Musa Akkaya

Musa Akkaya
@akkayams
M.A.N.C. Evreni kitabının yazarı
Türkçe Öğretmeni / Yazar / İktibas olmayan tüm paylaşımlar şahsıma aittir.
Lisans
281 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Ahlaklı ahlaksız
Bir işçinin hakkı, hangi kitapta yazarsa yazsın, aynı kelimeyle başlar: Hakkı yenmez. Toprağın dili değişir, takvimler değişir, dualar değişir ama bu cümle değişmez. İnsan, emeğiyle insandır. Ve emek, pazarlık masasında ucuza düşürülecek bir meta değildir. Ama garip bir çağdayız. Bazıları sabah namaza kalkıyor, öğlen pazarlık yapıyor, akşam vicdanını kilitliyor. Secdeyle doğruluyor belini, sonra başkasının belini iki büklüm bırakıyor. Bugün bu topraklarda bir düzen kuruldu: Yoksulluk ithal ediliyor. Savaşın, açlığın, mecburiyetin içinden insanlar getiriliyor; sonra o mecburiyetin üstüne basılarak fiyat biçiliyor. “Ama razı oldu” deniyor. Rızanın, aç bir mideyle karıştırıldığı yerde adalet çoktan terk etmiştir o dükkânı. Aynı işi yapan iki insan… Biri “bizden”, diğeri “misafir”. Biri hak ediyor, diğeri “idare eder”. Biri ücret, diğeri sadaka. Ve bütün bunlar olurken, aynı eller abdest alıyor, aynı ağızlar dua ediyor, aynı diller “kul hakkı” diyor. İşte ikiyüzlülük tam da burada başlıyor. Çünkü kul hakkından söz edip kul sömürmek, ahlaksızlık değil sadece; bu, ahlakı kullanarak günahı makyajlamaktır. Hiçbir kutsal metin, çaresizliği indirim gerekçesi saymaz. Hiçbir peygamber, “gücü yetene yüklen” dememiştir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Asıl ölüm, kahredici bir döngüyü yaşamaktır. Zavallı varlığım, batan güneş kızıllığında gölgesi uzun olanların karanlığına bulandı.
Yaşamak isterdim her anı, Hüznün gemisinde, geçmiş karamsar bir anı. Eski sokaklardan gelen bir ses, Kulaklarımda çirkin bir ağrı. Simitçinin ardında, Gözlerimde demleniyor vapur dumanı. Gidiyor yine bir şeyler içimden, Bilmem giden kaçıncı kırkikindi masalı. Durdurabilsem zamanı, Var mıdır ki içinde, Ağlamaksızın gülümseyen bir anı?
Bugün de gördüm ölümü, toprağın altına yuvarlarken taş kesmiş yabancı bir cesedi. Ne vakit yaşamı arzulasam çıkıverdi zaten karşıma; yaşam benim diye. O hâlde ölüm nedir diye sorarım kendisine. Fısıldar soğuk nefesiyle kulağıma. Kalabalık benim çirkin tarafım ve sen ona yaşam dersin. Sessizlik ise benim narin tarafım. Ve sen korkarsın ondan. Çirkin tarafıma övgü, narin tarafıma sövgü dizersin. Bu yüzden gez yeryüzünde, çirkin yönümde, durmadan narin yörüngemde, yürü yavaşça son nefesinle. Ben ölüm, korkuyorum ben de. Çirkin yönüme adım attığım şu çürük köprüde.