çok istediğim bir kurumdan yüz yüze mülakat haberi geldi ama istanbul'da bu şehir benim kaderim mi yoksa değil mi hiç bilmiyorum. bir adım daha yaklaşmış gibi hissederken tek başıma orada yapamayacağımı da biliyorum. daha vakit var ama içimde olmasını istediğim o heyecan yok. çok mu erken vazgeçiyorum bilmiyorum.
akşam yürürken annemi aradım. bugün gördüğü bütün ağaçları, çiçekleri anlattı. "yağmur yağdığı için keskin ve güzel kokuyorlardı" dedi. babam ona adını bilmediği birkaç çiçeği de göstermiş. mor salkımlı çiçeklerden ve şakayıktan bahsetti. baharı ve bu farkındalığı seviyorum
bir gün sanki bütün umutlarımı yitirmiş gibi beklentisiz olurken hemen ertesi gün nasıl oluyor da huzurlu oluyorum. sanırım ben hep bir beklentisi olan umut eden biriyim. belki de beni ayakta tutan, sürekli farklı şeyleri denememe sebep olan şey bu