hatırlamak dışında ne yapacak ne de inanacak bir şey kalmadığında, yürümek; bütün umutlardan ırak ve beklentilerle zehirlenmemiş mevcudiyetin o mutlak yalınlığına dönebilmeyi sağlar.
"kitabevleri iyi insanları çekiyor sanki...ve kitapları seven insanlarla kitaplar hakkında sohbet etmeti seviyorum. kağıtları seviyorum. verdikleri hissi seviyorum, arka cebimde bir kitap taşıma duygusunu seviyorum. yepyeni bir kitabın kokusunu da seviyorum."
"biriktirdiğimiz, edindiğimiz, okuduğumuz şeyler değiliz. bizler, burada bulunduğumuz sürece yalnızca sevgiyiz. sevdiğimiz şeyleriz. sevdiğimiz insanlarız ve bunlar, bence bir tek bunlar hayatta kalıyor."
"seni seviyorum," dedi amelia kabullenmiş bir ifadeyle omuz silkerek. "bundan daha zekice bir şeyler söyleyerek ayrılmak isterdim senden ama bütün bildiğim bu."