"Yetişin!Hırsız var!" diye haykırabikmeyi isterdi. Ancak sesini duyacak, yardımına gelecek kimse yoktu. Bu defaki hırsızlar iyi giyimliydi, hırsızlık yaptıkları hiçbir koşulda anlaşılmıyordu, hatta görünüşte gayet saygın kişiliklerdi. Parfüm kokulu, takım elbiseli, kravatlı, son derece şık bir şiddetti bu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sarah'nın maruz kaldığı, daha yumuşak ve adı konulmamış bir şiddetti. Çok daha sinsi, dolayısıyla ispatı cok zor olan bir şiddet... Ancak tamamıyla gerçekti.
Bu kelime -ayrımcılık- çoğu zaman, sosyolog Erving Goffman'ın, "Bir kalıba sokularak sınıflandırmak istenilen bireyi, bu kategoriden ayrıştıran ve farklı kılan özellik" olarak tanımladığı "damgalamak" kelimesiyle bir tutuluyordu. Bu sebepten dolay acı çeken birey, Goffman'ın adlandırdığı șekliyle "normal bireylere" karşı çıkan "damgalanmış" bir bireydi
Ayrımcılık "Birine ırkı, cinsiyeti, ailevi durumu, kilosu, fiziksel görünüşü, ismi, sağlık durumu, sakatlığı,genetik özellikleri, âdetleri, cinsel kimliği veya tercihi, yaşı,siyasi görüşü, sendikal faaliyetleri, ait olduğu veya olmadığı etnik kökeni, ülkesi, ırkı veya dini nedeniyle farklı muamele etmek." demekti