Kimse, kendi kâbusunu yaşamadan başkasının karanlığını anlayamaz. Ateşin gölgesi yoktur; bu yüzden insanın içindeki yangını, dışarıdan bakan ne görebilir ne de hissedebilir. O yangının içinde kavrulurken bile dışarıya suskun, dimdik bir duruş göstermek zorunda kalırsın; çünkü kimseye yaslanamazsın, çünkü bazı acılar sadece sahibine aittir.
Yük kalpte olunca, kimseye şunun ucundan tut diyemiyorsun.
Suskunluğumuz, zayıflık değil anlatılmayan bir acının ağırlığıdır.
Bu hayat, içimde kanayan yaralarla ayakta kalmaya çalıştığım bir sessizlikti.
Uyumak istiyorum. Sadece uyumak.
Aslında gözlerimin değil, acılarımın uykuya ihtiyacı var.
Bu yüzden bazen hiç uyanmamak, uyanamamak ümidiyle kapatıyorum gözlerimi.