Açlıktan kıvranan işsiz bir insan özgür müdür? Okuması yazması olmayan, bilgisiz, kültür ve kitap dünyasının dışında bırakılmış bir insan özgür müdür? Yılın elli iki haftasında bir işe zincirlenmiş, bir kaç gün olsun dinlenme, tatil yapma, seyahat etme olanağı olmayan bir insan özgür müdür? Sürekli olarak geçim derdiyle boğuşan bir insan özgür müdür? Hep işinden olma korkusu içinde yaşayan bir insan özgür müdür? Yetenekleri olduğu halde bunları geliştirmek için okula gitme olanağı olmayan bir insan özgür müdür?
Sosyalizmin amacı bir sınıf egemenliğini kaldırıp yerine bir yenisini koymak değil, fakat bütün sınıfları, yani sınıflı toplumu ortadan kaldırmaktır; sosyalizmin amacı her türlü sömürünün sona erdiği sınıfsız bir topluma ulaşmaktır.
Kapitalist toplumda devletin ilk görevi, kapitalist sınıfın, işçi sınıfı üzerindeki egemenliğinin özü ve temeli olan üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetini savunmaktır. Buradan şu sonuç çıkar: Eğer işçi sınıfının amacı üretim araçlarındaki özel mülkiyeti kaldırmaksa, işçi sınıfı egemen sınıfın devletini yıkıp onun yerine kendi devletini koymak zorundadır. İşçi sınıfının iktidara gelmesi -devrimin başarıya ulaşması- ancak egemen sınıfın devletinin yıkılması ve onun yerine bir işçi sınıfı devletinin kurulmasıyla mümkündür.
Marx sosyalizmi ütopya olmaktan kurtarmış, bir bilim haline getirmiştir. Kusursuz bir toplumsal düzenin hayalci bir tarifi yerine, ayakları yere basan bir toplumsal ilerleme teorisi koymuştur; toplumu değiştirmek için egemen sınıfın acıma duygusundan, iyi niyetinden, zekâsından bir şeyler beklemek yerine, işçi sınıfının kendi kendini kurtarmasına ve yeni düzenin mimarı olmasına bel bağlamıştır.