KEMALİZMİN ÇAĞDAŞLAŞMA VE DEMOKRASİ ANLAYIŞI
Puan vermedi·184 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 09:00
Kitap, Kemalizmi akıl, bilim, laiklik, halkçılık ve sürekli yenilenme ilkeleri üzerine kurulu bir çağdaşlaşma ideolojisi olarak ele almaktadır. Metinde, Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki toplumsal, ekonomik ve kültürel geri kalmışlık ortamı vurgulanmakta; Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçekleştirdiği reformların Türkiye'nin modernleşmesinde oynadığı belirleyici rol açıklanmaktadır. Ayırca Kemalizm, seçkinci bir anlayışa karşı halkı merkeze alan bir ideolojidir. Dil devrimi, Latin alfabesinin kabulü ve eğitim alanındaki düzenlemeler, halk ile aydınlar arasındaki kopukluğu ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Böylece kültür ve bilgi, yalnızca belirli bir zümrenin tekelinden çıkarılarak toplumun geneline yayılmaya çalışılmıştır. Yine kitap'ta laiklik, Kemalist düşüncenin temel unsuru olarak sunulmaktadır. Yazara göre laiklik, demokrasi, milliyetçilik, halkçılık ve devrimciliğin ön koşuludur. Dinin siyasetten ayrılması sayesinde düşünce özgürlüğünün gelişeceği, ulus bilincinin güçleneceği ve çağın gereklerine uygun reformların gerçekleştirilebileceği savunulmaktadır. Ayrıca Mustafa Kemal'in dine değil, dini siyasal çıkarları için kullanan kesimlere karşı mücadele ettiği ileri sürülmektedir. Kitap'ta, Atatürk, tarihin en kapsamlı kültür devrimlerinden birinin mimarı olarak değerlendirilmekte; hukuk, eğitim, dil, tarih ve kıyafet alanlarında yapılan reformların çağdaş bir ulus yaratma sürecinin parçaları olduğu ifade edilmektedir. Halkevleri ve Köy Enstitüleri gibi kurumlar ise demokratik ve katılımcı yapılarıyla Kemalist anlayışın uygulamadaki örnekleri olarak gösterilmektedir. Kitap'ta ayrıca, tek parti döneminin demokrasiye geçiş için bir hazırlık süreci olduğu savunulmaktadır. Maurice Duverger'in görüşlerine dayanılarak Kemalist yönetimin amacının baskıcı bir düzen kurmak
Atatürkçülüğün Kemalizme İhanetiBora Demirci · Siyah Beyaz Yayınları · 20173 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:32
Aile laneti ve kan davası üzerine kurulu olan bu tragedya üçlemesinde şiddet döngüsünün kamusal hukuk/mahkeme aracılığıyla sona erdirilerek adaletin kurumsallaşması öne çıkar. Troya seferi için kızını kurban eden Agamemnon'u karısı Klütaimestra öldürür. Babasının intikamını almak isteyen Orestes ise bu kez annesini öldürür. Bunun üzerine intikam tanrıçaları Orestes'in peşine düşer ve kan davasının sonsuza kadar sürmesine engel olmak için bir mahkeme kurulur. Kişisel öç yerini kamusal adalete bırakır teması işlense de eser boyunca Klütaimestra'nın öldürülmesine, Orestes'in ve Elektra'nın adaletsizliğine, Athena'nın cinsiyetçiliğine ayılıp bayılmaktan işlenen konuya odaklanmak zorlaşır. Yine de verilen mesaj açıktır: Adalet kişisel olmaktan çıkıp kurumsal hale gelmeli ki düzen bozulmasın, keyfilik yaygınlaşmasın. Tam da bu nedenle ortak siyasal kurumlar ve hukuk önemlidir.
Oresteia - Agamemnon, Adak Sunucular, EumenidlerAiskhylos · Mitos Boyut Yayınları · 2010205 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayatın içinden..
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:08
Bu kitapta olaylar artık sadece kılıç dövüşlerinden ibaret değil, ha perde arkasında dönen siyasi oyunlar ve güç mücadeleleri ön plana çıkıyor. Hırsın, intikamın ve iktidar arzusunun insanları nasıl değiştirebildiğini görüyoruz. Bir yanda her şeyi kontrol etmeye çalışanlar, diğer yanda ise doğrularından vazgeçmeyenler var. Hikâye boyunca entrikalar hiç eksik olmuyor. Dostluk ile ihanet arasındaki çizgi sık sık bulanıklaşıyor, karakterler zor seçimlerle karşı karşıya kalıyor. Aksiyonun yanı sıra zekâ savaşlarının da öne çıktığı bir kitap. Serinin önceki bölümlerine göre daha karanlık ve daha yoğun bir atmosfere sahip olduğunu düşünüyorum. Son sayfaya kadar merakı canlı tutan, sürükleyici bir devam kitabı.
Pardayanlar 5: Pardaillan ve FaustaMichel Zevaco · Dedalus Kitap · 2021106 okunma
Puan vermedi
Kitabın vaadi çok net: 10 kişi, izole bir ortam ve hayatta kalma mücadelesi. Ware, okuyucuyu sadece bir suçluyu bulmaya değil, karakterlerin kendi içsel çatışmalarıyla yüzleşmeye de zorluyor. Özellikle adanın tekinsiz atmosferi ve yaz sıcağının yarattığı o boğucu gerilim, sayfa çevirdikçe artıyor.
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202638 okunma
Hukuk ve Yanılgı
6/10
·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:48
​Şiro Hamao, "Şeytanın Çırağı"nda yasaların toplumsal bir güvenlik kalkanı değil bazen bizzat adaletin önündeki en büyük engel olduğunun altını çiziyor. İçindeki iki hikayeden biri hukukçu kalemiyle, sistemin nasıl hataya meyilli olduğunu olayı olduğu gibi anlatarak bunu gösteriyor. ​Hikayelerde yazarın kanunların yetersizliğine ve sistemin kusurlu doğasına dair bu keskin bakışı oldukça net. Ancak, metnin kurgusunda hissettiğim o teknik ve mesafeli dil, hikayenin duygusal ağırlığını yok etmiş. Varsayımlar da dahil olmak üzere ne yazık ki bende beklediğim sarsıcı etkiyi yaratamadı. Keyifli okumalar..
Şeytanın ÇırağıŞiro Hamao · İthaki Yayınları · 20249,8bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 57. kitabı
Faruk Demir’in “Sokağın Çığlığı: Kanlı Ay Tutulması” kitabı, olay örgüsü bakımından yalnızca Enes ve Hilal’in dramını anlatan bir hikâye değil; çocuk ihmali, yetimlik, sokak hayatı, suç örgütleri, adalet ve vicdan arasında gidip gelen çok katmanlı bir toplumsal roman gibi ilerliyor. Hikâyenin ilk damarında camide yaşanan hırsızlık, gazeteci Burak Mert’in olaya dâhil oluşu ve Abdullah ile Ayşe’nin çocuklarla karşılaşması var. Fakat bu başlangıç, aslında okuru daha derindeki asıl meseleye hazırlıyor: Enes ve Hilal’in suça karışmış görünmesinin arkasında büyük bir sahipsizlik, aile yoksunluğu ve korunamamış çocukluk var. Olay örgüsü ilerledikçe Abdullah ve Ayşe, Enes ile Hilal’in hayatında bir dönüm noktasına dönüşüyor. Ayşe’nin hamilelik süreci, sonrasında yaşadığı kayıp ve buna rağmen Hilal’e annelik duygusuyla yaklaşması kitabın duygusal merkezini oluşturuyor. Burada hikâye sadece “iyi insanların iki çocuğa yardım etmesi” şeklinde kalmıyor; sevginin, sabrın ve sahiplenmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu gösteriyor. Çünkü Hilal sevgiyle toparlanmaya açıkken, Enes aynı oranda kırgın, öfkeli ve savrulmuş durumda. Onun içindeki öfke, aslında kötülükten değil; yıllarca bir yere ait olamamanın, kardeşini kaybetme korkusunun ve mutlu aileleri uzaktan izlemenin verdiği yaradan besleniyor. Enes’in yetimhaneden kaçışıyla hikâye daha sert bir çizgiye geçiyor. Sokaklar, romanda yalnızca olayların geçtiği yer değil; toplumun dışına itilmiş insanların ortak kaderi gibi kullanılıyor. Enes’in Ali Asaf, Muhsin ve Hırpani gibi karakterlerle karşılaşması, onun dünyasını genişletiyor. Bu karakterler, toplumun kenarında kalmış insanların da kendi içinde merhamet, dostluk ve dayanışma taşıyabileceğini gösteriyor. Ali Asaf’ın Enes’e yaklaşımı, Muhsin’in geçmişi ve Hırpani’nin
Sokağın Çığlığı: Kanlı Ay TutulmasıFaruk Demir · Erda Yayınları · 20262 okunma