Hükümetin bahşettiği öğretim üyeliği konumunu işgal eden profesörler, yürürlükteki yasalara saygıyı asgari ölçüde de olsa incitebilecek eylemlerden kesinlikle kaçınmak zorundadırlar.
Hukukla ahlakın çatışmaya başladığı andan itibaren vatandaşlar ahlak duygusu ile hukuk saygısı arasından birini feda etmek gibi son derece zalim bir seçimle yüz yüze gelirler.
Yasallaştırılmış yağmanın eninde sonunda yağmacıların da aleyhine döneceğini bilmek de bir bilinçlenme sorunudur. Yasal yağmanın yok edilememesinin nedeni, işte bu bilinç eksikliğidir
Kendi kişiliğine saygı gösterildiği, emeğini istediği gibi kullanabildiği, emeğinin ürünlerine karşı girişilecek her türlü haksız saldırılara karşı korunabildiği sürece hiç kimse yönetime karşı gelmeyecektir. Bu şartlarda, işlerimizde başarı kazandığımızda, devlete hiçbir minnet borcumuz olamayacağı gibi, don ve dolu afetleri yüzünden tarlasında gerekli verimi elde edememiş bir çiftçi gibi, işlerimizdeki talihsizlikler yüzünden de onu kınamaya hakkımız olamayacaktır. Devlet, ancak böyle bir yönetim anlayışının sağladığı güvenlikl hizmeti sayesinde hissedilebilecektir.
Devletin özel işlerimize karışmaması halinde, hem ihtiyaçlarımız hem de onları tatmin imkanlarımız mantıkı bir gelişme çizgisi izleyebilecektir, işte, bu mantıkı gelişme sayesindedir ki, ne yoksul insanların yiyecek ekmek bulamadan önce edebiyat öğrenimine talip olduklarına, ne kırsal alanlar aleyhine kentsel alanlarda ne de kentsel alanlar aleyhine kırsal alanlarda aşırı nüfus sorununa rastlamak mümkün olacaktır.