Korkulması gereken şey bilgi değil, düşünmeden bağlanılan inançtır. Çok okuyan insan, farklı fikirlerle karşılaşır, zihni genişler ve hakikatin tek bir pencereden ibaret olmadığını kavrar. Oysa tek bir kitaba sarılıp onu sorgulamadan kutsal ilan eden kişi, aslında düşünmenin sorumluluğundan kaçıyordur. Okumadan inanmak, anlamadan savunmak, insanı hakikate değil kendi dar dünyasına hapseder. Asıl cehalet, bilmemek değil bildiğini sanmaktır. Sorgulayan insan değişir, gelişir ve gerektiğinde kendi doğrularını bile yeniden gözden geçirebilir. Fakat hiç okumadan kesin doğrulara sahip olduğunu düşünen biri, karanlığına bir anlam yükler ve onu gerçeklik zanneder. Bu yüzden korku, bilgiye açık olandan değil, düşünmeye kapalı olandan doğar.