilerden Medinedekilere uzanan bir mesaj, oradan da günümüze kadar gelen ve bizden sonrakiler için de yaşayacak dersler... Ben, üç kitabı da çok seviyorum, inşallah devamı olan bir seri olur. Yazarın Kuran hakkında kelime kelime analiz ettiği tüm dersleri çevrilse de biz de nasiplensek, tavsiyedir..