Annesi, kaybı yüzünden dalgın görünüyordu, sanki hastalığı ona unuttuğu bir şeyi hatırlatmaya gelmişti. Gözlerine şu ifadeyi yerleştirmişti hastalık: Ha, unutmuşum. Nasıl unutabildim bunu ben? Öyle kibar biriydi ki.
Persephone, Hades tarafından cehenneme sürüklendikten sonra, Persephone’nin annesi dünyayı ilk kış mevsimine sokuvermiş. Bundan önce bütün mevsimler aynı anda yaşanırmış; yani bu şiir, tuhaftır ki, bugünlerin havası hakkında olabilir.
birlikte açar gül ile çiğdem
kardelen ile aster, zambak ile hezaren;
her mevsim her daim: dut, yaprak
ve tomurcuk doluydu dallar
annesinin kederinden kışı yaratmadan önce.
Titrek, yorgun ama hep tetikte olan siyah gözbebekleri. Bu bakışların ardında, korku ve saldırganlık bir çatışma halindeydi. Bu gözler size bakmıyordu. Kaçıyordu. Ürkmüş bir halde, kendi şiddetini hayranlıkla seyrediyordu. Kafasının içinde dolanan, debelenen, uluyan öldürme çılgınlığını…
Vahşi bir çocuk…
Bir orman çocuğu. İnsanların aldığı eğitimden yararlanamamış bir çocuk… Doğanın şiddetinin kölesi haline gelmiş bir yaratık…