Entelektüel (Sürgün, Marjinal, Yabancı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.217
Gösterim
Adı:
Entelektüel
Alt başlık:
Sürgün, Marjinal, Yabancı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390949
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Representations Of The İntellectual
Çeviri:
Tuncay Birkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Düşünceyle arası zaten hiçbir zaman hoş olmamış bu topraklarda, düşünceyi ve onu cisimleştiren entelektüeli "terörize ederek etkisizleş-tirmeyi amaçlayan", doğrudan doğruya "vatan hainliği" ile damga-layacak kadar pervasızlaşan bir zihniyet iyice egemenliğini kurmuş durumda. Milliyetçi ve dinsel fanatizm kendisinden başkasına düşüncesini ifade bir yana, yaşama hakkı bile tanımıyor. Bu toprakları "sevme hakkı"nı kendi tekeline almak istiyor. Batı'nın İslam anlayışının ikiyüzlü önyargılarına karşı koymasıyla ünlendiği halde, Salman Rushdie'nin ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunarak gerçek bir entelektüel tavrı sergileyen Edward Said'in bu önemli kitabının Türkiye bağlamında son derece ayrıştırıcı bir yere oturduğunu düşünüyoruz. Said, entelektüeli öncelikle otorite ve iktidara hizmet etmeyi reddedişiyle, sonra da milliyeti, dini, ge-leneği ile arasına koyduğu mesafe ile tanımlıyor. "Artık kişinin evinde, kendini evinde hissetmemesi bir ahlâk meselesidir" diyen Adorno'yu yankılayarak entelektüeli metaforik bir sürgün, bir evsizlik konumuna yerleştiriyor. Sürgün içinde yaşadığı toplumun (ve hatta dünyanın) yerlilerinden olmamayı, orada hep tedirgin, rahatsız ve başkalarını da rahatsız eden bir yabancı olmayı içeren bir konum ona göre. Ama geçmişinin, dilinin, milliyetinin sunduğu ucuz kesinliklerin ötesine geçip evrensellik idealinde ısrar eden entelektüel, hep marjinal kalmayı bir yoksunluk olarak değil, bir özgürlük, bir keşif süreci olarak yaşar. Entelektüel, eskiden olduğu gibi, toplumda bir uzlaşma oluşturacak genel simgeleri yaratan biri değil, bu simgeleri sorgulayan, kutsal sayılan gelenek ve değerlerin ikiyüzlülüğünü, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini teşhir eden; hiçbir fikir ayrılığına tahammülleri olmayan kutsal metin gardiyanlarıyla mücadeleden çekinmeyen kişidir. Profesyonelleşmenin baskısı giderek artarken, amatör kalıp kamusal alanda yoksullar, yok sayılanlar, güçsüzler adına kendi görüşünü ve tavrını temsil etmekte ısrar eden bireydir entelektüel. Hiçbir kahramana ve siyasi hiçbir tanrıya inanmaz.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Arkadaşların ricası üzerine bir inceleme yazmaya çalışacağız. Bu kitap, odamda hazır vaziyette duruyordu. Sanırım abimin kitabı. Ama ben onu kendi kütüphaneme kamulaştırdım. Çok zaman etti, okumak için heveslenmem. Sırası geldi ve okudum. Fazla alıntı da yapmadım. Gerçekten vakit sıkıntısı çektiğim içindir(Burdan alıntı yapmak için rica eden arkadaşlarıma cevap niteliğinde söylemek istedim).


Entelektüel... Çağımızda kullandığımız bir kelime olarak size neyi çağrıştırıyor? Bana sorarsanız bu kelime bir devrimi harekete geçiren 'devrimci'nin bugünkü etimolojik haliyle adıdır. Cemil Meriç'in söylemine bakmakta da yarar vardır(#26031131). Zaten kitabın birçok yerinde bu kelimenin tarifi/tanımı üzerinde epeyce durulmuştur. Zaten bir şeyi tanımlarken -örnek vermek gerekirse bıçak olsun. Bıçak, herhangi bir şeyi kesen alet, demek nasıldır, bir de, insanları teninde yara veren alet demek...- eğer tanım yaptığınız şeyi amacınız doğrultusunda yaparsanız o amacınıza benzeyen, ifade etmek istediğiniz şey olur. Ama o şeyi tanımlarken onun kendi gerçekliğinden yola çıkarak hareket ederseniz büsbütün o şeyi ortaya koymuş olursunuz. Kitapta da yazar Edward Said bunu yaptığını söyleyebilirim.



Kitapta geçen değişik tanımlamalar mevcuttur. Bunların bir kaçını ben alıntı olarak paylaştım. (#29334053 #29333748) Kitabın birkaç yerinde ise : "Antonio Gramsci [Hapishane Defterleri] adlı kitabında, bütün insanlar entelektüeldir, ama toplumda herkes entelektüel işlevini görmez." diye alıntılar yapılmıştır. Bu ifade kitabın ikinci başlığı olan ''Entelektüel'in Temsil Ettikleri'' başlığının akabinindeki sayfalarda mevcuttur. Devamında ise (a.g.y ve a.g.e' de) iki tür entelektüelden bahsedilir. Bunlardan ilki; 'sürekli işleyişte olan 'öğretmenler, papazlar ve idareciler...
Bunlardan ikincisi ise; çıkarlarını örgütlenmek için toplumsal güçlere(iktidar, sanayi güçleri, medya...) yaranmak için işlev gören 'organik entelektüeller'dir. Bu tanım ve bundan değişik birçok tanım yapılarak bunların toplumda nasıl bir işlevi olduğunu dile getirmiştir yazar.


Kendisi malumunuz üzere Filistinin haklarını savunan bir entelektüeldir. Bunu yaparken birilerinin onu bu işten yıldıracağını, karalayacağını veya daha başka birçok sindirmeler yapmalarından çekinmemiştir. Bunların aksine birilerinden alkış duymak için veya kendi çıkarlarını gözönüne alarak da yapmamıştır. Tamamıyla kendi dünya görüşünü gerçekleştirmek için kollarını her daim sıvamış vaziyette beklemiştir. Amerikanın Ortadoğu'daki emperyalist faaliyetlerine de değinen yazarımız, Saddam'ın yaptığını her ne kadar yanlış olduğunu dile getiren ağızların bunun aynı şekilde Amerika'ya da yapılmasını istemiştir. İlginç bulduğum bir nokta var. Amerika, Vietnam'ı işgal ettiği sıralarda Muhammed Ali'nin tavrını herkes bilir. Bu çirkin işgale değinen yazarımız neden ondan bahsetmemiştir? Gerçekten bunu yapmasını da beklerdim. Çünkü birçok faaliyette bulunan Ünlü Boksör (Allah rahmet eylesin) gerçekten o ülkenin kirli siyaset oyunlarına ve çıkarlarına boyun eğmemiş bilakis başkaldırmıştır. Entelektüel'e güzel bir örnek olacağını düşündüğüm için bu örneğin verilmemesini yerdim.


Her halükarda kitabın okunması gerektiğini düşünüyorum. Değişik meselelere değinerek temelde entelektüel'in tavrını baz alarak anlatmıştır. Bazı ayaktakımı entelektüel diye geçirenleri de eleştirmiştir. Her zaman bir entelektüel'in eleştirel olması gerektiğini ifade etmiştir.

Keyifle değil de düşünerek sindirerek okumanızı diliyorum. :)
128 syf.
·5 günde
Kitap entelektüelin tanımlanması ve entellektüele bakış açılarıyla başlıyor.Daha sonra entelektüel nasıl olmalı sorusuna yanıt aranıyor kitapta misal entelektüel milli duygulardan sıyrılabilir mi, sıyrılmalı mıdır ve fikir beyanında bu ne derece etkilidir.
Benim kitap hakkındaki görüşüme gelirsek altyapı isteyen çünkü sık sık yazar ve bilim insanlarından alıntılar ve göndermeler mevcut.Bunun yanısıra kitabı yavaş okunması gerekiyor sindirmek için.Entelektüel nasıl olmalı diyorsanız mutlaka okumanız gerekiyor bol bol kitap ismide içeriyor.
Kitapla kalın.
186 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı

Entelektüel,günümüzde en fazla tartışılan kavramların başında gelmektedir. Bu kavram üzerindeki tartışmaların önemli ölçüde yaygınlık kazanmasında; kavramın toplumsal temsil ile ilişkisinden dolayıdır. Çünkü entelektüel genel kanıya göre toplumsal ile hemhal olan olarak bilinir. Bireysel özgürlük ve kamusal özgürlük ilişkilerin kurulmasında önemli rol oynar. Bu yüzde bir anlamda entelektüel çaba kamuoyuna mal olmaktır.
Edward Said’de entelektüel üzerine kökülü bir irdelemeye gitmektedir. Bu çalışmanın başlangıcı noktası 1948’te Bertrand Russell’ın öncülük ettiği Reith konferansların, 1993’te BBC tarafında tekrar yayınlanmasına dayanıyor. Bu belgesellerin yenide yayınlanması Edward Said öncülüğü ile yapılmıştır.
Edward Said’e göre entelektüelin toplumsal sorumluğu ve kişisel istemleri arasında bir gel-gitler mevcuttur. Bu bağlamda entelektüelin işlevini irdelemiş ve entelektüel üzerinde geniş bir literatür taranması yapmıştır. Her ne kadar bu konuda çok fazla bir veri var olsa da, ona göre entelektüeli iki kategoriye ayırabiliriz;
Birincisi; Antonio Gramsci’nin “organik aydın” dediği kategori. Gramsci organik entelektüele ilişkin olarak şöyle der: "Kapitalist girişimci kendisiyle birlikte sanayi teknisyenini, ekonomi politik uzmanını, yeni bir kültürün, yeni bir hukuk sisteminin oluşturucularını vb. yaratır.”
Bu kategoriye giren entelektüeller daha çok modern zamanlarla başlayan süreci ifade ediyor. Özelikle toplumsal alanda hızla gelişen kurumlaşma ve iş bölümün yaratmış olduğu uzmanlıkla birlikte şekillenmiştir. Kuşkusuz artık entelektüel fil kulesinde inip toplumdaki bu yeni kurumlara bir şekilde katkı sunmaktadır. Yani artık medyada, eğitim kurumlarında, basın ve yayımda, ticari ve sivil toplum kuruluşlarda aktif olarak çalışmaktadır. Entelektüel, artık gündelik yaşamın her alanındadır. Kuşkusuz böyle bir durum, pozitif yönlerin olmasıyla birlikte olumsuz yönlerinde mevcuttur. Çünkü entelektüel bir anlamda hizmet ettiği birey veya kurumun sınırları ile kalma sorunu ile karşı karşıyadır. Yani bireysel özgürlüğün de feragat etmesi gerekir.
İkincisi ise; Julien Benda’nın temsil ettiği kategoridir. Ona göre entelektüelin toplumsal konumu gereği özerk olması gerekir. Bu konu da Julien Benda'nın, entelektüelleri, insanlığın vicdanı olan süper yetenekli, ahlâki donanımları gelişkin filozof-krallardan oluşan bir avuç insan olarak tanımlanması söz konusudur. Burada entelektüelin konumu tüm toplumsal kesimlere eşit mesafe olmasını öngörmektedir. Ancak böyle tarafsız ve sorunların çözümleyicisi olarak işlev göreceğini inanılmaktadır. Bu yüzde entelektüel her anlamda her şeye hazır olmalıdır. Çünkü toplumsal gerçeği ifade ederken, karşılacağı bir çok sorun göz ardı etmemek lazım.
Her iki kategori de beli gerçekliğe dayanıyor. Gramsci’nin tanımlanması mevcut toplumsal gerçekliği ifade etmektedir. Ve toplumsallık bu noktaya ilerlemektedir. Benda ise ideal bir entelektüel profili çizilmektedir.
Kısacası eğer toparlayacak olursak; Edward Said’in bu konuda fikirleri önemlidir. Ona göre bir entelektüel laik olamak zorundadır, tarafız olması gerekir ama toplumsal gerçekliğin de kaçmaması gerekir. Beli anlamda kurumsal yapılarda kamuoyunun yararına çalışabilir ama iktidar ile mesafesinin iyi ayarlanmış olması gerekir.
Edward Said bir yersiz yurtsuz entelektüel olarak çalışmalarını örnekler üzerinde irdelemektedir. Ve özelikle sürgündeki entelektüel için bir perspektif sunmaktadır.
Bu bağlamda her birimizin yaptığı birazda entelektüel bir uğraştır. Hem bireyin kendini yetkinleştirmesi hem de toplumsal durumlar karşısındaki arayışı bu yolun başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Burada önemli olan bireyin kendine nasıl bir yol çizeceğidir. Ki zaten insanın faaliyetleri bir anlamda yazıya dönüştüğü an kamuoyuna mal olur. Ve kamuoyu yaklaşımız doğal bir kimlik bize sunmaktadır. Doğalında artık bizim buna müdahale hakkımız ortada kalkar. Yani bir anlam da yazdıklarımız kadarız.
128 syf.
·32 günde·8/10
sürgüne çarptırılmış bir dille.

malatya'da siyaset okumaları atölyesinde okunacak olan kitaplarımızdan biri de edward said'in entelektüeli idi.
60-70'lerden tutun 80-90'lara ve hatta 2000'lilerden de oluşan geniş yelpazeli bir ekiptik.
entelektüel kitabının tahlili için artistlik yapıp gönüllü olduğumu,
kitabı bitirebildikten(!) sonra itiraf edebiliyorum tabii ki. :)

edward wadie said; karşılaştırmalı edebiyat profesörü, aktivist, teorisyen.
babası, amerikan vatandaşı filistinli hıristiyan
annesi, lübnanlı hıristiyan
doğum: 1 kasım 1935 ölüm: 25 eylül 2003
okumayı düşündüğüm diğer kitapları: "filistin sorunu", "medyada islam" ve "yersiz yurtsuz"

ayrıntı yayınlarından inceleme türüyle bize ulaşan "entelektüel"in ilk basımı 1995 yılında sekizinci basımı da nisan 2018'de basılıyor..
amerikalı yayımcı ben sonnenberg'e de ithaf ediliyor.
dokuz sayfadan oluşan sunuş bölümünü iki buçuk saat içerisinde okuduğumu da söyleyeyim ne olacaksa olsun :) reith konferansları nedir, nerede olmuştur, kimler niye neden ve nasıl katılmışlar, robert kim, john kim, öteki john da kim, toynbee kim? o kaynaktaki kitaba bak bu kaynaktaki kitaba bak hem o hem bu kaynaktaki kitaplara bak, incele, okuyup okumayacağını belirle, notlar aall şeymaa; açıp bir de anlamakta güçlük çektiğim birkaç reith konferansı da dinlemeye çalışıncaa efendim kitabın içinde kaybolmuş bulundum bir kere. :)
bu kısımda edward said, entelektüel" üzerine kimdir, neyi benimser, neyi reddeder üzerinde ufak ufak tespitler yaparak girizgâhını yapmış bulunuyor. benim kadar uzatıp da keyif alabilirsiniz, oradan oraya koşturup araştırırken pek de sıkıldığım söylenemez.:)

kitaptaki "entelektüel" tanımlamalarından önce benim de zihnimde bi şeyler oluşsun diye entelektüel taramaları yaptım, görüşünü önemsediğim insanlardan entelektüel yorumu istedim.
entelektüel: kökeni fransızca olan bir kelime. hem akademik hem de avam ordan burdan tanım topladım. :)
*bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş aydın, münevver.
*entelektüel birikime sahip olan kişi(haadi caanım allasen). :)
*elinde piposu, diğer elinde kitabı, gözlüğü olan kişi. :)
*istanbul'da metro'da çok varlar. :)
*entel ile karıştırılmaması gereken bir kelime.
*eskiden olduğu gibi toplumda bir uzlaşma oluşturacak genel simgeleri yaratan biri değil, bu simgeleri sorgulayan, kutsal sayılan gelenek ve değerlerin iki yüzlülüğünü, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini teşhir eden; hiçbir fikir ayrılığına tahammülleri olmayan kutsal metin gardiyanlarıyla mücadeleden çekinmeyen kişidir.
*ilk kez 1898'de emile zola, bir dost meclisinde sarfetmiştir bu sözcüğü.
*hürriyet'te vehbi koç'un kızı: "bizdeki entelektüeller ya solcudurlar sadece batı'ya bakarlar, veyahut sağcıdırlar doğu'ya bakarak batı'dan bihaberdirler."
*charles bukowski: "entelektüel basit bir şeyi karışık söyleyebilen kişidir; sanatçı ise zor bir şeyi kolay."
*sartre de 'aydınlar üzerine' kitabında: "entelektüellik, teknik bilgi gerektirir. sınıfsız olmaktır."

birinci bölüm: entelektüelin temsil ettikleri

-"entelektüel belli bir kamu için ve o kamu adına bir mesajı, görüşü, tavrı, felsefeyi ya da kanıyı temsil etme, cisimleştirme, ifade etme yetisine sahip olan bireydir. bu rolün özel, ayrıcalıklı bir boyutu vardır ve kamunun gündemine sıkıntı verici sorular getiren, ortodoksi ve dogma üretmektense bunlara karşı çıkan, kolay kolay hükümetlerin veya büyük şirketlerin adamı yapılamayan, devamlı unutulan ya da sumen altı edilen insanları ve meseleleri temsil etmek için var olan biri olma duygusu hissedilmeden oynanamaz."

ikinci bölüm: milletlere ve geleneklere pes etmemek

george orwell'in siyaset ve ingiliz dili denemesinin bahsi geçiyor burada. orwell, "siyasal dil" diyordu, "yalanları doğru, cinayetleri saygın göstermek ve içi tamamen boş sözlere doluymuş görüntüsü vermek amacıyla tasarlanmıştır."
bir önceki bölümde benda'nın kadınlardan entelektüel olamayacağı ifade edilirken; bu bölümde modern feminist entelektüel için virginia woolf'un "kendine ait bir oda"sı örnek gösteriliyor.
ve ekleniyor: "woolf bir kadının yazmak için eline kalemi aldığında nasıl bu erkek değerleriyle her zaman karşı karşıya kaldığını anlatırken, aynı zamanda entelektüel birey yazmaya ya da konuşmaya başladığında gündeme gelen ilişkiyi de anlatır aslında."
ve pek tabii ali şeriati ve malcolm x de anılan entelektüellerden.

-"yönetenlerin islamı mı, diye soruyor suriyeli şair ve entelektüel adonis..."
yine entelektüeller için, -"milliyetçi olmayı sürdürseler bile milliyetçilik yüzünden eleştirilerinden vazgeçmemişlerdir."


bu bölümde esperanto* dilinin de bahsi yapılmakta. benim gibi merağa düşüverenler varsa buraya da ufak bir parantez olayıım. :)
esperanto, polonyalı göz doktoru lejzer zamnhof tarafından ortaya atılan uluslararası bir dil.
bu dilde,"ümit eden" anlamına gelmekte.
bu doktorumuz, çok dilli bir ortamda yetişmiş ve bilmesine rağmen karışık bulduğu latince ve yunancayı reddetmiş.
esperanto; almanca, fransızca, ingilizce ve rusça dillerinin harmanlanmış hali.
bu dilde her şey çok basit ve mantıklı imiiş. isimlerin cinsiyeti yok, yazıldığı gibi okunuyor. bütün fiiller kurallı.
otuz bini aşkın kitap, dergi, yayın ve gazete bulunuyor. ve hattaa bu dilden çoook insan evlenmiş filan :)
bir iki örnek cümle de bulmuştum: -"te animo estas mia!(benim olacaksın)" -"dio dei lumo.(come with me)"

üçüncü bölüm: entelektüel sürgün:göçmenler ve marjinaller

bu bölümden alıntı çokça yapmış idim. kitabın arka kapağındaki yazı da kitabın mottosu da genel olarak kitaba yayılmış bulunmakta -sürgün, marjinal,yabancı-.
marjinal* toplumda türdeş bir kümenin içine girmeyen, onun en ucunda yer alan, aykırı.
sürgün* içinde yaşadığı toplumun( ve hatta dünyanın) yerlilerinden olmamayı, orada hep tedirgin, rahatsız ve başkalarını da rahatsız eden bir yabancı* olmayı içeren bir konum ona göre.

dördüncü bölüm: profesyoneller ve amatörler

burada bir arkadaşımla yaptığım muhabbeti paylaşmak istiyorum :)

ben: şimdi bak, entelektüeli kelime olarak araştırıyorum. altyapı olsun ki adamın(hevet yazar:) dediğini tanım olarak almayayım. sana da sorayım ne demek entelektüel? kullanıyoz havalı kelime de:)
arkadaşım: haydaa:)
b: noldu yaktım mı beynini? :)
a: zekasını ve düşünme yetisini meslek amacıyla kullanan kişi. yahut bütün fikirlerini, aklını şahsi kanaatleri için kullanan kişi, yani amacı uğruna tüm yetisini kullanan
b: vay reyiz iyi bi şey yani?
a: çıkarları uğruna zekasını kullanan kişi
b: kötü oldu. ahah:)
a: yani biraz profesyonel bir iş diyebilirim
hani bak zekasını ne için kullanır insan?
b: kullanan birine mi sorsan ahah :p
a: açıklamasını yapıyorum ama ben bundan mahrumum :)
b: est efenim
a: profesyonel bir iş efenim bu, biz mahrumuz ama :))
b: biz amatörüz :)
araya sayfalar sayfalar girdii :)
b: bak baak, ne olduu; sen hani entelektüele profesyonel dedin ben de hani biz amatörüz dedim
a: ee dedindi
b: bkz: "profesyonelleşmenin baskısı giderek artarken, amatör kalıp kamusal alanda yoksullar, yok sayılanlar, güçsüzler adına kendi görüşünü ve tavrını temsil etmekte ısrar eden bireydir entelektüel." diyor edward said.
b: entelektüelmişiz ya l*. ahahha:)
a: haydaa :)

beşinci bölüm: iktidara hakikâtı söylemek

buraya da okurken "-adamlık." diye not aldığım alıntıyı bırakıyorum:
"geçen iki yıl içinde birkaç kere medyadan ücretli danışmanlık yapma teklifi aldım. bunu reddettim, bir tv kanalı ya da gazeteyle ve bu piyasanın kaypak siyasal dili ve kavramsal çerçevesiyle sınırlı kalmak istemedim. keza, düşüncelerinizin sonraları nasıl kullanılacağı konusunda hiçbir fikrinizin olmadığı bir iş olan, yönetim makamları için danışmanlık yapmakla da hiç ilgilenmedim.
ikincisi, doğrudan ücret karşılığı bilgi vermek, bir üniversite sizden halka açık bir konferans vermenizi istediğinde başka, sadece az sayıda memurdan oluşan kapalı bir çevreye konuşmanız istendiğinde bir anlama geliyor. bu ayrım bana çok bariz göründüğünden üniversite konferanslarını her zaman kabul ederken diğerlerini her zaman reddettim.
son olarak, siyasi düzeyde de filistinli bir grup benden ne zaman yardım istese ya da bir güney afrika üniversitesi ne zaman ülkelerini ziyaret edip ırk ayrımcılığına karşı ve akademik özgürlükten yana bir konuşma yapmamı talep etse istisnasız kabul ettim."

altıncı bölüm: tanrılar hep iflas eder

burada gerçek entelektüelin laik olduğuna vurgu var. bölümde geçen soruyla, cevap aramadan sormak eylemiyle girişiyorum bu alıntıya:

--"kişi kafa bağımsızlığını korurken aynı zamanda herkesin önünde mezhebinden dönüp günah çıkarma ıstırabını yaşamayabilir mi?"

sağlam bir kitap.
birçok kitaba yol olan sizi de yolcu etmek isteyen bir kitap.
bilmediğim çok kavramı, daha çok insanı, daha daha çok fikri; yolculuğumda bana yoldaş etti, iyi de etti.
son bölümde nöronlarım birbirine girdi ve aralarındaki boşluk öyle arttı ki. :)
herkese entelektüel diyemeyeceğimi, çookça az olduklarını kati bir şekilde zihnime yerleştirdi.
beni yoran, mahrum kalmadığım için de mutlu eden bir kitap oldu.

**yok mu oralarda sürgün? marjinal? yabancı birilerii hıı? :)
128 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kitap, entelektüel tanımı örnek kişiler ve son 200 yıllık olaylar üzerinden anlatıyor. Uzmanlık ile entelektüel kavram farklılıkları üzerinde duruyor. Yazarın pek çok görüşüne katılmamak elde değil. Ancak kafama takılan bir şey var; yazar "ABD muttefiki Türkiye uluslararasi hukuku hiçe sayarak başka ülkelerin topraklarını işgal etmiştir." gibi bir cümle kurmuş. 1994 yılında yazılan bir kitapta böyle söyleyerek neyi kastetmiştim ben anlamadım. Acaba Kıbrıs ' ı mı kastediyor?
128 syf.
·2 günde·Beğendi
Entelektüel'in tarihiyle birlikte özgün görüşleriyle birlikte entelektüel misyonu ve amentüsünün neler olduğunu okuyucuya aktarıyor.Son zamanlarda okuduğum en iyi araştırma kitabıdır diyebilirim. Edward Said bu kitapla birlikte yakın markaja aldığım bir yazar olacaktır. Dili anlaşılır ve akıcı.Fakat en azından biraz da olsa bu konuya ilgisi olan okurların mutlaka elinde bulundurması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum
128 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kitap her şeyden önce dünya edebiyatından okuduğum bazı klasiklere getirmiş olduğu yorumlarla beni şaşkına çevirdi. Durup düşündüğümde ise yapılan bu yorumların isabetli olduğunu ve bahsi geçen kitapları okurken bunların hiçbirinin farkında olmadığımı gördüm. "Uzmanlaşma" konusuna getirilen yorumlar ise beni benden aldı. Yazar hiç laf salatası yapmadan yoğun bir şekilde anlatmak istediklerine odaklanmış ve okuru düpedüz fikir bombardımanına tutmuş. Bu yüzden okurken biraz yoruyor diyebilirim. Geçmişten yazıldığı döneme kadar entelektüelliğin tarihi hakkında fazlasıyla bilgi edinebileceğiniz kitap, okunmaya değer diye düşünüyorum.
* "Bir entelektüelde her zaman şahsi tını, kişiye özgü duyarlılık diye bir bir şey vardır; söylediği ve yazdığı şeylere de bu anlam verir. Hele bir entelektüelin dinleyicilerini mutlu etmesi diye bir şey söz konusu olamaz; işin özü sıkıntı verici, aykırı hatta keyif kaçırıcı olmaktır."
128 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Edward Said'in Entellektuel kitabı, yıllardır okumayı bekledigim ancak bir türlü ıslamcı muhafazakarların onu sahiplenmesi önyargısını kiramadigimdan dolayı daima ertelemiştim. Ne var ki Said'e yönelik önyargımın kırılmasında,   islâmî muhafazakar kesimin ikiyüzlü biçimde onu sahiplenmesinin ötesinde, Said'in, Bati'ya ve Doğu'ya bakış acısının çok daha objektif ve eleştirel olduğunu görmüş oldum. Aynı şekilde Said'in referanslarının da  çoğunlukla batılı sol entellekteuller olduğunu da görmüş bulundum. Özellikle Gramsci ve Sartre gibi düşünürlere olan yakınlığı ve edebiyatla olan derin ilişkisi onu daha fazla dikkatle okumama vesile oldu.

    Entellektuel kitabının öneminin nereden kaynaklı olduğunu soracak olursak;  bu eserin en önemli yani, 20. Yy'da değişen hatta 19 -20. Yy arasındaki temel dönüşümlerini, edebiyattaki momentlerin dönüşüme uğramasını pürü pak biçimde dile getirmesindedir. Ikinci olarak, Entellektuel bireyin hangi kategoriye konulması gerektiğine dair ayrımı ortaya koymasindadir. Bir diğer önemli yönü de, Batılı önyargıların Doğu'ya yönelik sert tutumunun veya bir batılı aydının başka ülkelere karşı olan önyargısının veya eleştirisinin neden kendi ülkesinde yapılan zulmu gözardı ettiğine dair olan saptamalardir. Bu saptamanın diğer önceki saptamalardan daha az önemli olmasının nedeni ise, çok açık şekilde pratikte sınanması ve her ülkede görülen sağcı ve popülist entelektuellerin ulus-devlet kimliğine sarınıp aidiyet hissiyatiyla veya iktidarın profesyonel uşakları olmaları dolayısıyla,  bize daha çok görünür olmasıdır.

  Sonuç olarak, Said'in entellekteuller için öne sürdüğü yeni yuzyilimizdaki duruma alternatif olusturabilecek kuvvetten yoksun ise de,  yine de önemli saptamaların gelecek bir alternatifi güçlendirmesi açısından önemli bir yer teşkil ettiğidir. Özellikle entellektuel duruşun Filistin bazında tavır almasının bir tur zorunluluk olmasindan öte, bizim için önemli olanın da Türkiye minvalinde Kürt halkının yaşadığı zülmü Türkiyedeki entellektüellerin de eleştirel ve taraflı bir tavır almasının önemli olduğu noktasında gerekli bazı ipuçları bize vermektedir.
128 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Alev Alatlının İnsanlık Hali programını izledikten sonra epey uzun süredir kitaplığımda bekleyen bu kitabı okumaya başladım. Kendisi de Alev Alatlı'nın pek sevdiği bir entelektüeldir.

Kitap adı üzerinde entelektüelin tanımından ve mahiyetinden bahsediyor. Hrıstiyan kökenli bir filistinli olan Edward Said'in 1993'te verdiği Reith konferanslarından bir derlemeyle oluşturulmuş. Kitapta fazlasıyla özel isim geçiyor, insanı çok rahatsız etmemekle beraber eğer bütün isimleri araştırma zahmetine girmeseniz dahi kulak aşinalığı oluşturma açısından faydalı olabilir. Kitap fazlasıyla bilgi yüklü ve bol tanım içermekte. Sindire sindire okumakta fayda var.

Feyzli okumalar
128 syf.
·Puan vermedi
Ne koruyacak makamları ne de başında nöbet tutup gücüne güç katacak toprakları olan entelektüellerde bazılarını çok rahatsız eden bir şeyler vardır. Kendini beğenenleri de yok değildir ama daha çok kendileriyle dalga geçerler mesela, lafı eveleyip gevelemektense dobra dobra konuşurlar. Ama şu gerçekten kaçış yoktur: kendilerini böyle gören entelektüellerin ne yüksek mevkilerde eş dostları, ne de resmi makamlarda itibarları olur. İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık.
128 syf.
·Beğendi·7/10
Ayrıntı yayınlarının sitesinde gezerken uzun zamandır üzerinde çok düşündüğüm “Entelektüel ve aydın kişi nasıl olmadır?” sorusuna bir yanıt bulabileceğimi umduğum bu kitaba rastladım. Çok beklemeden aldım ve okuyunca da düşüncelerimin biraz değiştiğini farkettim. Daha önce aklımda entelektüel şöyle olmalıdır, böyle yapmalıdır gibi kalıplar mevcuttu. Ancak şimdi bu kalıplar, şöyle olmamalıdır, böyle davranmamalıdır şeklinde değişti. Nedir bu şöyle böyle peki, kitap hakkında çok ipucu vermeden açıklayım; Entelektüel hiçbir kahramana, tanrıya inanmamalıdır, düşüncelerini zincirleyecek hiçbir kurum kuruluş ya da hükümetle iş birliğine girişmemelidir. Bir alanda uzmanlaşmalı ama her alanda da üstün bilgiye sahip olmalıdır. En önemlisi laik ve özgürlükçü olmalıdır vs.

Yabancılaşmanın, sürgün yemenin, marjinal olmanın o kadar da kötü bir şey olmadığını söylüyor yazar. Ancak entelektüelin yerelliği önemsemesi gerektiğini; ülkesinin, milletinin gelenek ve fikirlerini reddetmemesi gerektiğini söylüyor, ben buna katılmıyorum; Bana göre entelektüel evrensel olmalıdır, hiçbir dini, milleti, ırkı, geleneği olmamalıdır.

Son dönemde de ülkemizde düşünmenin zorlaştığı, insanların tekdüzeleştiği, farklılıkların suçlandığı, sanatın ve bilimin aşağılandığı bu rezil dönemde okunması çok faydalı olacaktır.

Hakikat, aydın kişi ve başka bir çok kavramı havada bıraksa da yazar, satır aralarında verdiği bir çok önemli isim bir sonraki okuma yolculuğunuzda size yol gösterecektir.
128 syf.
Edward Said Filistin kökenli bir aktivist ve kendini herhangi bir türden siyasi tanrıya inanmaya ve o tanrının saflarına katılmaya karşı olan bir düşünce adamı olarak tanımlıyor. Eser kendisinin BBC Radyo'da Reith Konferansları'nda entelektüel kişiliğin tanımı ve misyonu üzerine yaptığı konuşmalarından derlenen 6 bölümden oluşmaktadır. Ortadoğu, Batı, Afrika, ABD havuzunda yer alan entelektüel bazı kimliklerin kendi içinde yaşadığı çelişkileri ve bazılarının evrensel doğruları anlatma çabalarında bir iktidar ve otoritenin kalemşörlüğünü reddettikleri ve bağımsız kalma gayretleri neticesinde maruz kaldıkları sürgün ve marjinal etiketin fikir dünyalarında yarattığı değişimleri sağlam referanslar ve örneklerle akıcı bir biçimde göz önüne sermiş yazar. Siyasi erklerin maaş ve imtiyaz kazanmış sözde fikir adamları vasıtasıyla toplumlarında yerleştirmeye çalıştıkları nesnel doğru olarak empoze ettikleri öznel çıkarlarının sakıncaları ve opurtünist öğelerin eleştirisi de mevcut bu anlatıda.
İnsan yalnız kalır, doğru; ama her zaman sürüye uyup mevcut duruma hoşgörü göstermekten iyidir yalnızlık.
Edward Said
Ayrıntı Yayınları
Batı'nın gerçekte neler yaptığının önemi yoktur, bunlar tarih olmustur. Körfez savaşının yıkıcı sonuçları da tarih olmuştur. Hasta olanlar biz Araplar ve Müslümanlarız, sorunlarımızın tek kaynağı biziz.
"Şeytan da bir zamanlar Cennet'te otururdu, bu yüzden onu daha önce görmemiş olanların ilk gördüklerinde meleklerle karıştırmaları mümkündür."
Edward Said
Sayfa 115 - Ayrıntı Yayınları, 6. Basım, Kasım 2015, Çeviri: Tuncay Birkan
Entelektüelin bir görevi de insan düşüncesini ve insanlar arası iletişimi kıskacı altına alan klişeleri ve indirgeyici kategorileri kırmaktır.
Edward Said
Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Entelektüel
Alt başlık:
Sürgün, Marjinal, Yabancı
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390949
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Representations Of The İntellectual
Çeviri:
Tuncay Birkan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Düşünceyle arası zaten hiçbir zaman hoş olmamış bu topraklarda, düşünceyi ve onu cisimleştiren entelektüeli "terörize ederek etkisizleş-tirmeyi amaçlayan", doğrudan doğruya "vatan hainliği" ile damga-layacak kadar pervasızlaşan bir zihniyet iyice egemenliğini kurmuş durumda. Milliyetçi ve dinsel fanatizm kendisinden başkasına düşüncesini ifade bir yana, yaşama hakkı bile tanımıyor. Bu toprakları "sevme hakkı"nı kendi tekeline almak istiyor. Batı'nın İslam anlayışının ikiyüzlü önyargılarına karşı koymasıyla ünlendiği halde, Salman Rushdie'nin ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunarak gerçek bir entelektüel tavrı sergileyen Edward Said'in bu önemli kitabının Türkiye bağlamında son derece ayrıştırıcı bir yere oturduğunu düşünüyoruz. Said, entelektüeli öncelikle otorite ve iktidara hizmet etmeyi reddedişiyle, sonra da milliyeti, dini, ge-leneği ile arasına koyduğu mesafe ile tanımlıyor. "Artık kişinin evinde, kendini evinde hissetmemesi bir ahlâk meselesidir" diyen Adorno'yu yankılayarak entelektüeli metaforik bir sürgün, bir evsizlik konumuna yerleştiriyor. Sürgün içinde yaşadığı toplumun (ve hatta dünyanın) yerlilerinden olmamayı, orada hep tedirgin, rahatsız ve başkalarını da rahatsız eden bir yabancı olmayı içeren bir konum ona göre. Ama geçmişinin, dilinin, milliyetinin sunduğu ucuz kesinliklerin ötesine geçip evrensellik idealinde ısrar eden entelektüel, hep marjinal kalmayı bir yoksunluk olarak değil, bir özgürlük, bir keşif süreci olarak yaşar. Entelektüel, eskiden olduğu gibi, toplumda bir uzlaşma oluşturacak genel simgeleri yaratan biri değil, bu simgeleri sorgulayan, kutsal sayılan gelenek ve değerlerin ikiyüzlülüğünü, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini teşhir eden; hiçbir fikir ayrılığına tahammülleri olmayan kutsal metin gardiyanlarıyla mücadeleden çekinmeyen kişidir. Profesyonelleşmenin baskısı giderek artarken, amatör kalıp kamusal alanda yoksullar, yok sayılanlar, güçsüzler adına kendi görüşünü ve tavrını temsil etmekte ısrar eden bireydir entelektüel. Hiçbir kahramana ve siyasi hiçbir tanrıya inanmaz.

Kitabı okuyanlar 180 okur

  • alidoğan
  • Jep Gambardella
  • Ahmet Polat
  • Ali Buyankara
  • ramazan k.
  • Rumeysa Köktaş
  • Tuba Öner
  • Kemal Aydemir
  • Oğuzcan Ertürk
  • Fırat Gündüz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%7
25-34 Yaş
%55.8
35-44 Yaş
%25.6
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%37
Erkek
%63

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.1 (8)
9
%26.2 (16)
8
%34.4 (21)
7
%19.7 (12)
6
%4.9 (3)
5
%1.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0