Looking for Alaska
"Ölecek olan bir adamı severek sanki sonsuza dek yaşayacakmış gibi ruhumu toprağa saçtım."
Looking for Alaska
"Sen keyif almak için içiyorsun bense ölmek için içiyorum. "
Reklam
Fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime, toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için. Dünyayı dolaşmak, görmediğim balıkları, yemişleri, yıldızları görmek isterdim. Halbuki ben yalnız yazılarda ve resimlerde yaptım Avrupa yolculuğumu. Mavi pulu Asya'da damgalanmış bir tek mektup bile almadım. Ben ve bizim mahalle bakkalı ikimiz de kuvvetle meçhulüz Amerika'da. Fakat ne zarar, Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her mili bahride, her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki bir kerre bile selâmlaşmadık aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz. Ve düşmanlar ki kanıma susamışlar kanlarına susamışım. Benim kuvvetim : bu büyük dünyada yalnız olmamaklığımdır. Dünya ve insanları yüreğimde sır ilmimde muamma değildirler. Ben kurtarıp kellemi nida ve sual işaretlerinden, büyük kavgada açık ve endişesiz girdim safıma. Ve dışında bu safın toprak ve sen
Şiir
Dostlar ki bir kerre bile selâmlaşmadık
Fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime, toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için. Dünyayı dolaşmak, görmediğim balıkları, yemişleri, yıldızları görmek isterdim. Halbuki ben yalnız yazılarda ve resimlerde yaptım Avrupa yolculuğumu. Mavi pulu Asya'da damgalanmış bir tek mektup bile almadım. Ben ve bizim mahalle bakkalı ikimiz de kuvvetle meçhulüz Amerika'da. Fakat ne zarar, Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her mili bahride, her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki bir kerre bile selâmlaşmadık aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz. Ve düşmanlar ki kanıma susamışlar kanlarına susamışım. Benim kuvvetim: bu büyük dünyada yalnız olmamaklığımdır. Dünya ve insanları yüreğimde sır ilmimde muamma değildirler. Ben kurtarıp kellemi nida ve sual işaretlerinden, büyük kavgada açık ve endişesiz girdim safıma. Ve dışında bu safın toprak ve sen
Şiir
HALIKIŞLAK İLKOKULU 23 NİSAN merasimi ÖLÜRÜM TÜRKİYEM -KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz
AĞRI DAĞI GEZİ HATIRASI-ÖLÜRÜM TÜRKİYEM KİTABIMDA-KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz
Reklam
Reklam