Giriş Yap
Maalesef
“Türkiye maalesef yetiştirdiği tıp insanlarının sayısına hukuk alanında ulaşamıyor.”
Reklam
Babaya Mektup, Franz Kafka
Karanlık ruhun dünyasının bir kişiliğe dönüştüğü adamın kitabı olan ‘’Babaya Mektup’’ eserinde, günümüzde Kafkaesk kavramının doğuşunun tohumlarına inen, o karanlık ruhun temellerinin atılmasında önemli rol olan baba Kafka’yla bir nevi hesaplaşmasını ele alan bu kitapta, ruhsal acıların mektuptaki yansımasını görüyoruz. Bir çocuk kitabı düşünüldüğünde çoğunlukla pozitif çerçevedeki kitaplar yerine, küçük Kafka’nın esved dünyasının bir ucundan tutmak istedim ve bu kitabı seçtim. Franz Kafka dendiğinde gözümüzün önüne gelen, kendi dünyasında dönüşmeye çalışan bir insan geliyor. Baba, çoğumuzun hayatındaki kahraman, idol kişiliktir. Özellikle erkek çocuğunu düşündüğümüz zaman, dünyanın neresinde olursa olsun baba figürü, çocuğun hayatındaki sağlam temellerin atılmasında(olumlu veyahut olumsuz) çok önemli bir varlık. Franz Kafka, bu manada ciddi anlamda sıkıntı görmüş, Almanca konuşup Prag’da yaşayan Yahudi bir ailenin çocuğu. 1919 yılında yazılan bu mektup alıcısına ulaşamamış ancak bir itiraf niteliğinde günümüze kadar ulaşmıştır. Kitabın başlangıcından önce mektubun Mönchengladbach şehrinin bir ilçesi olan Schelsen`den yazılmış olduğunu görüyoruz. Esasında bir mektup olan bu kitap, bir iç dökme ve Kafka’nın sitemlerinden oluşuyor. Sitemlerini dile getirirken ve yaşadığı çeşitli olayları aktarırken 36 yaşında yazılan bu mektupta o yetişkin adamın küçüklüğüne aniden inişini kelimelerinden hissetmemek imkansız. Mektubun çeşitli yerlerinde babasıyla da empati yapmaya çalışarak eylemlerini anlamaya çalışması dikkat çekici. İnsanlara karşı yabancılaşarak odasında kendi dönüşümünü (burada Dönüşüm kitabını hatırlatmak isterim) böcekleşerek tamamlamaya çalışmasında babasını suçsuz gördüğünü söylüyor. Ancak babasının ardı arkası kesilmeyen suçlamaları devam ederek o derin yaraları açmaya devam ediyor… Hermann Kafka bu durumu kendine göre, ‘‘rol yapamıyorum’’ diyerek kendini savunmuş. Kafka bu duruma kızıyor. Çünkü çevresinde gördüğü baba figürleriyle büyüdükçe farklılığını gözlemliyor. Baskın bir karakter olduğunu daha ilk sayfalardan hissettiğimiz baba Kafka, Franz’ın kişiliğinin gelişmesinde o kadar etki ediyor ki, kekemeliğinden okuduğu bölüme kadar bu baskının derinlerinde Hermann Kafka’nın izi var. Küçüklüğünde defalarca ‘‘Tek bir söz söyleme!’’ diyerek bu baskıyı göstermiş, okuduğu bölüme gelince de her ne kadar ailesinin karışmadığını söylese de yerleşen psikolojik baskının onu hukuk okumaya kadar ittiğini görüyoruz. (Dava eserini hatırlamakta fayda var.) Her ne kadar babasına karşı bir şikayetname görevi gören bu mektuplarda, öfkenin değil kalp kırıklığını derine kadar hissediyoruz: ‘‘Özünde iyi kalpli ve yumuşak bir insansın.’’ Franz Kafka, kendi küçüklüğüyle yeğeni Felix’i, babası Hermann Kafka ile karşılaştığı tutumları kıyaslarken, yetişkin bir adamın kaç yaşına gelmiş olursa olsun mektup boyunca babasına karşı kendini anlatmaya ve ispatlamaya çalışması, eserin sonunda gözyaşı dökmeme sebep oldu… Kişilik oluşumunda aile ilişkileriyle olsun, yapacağı meslek olsun, girişmeye çalıştığı evlilikler ve başarısız iki nişanlanma süreci olsun kendini ve babasını sorumlu tutuyor. Haksız da değil. Çünkü çeşitli sözlerle psikolojik baskı altına almaya çalışmış, adeta kendi deyimiyle babasının söylemlerinin ‘‘Tanrı buyruğu gibi.’’ olduğunu görüyoruz. Bunun sebebini de Kafka şöyle dile getiriyor: ‘‘Benim ihtiyacım biraz yüreklendirilme, biraz güler yüz, biraz da yolumun açılmasıydı; ama sen bunun yerine yolumu kapattın, tabii bunu kendime başka bir yol seçmem için iyi niyetle yaptın.’’ Eserin ilerleyen bölümlerinde ailesinin (babasının, annesinin, kız kardeşlerinin) aile içindeki durumlarının analizini yapıyor, kendi diliyle onları da babasına karşı anlatmaya çalıştığını görüyoruz. Yahudi bir ailenin çocuğu olduğunu söylemiştim. Biraz daha ileri giderek, babasının Yahudi inancına sığınarak aslında sadece kendi ilke ve doğrularına inandığını eleştiriyor. Dönüşüm kitabından hatırlarsak, kendi odasından çıkmayarak bir nevi kendi dünyasına kaçış yapan Franz’ın bu itirafını şu cümlelerle mektupta görüyoruz: ‘‘Çok işim var diye senden kaçmam, odama uzanmak içindi.’’ Giriştiği evlilikleri de en başta kaçış olarak görüp sonrasında bu girişimden cayması, babası gibi olma korkusunun farkındalığıdır. Ancak evliliğin bir kaçış olamayacağını kendi de itiraf ediyor. Başarısızlıkla sonuçlanmış iki nişandan da bunu görüyoruz. Tüm bunların sonunda, içindekileri yazıya dökerek kaçtığını düşünsek de, yazarak aslında özgür olamadığını aksine kaçmış gibi görünse de yazdıklarındaki konunun da babası olduğunu, göğsüne yaslanıp yakınamadıklarını kağıda haykırıyor. Yani bu mektup, rakamlarla 36 yaşında ama ruhu çocukluğunda kalmış bir çocuğun çığlığıdır. Çocuğu bir mağaza gibi görüp(babası mağaza sahibi bir ticaret adamı) şirket otoritesinde yetiştirme çabasının babalık olmadığını, sevginin gösterilmeyerek dört duvardan farksız olunduğunda evlat ruhunda ölene kadar iyileşmeyecek derinlikte yaraların çivilerle sağlamlaştırmak, birçok Franz Kafka doğuracaktır. Franz Kafka’nın bu mektubu yazarak, her şeye rağmen içinde bir umut beslediğini düşünüyorum. Her şeyden vaz geçmiş bir insan çabalamaz, kendini anlatmaya çalışmaz. ‘‘Yaşam bir sabır oyunundan fazlasıdır.’’ demesiyle bu düşüncemi haklı çıkardığını düşünüyorum. Bu kitabın, bir çocuğun elinden çıkmış mektup olmasından öte, yetişkin ebeveynlerin de mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Basit düşünülen her bir davranış ve sözün küçük bir çocuğun ruhunda ne kadar kalıcı ve yön verici hasarlar verebileceğini düşündürmek önemli. Şahsen bir kitap, film vs. eserinde nadir duygulanan biri olarak bende çok farklı duygular hissettirdi ve iyi ki kitaplığımda olan bir eser diyorum.
ABD Anayasası'nın kurucu babalarından Madison'a göre, “çoğunluğun ortak bir menfaat veya tutku etrafında birleştiği bütün durumlarda, azınlığın hakları tehlikededir."
Anayasalcılık ve Demokrasi, Ergun ÖzbudunSayfa 36 - Yetkin Yayınları
John Potter Stockton'a göre "anayasalar, insanların çılgınlık anında kendilerini öldürmemeleri için, akıllı anlarında kendilerini bağladıkları zincirlerdir."
Anayasalcılık ve Demokrasi, Ergun ÖzbudunSayfa 35 - Yetkin Yayınları
Reklam
"Hürriyet"
... hakkın gerçekleşme vasıtasıdır...
Reklam
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42