Bu gibi zamanlarda hep endişe verici duygulara kapılıyordum. O zaman karşımda gördüğüm şey, bencillik ve kinden oluşmuş, matematiksel yasalara göre başarıya gidebilecek ama insanlığın da sonunu getirebilecek olan felsefeydi.
Ulus, kapitalist sınıfların bir icadıydı; vatan ise işçi sınıfını sömürmek için burjuvazinin bir enstürmanıydı. Yasaların otoritesi, ploreteryayı bastırmak için bir araçtı; okul, köle malzemesi üreten, köle yetiştiren bir kurum; din, halkları aptallaştıran sömürme aracı; ahlak, koyun sabrının bir işaretiydi. Pisliğe bulanmamış hiçbir şey yoktu.