Bu takkeyi giyen benim için kendi hayatımı devam ettirmek çok zor ama yine bu takkenin altındaki benim için senin hayatını yok etmek ne kadar kolay biliyor musun?
Köyde, vergiciler ve mükellefler derin uykudaydılar. Belki de kurt gibi acıkmış olanların çık sık gördüğü gibi bir ziyafet rüyasını görüyorlar ya da oraya buraya sürülen öküzler ve köleler gibi rahatı ve dinlenmeyi görüyorlardı düşlerinde. Mışıl mışıl uyuyan bu bir deri bir kemik kalmış insanlar rüyaları sayesinde hürriyetlerine kavuşuyorlar, karınlarını tıka basa doyuruyorlardı.
“Bana gelince, en büyük arzum bu dünyaya ait olduğumu unutabilmek. Ne onun bana, ne benim ona verebileceğimiz hiçbir güzellik yok, Şarap hariç. Bu açıdan pek birbirimize benzemiyoruz galiba aslında düşünüyorum da biz, siz ve ben hiçbir bakımdan birbirimize benzemiyoruz.”