Zeki bir yönetmen ve yetkin bir eleştirmen olan François Truffaut, "eleştiride tutkulara kapılmak yerine, en azından belirli bir amaçla eleştirel olmaya çalışmak gerekir... Bir filmi iyi ya da kötü olarak tanımlamak ilgi çekici değildir, önemli olan bunun nedenlerini açıklamaktır" değerlendirmesinde bulunur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kısacık ve harika bir roman Gemiden Düşen Adam. Konusu ismiyle müsemma; gemiden düşen bir adamı anlatıyor.
Aynı zamanda gemideki diğer yolcuların adamın yokluğunu fark edişleri, fark etmelerinden önceki ve sonraki saatler. Yer yer hüzünlü, yer yer komik bir sürü kısım var bu kısacık kitapta. Hiç 112 sayfa okudum gibi gelmedi, bana göre çok yoğun ve zengin bir kitaptı.
Bazı hallerin bu kadar evrensel olduğunu görmek (diğer yolcuların, adamın yokluğunu fark ettikten sonra intihar ettiğine karar verip intiharına kendilerince türlü gerekçeler bulmaları, sansasyon yaratmaya olan bu merakları çok tanıdık ve eğlenceli geldi mesela) benim için kitap okurken hep heyecan verici bir deneyim. Dünyada varlığını bile bilmediğimiz ama duygudaşlık yaptığımız ne çok insan, bizimkiyle benzer endişelerle çarpan, korkan ne çok kalp var... Betimlemelerle dolup taşan bir kitap olmasa da adamın okyanusun ortasında bir başınaykenki halini neredeyse fiziksel olarak bile hissettim, anksiyetemi tetikleyecek kadar güçlü bir özdeşleşme yaşadım. Benim için unutulmaz bir kitap oldu.
"Sen sadece bir tutam saç, sıcacık bir beden, çırılçıplak önümde atan bir kalp ve sonsuza dek bir mağaradan diğerine akmaya mahkûm bir suyun şırıltısı gibi hüzünlü bir sestin..."