Aleyna Oruç

Aleyna Oruç
burası dünya yahu burası bu kadar işte instagram.com/aleeyingozunden
Puan vermedi
Bu ay dinlenme ihtiyacında olduğum için öykülerden gidiyorum, siz sever misiniz öykü? Eğer yanıtınız evetse sizi Yorgunum Mitral'e buyur edeyim; İçindeki her bir öykü bizi 17 farklı hayata konuk ediyor. Ben bu öykülerden en çok Habil ile Kabil'i sevdim. Bu bildiğimiz hikâyede geç kalınan pişmanlığın aslında hiçbir anlam ifade etmediğini net bir şekilde görmüş oldum. "Bazısının ahı tutar, bazısı sadece ahtan ibarettir." Kabil'i ömrü boyunca tüketecek bir ah... Kim demiş beyin ölmüş, diye. Öldüysem şayet bu konuşan da kim? Hey Mitral! Duyuyor musun beni? Boş yere kasım kasım kasılıyorsun be! Kalp kapakçığı olmak kolay değil, ama nafile yere çalışıp yoruyorsun kendini. Kafile fire verdi artık. Hepimiz çölde gezen başıboş kumlar gibi dağılıp yittik. Sen de savaşmayı bırak. Ne lüzumu var böyle kahramanlıklara. Biz ölüyoruz. Yani ben -usta beyin- ölüyorum da seni bilemem. Komuta ettiğim diğer organlardan haber alamıyorum. Bir komutan için istihbaratının çöktüğünü gösteren resimdir bu. Mide acıkmıyor, damak susamıyor, burun kötü kokular almıyor. Ten hissetmeyi unuttu, gözler kendi çukurunda boğuldu. Karaciğer, balon gibi oldu. Bağırsaklar ise ters köşe. Diğerlerinin son halini söylemeye bile lüzum yok. Diğerleri mi? Sakatat, iliğe işlemiş zerzevat, eften püften, terden, kıldan ve kökten ibaret, işlevini yitirmiş bir yığın et torbası… Her şey öyküleşebilir. Ölmekte olan beyin bile. Geniş anlatım olanakları sunan modern öyküler bu eserle okuru buluşturmak için kaleme alınmıştır. Günlük hayata dair modern çağın çıkmazlarından sıyrılıp sayfalara sığınmış nice öykü, okurunu beklemekte. Ayrıca canlı ve cansızların dile geldiği bu kitapta, okur, öykü dünyasının kapısını aralayıp uzun soluklu bir yolculuğa çıkacak belki de kendi yaşamından bir parçayı bu kitapta bulacaktır. Öykü
1000k
Yorgunum MitralSerpil Tuncer · Okur Kitaplığı · 2021108 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dillendiremediğim Elveda
Puan vermedi
"İnsanın kendisini kandırması dünyadaki en eğlenceli dramdır" Dillendiremediğim Elveda, Murat Yıldız 🫸 Vedaların bazen de hayatımızda aslında ne denli yer kapladığını anlatan bir kitap, bazen de edilememiş o içte kalan vedaların yıkımıyla... Bir öykü yarışması için adadan ayrılan Aiden'ın yolu tekne ile taşımacılık yapan Yavuz ile kesişiyor. Yavuz'un da dokunuşuyla değişen Aiden'ın hikâyesi teknedeki diğer adam yaşlı Jarvas'ın hikayesiyle de şekilleniyor. Teknedeki öl*m kalım mücadelesi, karakterlerin geçmişine yolculuk ederken hüzünlere, vedalara, anlam arayışına da tanık oluyoruz. "Hayatta herkesin dillendiremediği bir elvedası mevcuttu" Betimlemeleriyle klasik okuyormuşum hissiyatı uyandıran Dillendiremediğim Elveda, içinde pek çok karakter içerse de bu çeşitlilik kafa karışıklığına sebep olmamış aksine içeriği zenginleştirmiş. Kitabı birkaç aydır elimde olmayan sebeplerle ertelemek zorunda kalmıştım ama iyi ki de öyle olmuş dedim okurken gerçekten sakin kafayla okumalı. Dili ağır değil ama hissiyatıyla üzerinde düşünmeye ittiği için sindire sindire okunmalı. Vedalaşmanın ya da vedalaşamamanın içsel boyutunu çok da güzel yansıtmış Murat Yıldız. Vedalaşmak için zaman bulamamanın acısı, vedalaşabilecekken bunu yapamamanın yıkımı... Pek çoğumuzun kitap okumakta bile zorlandığı bu dönemde sürükleyici bir kurgu arayışındaysanız önerimdir. Bizi sürpriz bir sonun beklediğini söyleyerek noktalıyorum yorumumu. Kitapla kalın
Dillendiremediğim ElvedaMurat Yıldız · Gece Kitaplığı · 202338 okunma
Puan vermedi
Ocak ayının son kitabı olan Yamalı Yürekler ile geldim bugün, sizi Sivas'a Kızılırmak yakınlarındaki Yamalı Köy'e götüreceğim. Fukaralıklarıyla bilinen, yaşadıklarının ağırlığıyla yüreklerin bile Yamalı olduğu bir köye... Kara Konak'ın gölgesinde geçen bu destansı öyküye buyur ediyorum sizi. Biri bin ede ede insanların arazilerini elinden alan en sonununda da aç bir kurda dönüşen Yağmur Bey ile başlıyor kitap. Hırsları yüzünden gözü dönen Yağmur bey, kızı Zemheri'yi hem dostu hem de düşmanı olan Ferman beye gelin vererek buna karşılık olarak Ferman beyin de Yamalı Köy sakinlerini yıldırmasını, arazilerini satmasını ister. Düğüne sayılı gün kala köyün güzeller güzeli kızı Zemheri "ne gördüm ki ne göreceğim bu dünyadan?" diyerek kendisini Kızılırmak'ın serin sularına bırakır. Olacağı var ya akıntı onu Hurdacı Ahmet ve Rabia Ana'ya götürür. Bir umut ışığı olarak gider o eve Zemheri. Kara Konak'tan Yamalı Köy'e bir sis perdesi uzanır böylece. İkiz muskaların, Ak Güvercin'in, Ali'nin ardındaki sır perdesini aralıyoruz devamında. Geçtiğimiz yaz Eşekli Kütüphaneci'yle köy öykülerini sevdiğimi fark etmiştim. Fakir Baykurt gibi Abdullah Küçükkaya da bana aynı hazzı yaşattı. Cumhuriyet dönemi yazarlarının tadını aldım, toplumcu gerçekçilikle anlatılmış Yamalı Yürekler. Köydeki ezilen insanları, beylik düzeninin zulmünü, köy insanlarının o sıcak hikâyesini çok güzel yansıtmış. Yorgun olmasam bir günde bile bitirebileceğim bir akıcılığa sahipti Yamalı Yürekler. Aslında yabancı olmadığımız bir mücadeleyi çok güzel anlatmış bize. Yitirilen umutların nasıl yeniden filizlendiğini, her şeyini kaybettiğini sanan insanların umut ışığını bir de Anadolu atmosferiyle okumak isterseniz önerimdir. Kitapla kalın #yamalıyürekler #abdullahküçükkaya
Yamalı YüreklerAbdullah Küçükkaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024138 okunma
Puan vermedi
"ama ellerini yazmam lazımdı o güzel eller için birkaç satır yazılmalıydı elleri hep hatırlanmalıydı" Senden Sonra, Ayşe Betil Ruhunuzu dinlendirecek, bir o kadar da geçmişi yad ettirecek öyküler ve şiirlerle geldim Yazar önsözünde "benim için önce kağıt ve kalem vardı. İlkin çizmek ve daha sonra da yazmak, daima hayatımın bir parçası oldu" diyor. Yıllarca kendine sakladığı ne varsa Senden Sonra'ya sığdırıyor. Bizi de duygu dolu öykü, anı, şiirler karşılıyor bir de bunlara Ayşe Betil'in çizimleri eşlik ediyor. Ayşe Betil'in dilini kendime çok yakın bulduğum için sevdim. Betimlediği yaşlı teyzeler, anne-babalar yakından şahit olduğumuz insanlardı. Bazıları -maalesef ki- hayatımızın içindendi. Tebessümle okuduğum kısımlar olduğu kadar, gözlerim buğulu biraz da öfkeli okuduğum kısımlar vardı. Yazar bütün bu duyguları çok güzel yansıtmış. Beni etkileyen kısımların altını çizmeme de engel olamadım. Buraya eklemedim Kendine Sorular, Adını Sen Koydum ve Yakaza'yı da epey sevdim. Senden Sonra biraz dinlenip biraz da geçmişi yad etmek isteyenlere önerimdir. Kitapla kalın "Onlar, Hiçbir şeyin kaybetmemiş gibi hoyrat ve özensiz; Hiç acı çekmemiş gibi zalim ve kayıtsızlar."
Senden SonraAyşe Betil · Gutenberg · 202489 okunma
Puan vermedi
"İnsan kendi karanlığında boğulurken, başkalarına nasıl ışık dağıtır?” Leyleklerin Uçuşu, J.C. Grange Bu nasıl bir zekanın, hayal gücünün ürünü? Spoi vermeden nasıl anlatabileceğimi inanın bilmiyorum çünkü kitabı baştan sona anlatasım var. Canım kızlarla yıla şahane bir başlangıç yaptık, Grange'ın kalemiyle nasıl daha önce tanışmamışım Leylekler konargöçer bir yaşam sürdüğü için baharda Avrupa'ya gelir ve yaz sonu Afrika'ya gitmek için yola çıkarlar ama bu yıl bazı leylekler gitmesi gereken güzergahta bulunmaz. Louis Antioche'un kayıp leyleklerin sırrını çözmek için çıktığı bu yolculuk kısa sürede kabusa dönüşür. Parçalanmış ces*tler, nereden çıktığı belli olmayan k*tiller... Arayışı onu, Bulgaristan'daki Çingene mahallelerinden işgal altındaki toprakların güneşte kavrulan kibutzlarına, Orta Afrika Cumhuriyeti'nin balta girmemiş ormanlarından Kalküta'nın arka sokaklarına kadar götürecektir. Louis'in bu yolculukta cehenneme sürüklenmesi de kaçınılmaz olacaktır. Gerilimi hat safhada hissedeceğimiz Leyleklerin Uçuşu, bizi hem uçuş güzergahında kanlı bir yolculuğa çıkarırken elmas kaçakçılığı ve (söyleyemiyorum) daha nicesiyle bizim yakamızı bırakmayacaktır... Grange'ın Kızıl Karma kitabını epeydir merak ederken yazarla tanışmam Leyleklerin Uçuşu ile oldu ve çok net bir şekilde söyleyebilirim ki yazarın diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım. Özellikle son 100 sayfada ben ne okuyorum, neler oluyor yahu diyip kitabı elimden bırakamadım. Olayların bu kadar zekice birbirine bağlanışını dehşetle okudum. Üzerine aslında çok fazla şey söyleyebilirim ama ne anlatırsam içerikten bahsetmiş olacağım o sebeple yorumumu sonlandırıyorum. Polisiye&Gerilim severlere mutlaka önerimdir. Kitapla kalın🪽
Leyleklerin UçuşuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202412,4bin okunma