Benim iyi ilişki diye nitelendirdiğim şey, insanın bazı isteklerinin yanıtsız kalmasına, yaşanan bazı belirsizliklere tahammül edebilme, karşımızdakine dair her şeyi bilmeme durumunu kabullenme gücüdür
İlişkilerden de kendimizden de çok çeşitli beklentilerimiz var. Oysa her toprakta her türlü meyve sebze yetişmediği gibi ilişkiler de insanlar da bize onlardan beklediğimiz her şeyi veremezler. Ananasın sizin toprağınızda yetişmemesi sizin veya bir başkasının suçu değildir. Türlü yollarla orada ananas yetiştirmeye çalışsanız bile, toprağınız ona uygun olmadığından yetiştirdiğiniz şey, istediğiniz lezzette ve sağlıkta olacak mı tartışılır! O ekim nedeniyle toprağınızın hastalanmasına ve verimin düşmesine neden olabilir, hatta belki daha sonra toprağı kullanılmaz hale bile getirebilirsiniz.
Aslında bana öyle geliyor ki kişi daha duygular oraya varmadan, her şey henüz yeni yeni gelişirken, büyük bir aşk yanılsamasının içine düşmeyi ve karşısındakini de kendisi ile birlikte oraya çekmeyi istiyor. Dolayısıyla aslında bu esnada sarf edilen o büyük aşk sözlerinin muhatabıyla da çok ilgisi olmuyor. Sözün sahibi onu kendi arzusundan yaratıyor. Kime yönelik olduğunun bir önemi kalmıyor. Bu da ötekini nesneleştiriyor
Birini arzulayabilmek, en çok boşlukla, eksiklikle ilintili. Çoğu insan karşısındakinin her şey olmayı isterken aslında ilişkinin en önemli yakıtını, arzuyu tüketiyor. Bazı eksiklikler iyidir. Eksikleri sürekli tamamlamamak, bazı boşlukları da doldurmamak güzeldir