Oysa öğrenmek böyle değil, küçük bir çocuğun süt içmesi gibidir. Süt nereye gitti? Koluna mı gövdesine mi? Hangi süt damlası hangi eti oluşturdu? Bunları bilmek imkansızdır. Vakıada gözlenen şey, çocuğun büyüdüğüdür. Kitap okumak da yaklaşık bunun gibi bir şeydir.
Bu satırları, denize bakan bir bahçede ya da ruha huzur veren müzik eşliğinde yazmıyorum. Çevremde bülbül ötüşleri de duymuyorum. Tek gördüğüm, insanı öldüren kapkaranlık bir hücre.
Artık beklenecek mekan kalmadı Kudüs'te
Artık mekan insansız kaldı Kudüs'te
Tuğyanın azı dişleri dikildi Kudüs'te
Siyonizm ve yerleşim yerleri dikildi Kudüs'te
Artık taşın bir değeri kalmadı Kudüs'te
Artık ezanlar duyulmaz oldu Kudüs'te
İşgal, hüznün acılarını dikti Kudüs'te
Zeytin ağacı düşmanları çoğaldı Kudüs'te
Artık türbeler lem'asız kaldı Kudüs'te
Artık Silvan mahallesi kalmadı Kudüs'te
Karanlık ve delilik dikildi Kudüs'te
Susuzluk ve bitkinlik dikildi Kudüs'te
Artık zeytinyağı kalmadı Kudüs'te
Artık namaz kılanlar inanmaz oldu Kudüs'te
Zulüm, kanun dinlemeden dikildi Kudüs'te
Zalim, zorba hakimler dikildi Kudüs'te
Artık ekmek yoğrulmaz oldu Kudüs'te
Artık üzüm ve nar yetişmez oldu Kudüs'te
Merhamet yerine nefret dikildi Kudüs'te
Cahillik ve tuğyan dikildi Kudüs'te
Artık dinler kalmaz oldu Kudüs'te
Artık namaz kılınmaz oldu Kudüs'te
Düşmanlar, felaket ve afet dikti Kudüs'te
Vahşiler ve deliler dikildi Kudüs'te
Artık beyaz renk kalmadı Kudüs'te
Artık gökyüzü renksiz kaldı Kudüs'te
Hüzünle dolu bir kalp dikildi Kudüs'te
A'ma gözsüz bırakıldı Kudüs'te
Artık mekânlar mekânsız kaldı Kudüs'te
Artık Kur'an okunmaz oldu Kudüs'te