Yazar, ideal toplum düzenini kurma uğruna hukuku araçsallaştıran ve topluma karşı fazla gaddar, tepeden bakan düşünürleri korkusuzca eleştiriyor. Üstelik bunu dili çok hafif ve anlaşılır örnekler sunarak yapıyor. Masa başından toplum düzeni kurulamayacağını, toplumun insanlardan oluştuğu ve bu insanların kendilerine özgürlük tanınması gerektiğini sıklıkla ifade ediyor. Kitabın ana teması özgürlük bile denilebilir. Ama özgürlü deyip bırakmıyor bunu içi dolu bir şekilde ifade ediyor. Hukuk sınırlarının adaletsizligini engellemek olarak sınırlıyor. Sınırlamasındaki amaç gene özgürlükten kaynaklı. Her noktada kararı kanun koyucunun aldığı bir düzende özgürlük ve iyi yaşama ulaştıramayacağımızı belirtiyor. Bu noktada hukuk, geniş bir anlamda kullanılmış. Yani bize uymamızı belirten kuralların hepsi kısaca maddi ve usul birlikte. Başka bir bakış açısı kazandırması açısından -ki gerçekten çok iyi- okunmasını öneririm.
Fransız liberal kuramcı Frédéric Bastiat'nın çağdaşı olan sosyalist yazarları eleştirdiği bu deneme; hukukun amacı, yasaların kapsamı, devlet-toplum ilişkisi ve liberalizm üzerine.
Bir hukuk devletinde yaşayan her birey bir iki gününü ayırıp okumalı.
Çok da tanınmayan iktisatçı ve hukukçu Fransız düşünür ´Hukuk´ kavramını yeniden tanımlıyor. Bizler hukukun amacının ´adaleti sağlamak´ olduğunu öğrenmiş olmamıza rağmen, yazar farklı bir yaklaşımla hukukun amacının ´adaletsizliği engellemek´ olduğunu ifade ediyor. Ona göre güvenliği sağlamak ve adaletsizliği önlemekle uğraşan bir hukuk düzeninin, insanların hayatına ve ekonominin herhangi bir alalına müdahale etmesine gerek kalmayacaktır. Hiç bir profesör veya politikacı hangi ürünün nasıl ekilmesi gerektiğine fakir bir çitçiden daha iyi bilemez. İş ve üretimin sorumluluğunun iş sahibine bırakılması gerektiğini savunmakta. Bu suretle, adaletsizliğe engel olunan bir ülkede, tüm işler kendi kendine ve en sağlıklı bir şekilde yol almaya başlayacaktır. Devlet ekonomi de aktif rol alıp sorumluluk üstlendiğinde, işler yolunda gitmediği takdirde halkta huzursuzluk çıkacak ve sorumlu görülen hükümeti yıkmak üzere anarşi başlacaktır. Kitap zaten çok uzun değil ve oldukça anlaşılır bir dille yazılmış. Her evde okunması ve kitaplıkta bulunması gerektiğine inanıyoruz.
Bastiat bu kitabında sosyalistlerin savlarını ve genel olarak sosyalizmin çelişkilerini çürütüyor. İnsanın seçimlerinden mülkiyete kadar her konuda özgür olması gerektiğini savunuyor. Ona göre insanı var eden şeyler bireysellik özgürlük ve mülkiyet. Sosyalistlere göre insanın özgürlüğü tehlikeli çünkü insan doğası gereği rekabetçi. Bu da gelir eşitsizliğine yol açıyor. Bastiat gibi liberallete göre hukukun görevi eşitliği sağlamak değil adaletsizliği gidermek. Çünkü hukuk herkese memesinden süt veren bir inek değil.
Kendisinin sosyalizme yönelttiği eleştirilerden biri de sosyalistlerin kendilerini toplumun diğer kesimlerinden üstün görerek adeta bir çoban gibi "iyiyi", "doğruyu" insanlara yasalar yoluyla dayatmak. Halbuki insan bu kadar ahlakı düşük bir canlıysa, yanlışa sapması bu kadar kolaysa yasa koyucular ve yöneticiler nasıl yanılmaz? Yoksa kendileri tanrı tarafından yüce güçlerle ki donatılmıştır? Hayal ettikleri yönetim Platon'un Devlet'indeki gibi toplumu doğumundan ölümüne kadar tıpkı kile şekil veren bir çömlekçi gibi şekil veren bir yönetim midir?
İncelemeye başlamadan önce kitaptaki önbilgiyi sizle paylaşmak isterim;
Fransız iktisatçısı, devlet adamı ve gazetecidir. Ne kadar az tanındığını, onu çağdaşı Karl Marx ile kıyaslayarak daha
Sosyalizmin,Rousseau'nun eleştirisi niteliğinde. Kısa kısa ,merak uyandıran başlıklar altında anlatılmış. Hukuk nedir,mülkiyet hakkı, adalet nasıl olmalı...vs
Hukukun temeli için güzel bir kitap ayrıca yazar derin bilgisiyle birçok şekilde sistemleri iğneliyor. Her dediği de ayrı ayrı doğru. Hukuka, adalete ve özgürlüğünüze merakınız varsa okuyun derdim fakat bu kitabı merakınız olmasa da okumalısınız çünkü hayatta bazı şeylerin farkına varmak için okumalısınız.
Kendi ideolojilerim dışında kitaplar okumayı ve değerlendirmeyi severim fakat Bastiat ile ortak paydada çoğu kez buluşamadık. Eser mülkiyetin, gaspın ve özgürlüğün üzerine olması gerekirken her fırsatta sosyalizme yergide bulunan ve ideoloji dayatan bir empoze aracına dönüşmüş. Sabırla okudum fakat hayal kırıklığına uğradım. Çoğu kez elimden bıraktım kitabı çünkü her bölümde yola çıkış noktası ve özgürlük vurgusu doğru fakat bana göre izlediği yol hep yanlış. Üslubu da rahatsız edici geldi malesef.
Lisans alanıma yönelik yaptığım okumalar makalelerden ibaretti, ilk kez bir kitap satın alarak okumaya koyuldum. Birkaç saat içerisinde bitirebileceğim bu kısacık kitabı 8. günümde ancak bitirebildim. Okumaya başlamadan önce her zaman olduğu üzere eğer yazarı tanımıyorsam onun hakkında bilgi toplarım. Kısaca bahsetmek gerekirse Frederic Bastiat ekonomist kimliğiyle tanınan bir Fransız polemikçi. Fransız Devrimi rüzgarının hala hissedilir olduğu yıllarda doğmuş ve 19. yüzyılın ortalarına kadar yaşamış ateşli bir liberteryen imiş kendisi. Kitabını okumaya başladıktan çok kısa bir süre sonra sosyalizme yönelik nefret dolu söylemlerinden de anlaşılacağı üzere ideolojisinin propagandasını kitap boyunca sürdürmeye devam ediyor.
Dikkatleri celb edecek çıkarımlarda bulunduğunu söylemek de pek mümkün değil kanaatimce. Okumak isteyenlere tavsiye eder miyim ? Şiddetli bir tavsiyem olmaz ancak bir liberteryenin hukuk ve adalet ilişkisini ortaya koyarken sahip olduğu paradigmayı görmek bakımından okunabileceğini ifade edebilirim.
HukukFrederic Bastiat · Can Yayınları · 2025354 okunma
Bastiat, Güney Fransa'nın Bayonne kasabasında 30 Haziran 1801 tarihinde doğdu. Babası, Pierre Bastiat, İspanya ile ticaret yapan bir tacirdir. 1846'da Paris'e taşınmış ve İngiliz reformistlerini izleyerek ülke çapında bir serbest ticaret derneği kurmuştur. Bir serbest ticaret gazetesi olan Le Libre Echange gazetesini çıkarmıştır. Bastiat, 1850 yılında veremden ölmüştür. Roma'da San Luigi dei Francesi'de defnedilmiştir.
Claude Frédéric Bastiat, Fransız klasik liberal kuramcı, politik ekonomist ve Fransa Meclisi üyesidir. Tüccarlık, çiftçilik, hakimlik, parlamenterlik yapmıştır. Fırsat maliyeti kavramını geliştirmekle ve yıkım ekonomisinin iddia edilenin aksine ekonomiye net zararının olduğunu göstermesiyle ünlüdür. Onun fikirleri liberteryan düşünce ve Avusturya okulu için temel bir dayanak noktası oluşturmuştur.
Bastiat'a göre devletin yegane görevi bireyin hayatı, özgürlüğü ve mülkünü korumak olmalı ve bu sebeple de devletin bireyler üzerindeki kontrolünü arttıran sosyalist politikalara karşıdır, çünkü ona göre sosyalist kanunlar devletin korumakla yükümlü olduğu ilkeleri çiğnemesine neden olarak çelişki yaratır.