Adler bu kitabında , kişinin yaşam tarzının dört beş yaşlarında belirlendiğini iddia ediyor. Adler bunu somut örneklerle vakalar yardımı ile sade bi dille anlatmış, anlattığı her vakada ne yazık ki kişinin çocuklukğunda ki travmaları kötü anıları ailesi ile olan kötü iletişimi, yüzümüze tokat gibi çarpıyor, ve bu noktada vurgulanan bilinçli ebeveyn olmanın önemi.(Günümüzde bilinçli ebeveyn sayısının bir hayli az olduğunu düşünüyorum) Bireyin yaşam tarzının çocukluk anılarıyla aydınlatılabileceğini fakat bunun sadece insanın kişiliğini incelemenin yollarından bir tanesi olduğunu unutmamamız gerektiğinide ekliyor, bazı belli başli fiziksel hareketleri zihinsel tutumlar, beden duruşu ve hareketleri psikolojik tutumların birer ifadesidir diyor. Adler hastalığa değil hastanın ruh sağlığına odaklanan bir öğretmendi ve Adler insanı bir bütün olarak görmediğimiz müddetçe psikoloji bilgimiz ve insanı anlamaya yönelik tüm girişimlerimizin yararsız olacağını söylüyor. Ayrıca sosyalliği ve sosyal ilişkilerin önemini vurguluyor, ve son olarak adler’in sık sık tekrarladığı aşağılık kompleksi evet Adler aşağılık duygusunun herkeste olduğunu söylüyor bunun kişilerin üstünlük duygusuna ulaşmak için motive edici güç olduğunu düşünüyor.Topluma uyum sağlayabilen insanların bunu kompleks haline getirmediğini ve kompleks haline gelmediği sürecede bu duygunun kişiye zarar vermediğini anlıyoruz. Kısacası herkesin anlayabileceği bir şekilde ve vakalar üzerinden bir çok şeyi açıklıyor, mutlaka okunması gereken bir kitap.