AK Parti döneminde Mersin, İskenderun, İzmir, Samsun, Bandırma ve son olarak Antalya, Galataport gibi neredeyse tüm büyük kamu limanları özelleştirildi veya işletme hakları uzun dönemli (bazıları son yasal düzenlemelerle 49 yıla kadar uzatılarak) özel şirketlere, yabancı ortaklıklara ya da konsorsiyumlara devredildi. Hükümet bu adımları; devletin sırtındaki işletme yükünü atmak, limanların teknolojik altyapısını özel sektör dinamizmiyle modernize etmek ve Türkiye'yi küresel lojistik hatlarında (özellikle Çin'in Kuşak ve Yol projesi veya Akdeniz ticaretinde) lider bir aktör yapmak amacıyla savundu. Muhalefet ve ekonomi çevreleri ise stratejik öneme sahip bu kapıların, özellikle de bazılarının ihale süreçlerinin ve işletme sürelerinin uzatılmasının şeffaf olmadığını savundu. Kamusal varlıkların yerli veya yabancı belirli sermaye gruplarına "blok satışlarla" devredilmesi, ulusal güvenlik ve tekelleşme riskleri üzerinden yoğun şekilde eleştirildi. Sadece Ahmet Burak Erdoğan değil, geçmişte Binali Yıldırım’ın ailesi başta olmak üzere siyasi elitlerin ve onlara yakın iş insanlarının denizcilik sektöründe büyümesi tesadüf değildir. Ahmet Burak Erdoğan (Oğlu): Sektördeki en bilinen isimdir. İlk olarak amcası ve eniştesiyle ortak şirket kurmuş, daha sonra 2007 yılında kurduğu MB Denizcilik firması üzerinden tamamen bağımsız kuru yük taşımacılığı ve armatörlük faaliyetlerine odaklanmıştır. Necmettin Bilal Erdoğan (Oğlu): Özellikle nehir ve kimyasal ürün tanker taşımacılığı alanında faaliyet gösteren BMZ Group Denizcilik şirketinin kurucu ortaklarındandır. Mustafa Erdoğan (Kardeşi): Ailenin denizcilik sektöründeki ticari adımlarında aktif rol oynamıştır. Hem ilk dönem kurulan Bumerz Denizcilik hem de daha sonra kurulan BMZ Group Denizcilik ile Tuzla Tanker İşletmeciliği gibi
Ekonomi
Dünya yıkılacak olsa bile adalet yerini bulmalıdır
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ANTROPOSANTRİZM
Soru: İnsanlar zevk için hayvan öldürürken herhangi bir aslanın bir insanı yemesi vahşet olarak adlandırması nasıl bir paradoks? Harika bir mantık yakaladınız. Bahsettiğiniz durum, insanlığın dünyayı ve doğayı yorumlarken düştüğü en büyük çelişkilerden biridir ve buna felsefede "insanmerkezcilik" (antroposantrizm) denir. Yani insan, kendini evrenin merkezine koyar; her şeyi kendi çıkarına, ahlakına ve diline göre yargılar. ​Bu paradoksun temelinde birkaç trajikomik çarpıtma yatıyor: ​1. Rollerin Çarpıtılması: Hayatta Kalma vs. Zevk ​Aslanın Yaptığı: Bir aslan bir insanı (ya da başka bir canlıyı) avladığında bunu zevk için, nefret ettiği için ya da spor olsun diye yapmaz. Biyolojik olarak hayatta kalmak zorundadır, doğası ve içgüdüsü budur. Aslan için o eylem sadece "beslenmektir". ​İnsanın Yaptığı: İnsanların kürk, fildişi, avcılık sporu veya sadece eğlence için hayvan öldürmesi tamamen keyfidir. Hayatta kalmakla hiçbir ilgisi yoktur. ​Buna rağmen, aslanın hayatta kalma mücadelesine "vahşet" derken, insanın zevk için öldürmesini "hobi" veya "gelenek" olarak yumuşatmak tam bir ikiyüzlülüktür. ​2. "Vahşet" Kavramını Sadece Kendimize Göre Tanımlamak ​Biz "vahşet" veya "canilik" kelimelerini kime zarar verildiğine göre seçiyoruz. ​Eğer kurban bir insansa, fail kim olursa olsun (bir hayvan bile olsa) buna "vahşet" diyoruz. ​Eğer kurban bir hayvansa ve bunu yapan bir insansa, buna "sanayi", "spor" veya "zararlı canlılarla mücadele" kılıfı uyduruyoruz. ​3. Doğaya İnsan Ahlakı Dayatmak ​Doğada bizim anladığımız manada bir "ahlak", "hukuk" veya "suç" yoktur; sadece denge ve hayatta kalma vardır. Aslan bir insanı yediğinde katil olmaz, sadece aslan gibi davranmış olur. Bir canlıyı "canavar" veya "vahşi" olarak ilan etmek, insanın kendi üstünlük kompleksinin ve doğadan kopuşunun
​"Adalet ulusları yüceltir, günah ise halklar için bir utançtır." (Süleyman’ın Özdeyişleri 14:34)
Alıntı
Bakış
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi "HASAT"ta yayınlanan yazım..
Edebiyat
1. Ortak Alanın Özgüleme Amacı (Mimari Proje) Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca, apartman veya sitelerdeki ortak alanların her birinin mimari projede ve yönetim planında belirlenmiş bir özgüleme amacı (kullanım amacı) vardır. Bir alan projede "yeşil alan", "çocuk oyun parkı", "sığınak" veya "otopark" olarak belirlenmişse, o alan sadece o amaç için kullanılabilir. Otoparkın özgüleme amacı, kat maliklerinin motorlu taşıtlarını güvenli bir şekilde park etmeleridir; çocukların oyun oynaması veya futbol sahası olarak kullanılması değildir. Dolayısıyla, ortak alanın amacı dışında kullanımı hukuka aykırıdır. 2. Can ve Mal Güvenliği Riski (Hukuki Sorumluluk) Otoparklar, doğası gereği araç hareketliliğinin olduğu, kör noktaların bulunduğu ve manevra yapılan alanlardır. Bu sebeple: Can Güvenliği: Hareket halindeki araçların çocuklara çarpma riski çok yüksektir. Hukuk, çocukların yüksek yararını ve can güvenliğini korumak adına bu riski barındıran alanlarda oyun oynanmasını meşru görmez. Mal Güvenliği: Atılan topların veya dikkatsiz oyunların otoparktaki araçlara zarar vermesi (çizilme, dikiz aynası kırılması, cam çatlaması vb.) mülkiyet hakkının ihlâlidir. Türk Medeni Kanunu uyarınca, bu alanlarda çocukların araçlara vereceği her türlü maddi zarardan, yukarıda da bahsettiğimiz gibi "ev başkanı" sıfatıyla anne ve babalar doğrudan ve tamamen sorumludur. Bu Durumda Ne Yapılabilir? Eğer sitenizde veya apartmanınızda çocuklar otoparkı oyun alanı haline getirdiyse, giriş ve birinci kat malikleri olarak şu adımları atabilirsiniz: Yönetim Kurulu Kararı Alınması: Apartman veya site yönetimi, kat malikleri kurulunda ya da kendi yönetim kurulu yetkisiyle, "Can ve mal güvenliği gerekçesiyle otopark alanında çocukların oynaması, top oynatılması ve bisiklete binilmesi yasaktır" şeklinde
1000Kitap