Deme bana "Oğuz, Kayı, Osmanlı..."
Türk'üm, bu ad her unvandan üstündür...
Yoktur Özbek, Nogay, Kırgız, Kazanlı,
Türk milleti bir bölünmez "bütün" dür...
Gökalp, kendi fikir kudretimizden yeni bir medeniyet yaratmaya lüzum görerek, yeni hayatı da görülen bu lüzum üzerine tasavvur ettiklerini söylemektedir. Yeni hayat, yeniden yaratılacak hayat olacaktır. Yeni kıymetler, Osmanlılığın ruhundan doğacak, iktisadî, ailevî, felsefi, ahlaki, hukuki kıymetlerdir. Bu milli irfanlar sayesinde Osmanlılığın milli medeniyeti Avrupa medeniyetlerine gıptalar ilham edecektir. Bu çaba, Avrupa'yı taklit eden Müslüman olmayan vatandaşlarımızdan da ileri geçip asrî olmamızı sağlayacaktır.
Gökalp'a göre siyasi inkılap kolay olduğu halde sosyal inkilâbı gerçekleştirmek dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Çünkü sosyal inkılâp, duyguların ilerlemesine ve yükselmesine bağlıdır. Duygular asırlardır süren toplumsal alışkanlıklara bağlı olduğu için, izlerinin hemen silinmesi mümkün değildir. Gökalp, bu kısa değerlendirmenin ardından, sosyal inkılâbın ne anlama geldiğini açıklar. Ona göre, sosyal inkılâp, eski hayatı beğenmeyerek yeni bir hayat yaratmaktır. Yeni hayat demek: yeni iktisat, yeni aile, yeni felsefe, yeni ahlak, yeni siyaset, yeni hukuk demektir. Eski hayatı değiştirmek, yeni bir yaşayış yaratmakla mümkündür. Gökalp, eski hayatın da kendine göre kıymetleri olduğunu ve eski hayatın kıymetleri yerine yukarıda bahsedilen yeni kıymetlerin geçmesi gerektiğini ileri sürer. Yeni hayatı yaratmak ve anlamak için hakiki kıymetleri aramak ve bulmak lazımdır. Ancak Gökalp, bu kıymetlerin de "malum" olmadığını söylemektedir. Çünkü hakiki kıymetlerin "malum" olabilmesi için, bu kıymetlerin şimdiki hayatımızda da hâkim olması gerekir. Eğer hâkim olsaydı, sosyal inkılaba lüzum kalmazdı.