selim koç, bir alıntı ekledi.
22 May 13:30

diyanet’ten sorumlu devlet bakanı’nın adı Bekir...
Samsun Müftüsü diyor ki, Bekir deve yavrusu’dur!

Başka ne diyor?

Çocuğunuza Sanem adı koymayın, put demektir. Aleyna
koymayın, bela demektir. Kezban, yalancı demektir. Melis,
şişman demektir. Jülide, perişan’dır. Gülsüm, zavallı’dır. Mikailîsrafıl,
mekruhtur. Samet, sakıncalı. Rumeysa, gözü çapaklı
kadın. Alara-îlayda gayrimüslim. İrem desen, sahte cennet’tir.
Sanırsın, Türk dil kurumu başkanı’dır mübarek.

Halbuki...

Geçenlerde “Ben Veysel Karani’yim” diyen uyanığın biri,
aralarında hâkimlerin, avukatların, öğretmenlerin de bulunduğu
kerizlere, cennet’ten tapu satarak, altı milyon lira tokatladı.

Eyüp Sultan’ım deseydi...
Rahat 16 milyon götürürdü.

İsim Şehir Artist, Yılmaz Özdilİsim Şehir Artist, Yılmaz Özdil
PİNKLUES, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
20 May 21:25 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı okuduktan sonra kitaba karşı çok ön yargımın olduğunu fark ettim. Konusundan bahsetmeyeceğim. Sadece bu kitap (bence) Aleyna Tilki'den,yeni akımlardan,Çağatay Ulusoy'un hapise girmesinden ve gündemdeki bütün gereksiz şeylerden daha fazla önde tutulması gerekiyor.
(Eleştiriye açık)

selim koç, bir alıntı ekledi.
20 May 11:05

diyanet’ten sorumlu devlet bakanı’nın adı Bekir...
Samsun Müftüsü diyor ki, Bekir deve yavrusu’dur!

Başka ne diyor?

Çocuğunuza Sanem adı koymayın, put demektir. Aleyna
koymayın, bela demektir. Kezban, yalancı demektir. Melis,
şişman demektir. Jülide, perişan’dır. Gülsüm, zavallı’dır. Mikailîsrafıl,
mekruhtur. Samet, sakıncalı. Rumeysa, gözü çapaklı
kadın. Alara-îlayda gayrimüslim. İrem desen, sahte cennet’tir.
Sanırsın, Türk dil kurumu başkanı’dır mübarek.

Halbuki...

Geçenlerde “Ben Veysel Karani’yim” diyen uyanığın biri,
aralarında hâkimlerin, avukatların, öğretmenlerin de bulunduğu
kerizlere, cennet’ten tapu satarak, altı milyon lira tokatladı.

Eyüp Sultan’ım deseydi...
Rahat 16 milyon götürürdü.

İsim Şehir Artist, Yılmaz Özdilİsim Şehir Artist, Yılmaz Özdil
ROMANTİK AŞK, Yakışıklı Bakıcı'ı inceledi.
26 Nis 13:49 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Konusu çok müthiş olmasa da iyi bir kitap sayılabilir.
Eva babası ve üvey annesi dünya turuna çıktıkları için 4 yaşında ki kız kardeşine o bakıyor. Bakmakta zorlandığı için bir bakıcı tutmaya karar veriyor ve Derrek'i işe alıyor.
Derrek 25 yaşında okul öncesi öğretmenliği mezunu olan yakışıklı bir oğlan. Ve kardeşine gerçekten de çok iyi bakıyor. Zamanla Eva Derrek'ten hoşlanmaya başlar ve arkadaşı ile planlar yaparlar. Sonra planlarından biri işe yarar ve Derrek Eva'ya aşkını itiraf eder ve ilişkileri başlar. Sonra bir sabah Eva kaçırılır.
Bundan sonrasını anlatmıyorum. Heyecanı kalmaz. İyi okumlar....

Yetiştirme Yurdu Sosyal Sorumluluk Projesi
Arkadaşlar merhaba,

Hani hep bas bas bağırırız ya dünya adil değil adaleti savunuyorum bir gün adalet yerini bulacak bulmalı diye. İşte dünya hiçbir zaman adil olmayacak arkadaşlar. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım dünya hiçbir zaman adil olmayacak. Neden mi başlayayım size 23 Nisan güncemi anlatmaya.

Ama öncelikle etkinliği başlatmam sonrasında gözlerimden kaynaklı sıkıntıdan dolayı siteye giremeyecek olmamdan dolayı, etkinliği sonlandırmama izin vermeyip hediyelerin bana ulaşmasında ses kayıtları aracılığı ile kargo numaralarını iletip, etkinlik için büyük bir çaba sarf eden, katılımcılara mesaj yağdırmalarından dolayı hesapları kitlenmiş olmasına rağmen pes etmeyen, sizlerle aramda büyük aracı olan Ceren ve Kevser e çok teşekkür ederim. Siteye girip kaçamak yapmayayım diye hesabıma el koyup şifremi değiştiren Ceren sana ayrıca selamlarımı saygılarımı takdim etmiştim zaten :)

Evet… Büyük gün gelmişti, yarın 23 Nisan olacak ve ben, koskoca gülen minik suratlarda farelerin yediği dişlerle beraber, doyasıya kahkahalar atacak eğlenecek yuvarlanacaktım. Gönderdiğiniz her bir hediyeler, daha da kocaman gülümsemelere sebebiyet verecekti. Milyon kere detayların üstünden geçtim, boyama kitaplarını, oyuncakları kaç kere döküp kaç kere kolilere yeniden yerleştirdim, çocukların karşılaştıkları anda tepkilerini kaç kere hayal ettim, kaç kere liste yaptım inanın bilmiyorum. Heyecandan midemde uçuşan kelebeklerden tutun, acaba mutlu olacaklar mı soruları kafamın içinde döndü durdu…

Saat sabahın 6 sı oldu ve ben, kesik kesik uykularla atlattığım gecenin sonunda, işe giderken kibrit çöpü sıkıştırmayı düşündüğüm göz kapaklarıma inanamadım. Gözler fal taşı içimde çocukluğumun bayram coşkusu. Sanki stadyumda bando takımına komut vermeye gideceğim. Abarttığımı düşünmeyin gerçekten inanılmaz derecede içimi mutluluk kaplıyor bu projelerde. Neyse, bugün 23 Nisan neşe doluyor insan melodisiyle apartman sakinlerini rahatsız etmekten çekinmediğim gürültülerle paldır küldür eşyaları arabaya taşımaya başladım.

Piknik alanını çocukların güvenliği açısından bin bir izinle, polis özel harekat piknik alanını ayarlamıştım ve tek başıma zorlanacağımı düşünerek birkaç kağıt kürek prosedüründen sonra zoraki onaylarını aldığım üç arkadaşımı alarak yola çıktım. İçimizde coşku, dilimizde bayram şarkısı ve çocuklarla kavuşma heyecanı ile ulaştık piknik alanımıza. Jet hızıyla ayarladığımız kamelyalarımızı başladık bayraklar, balonlar ve rüzgar gülleri ile süslemeye. Birine oyuncakları yığdım, birine parmak boyalarından el baskısı yapacağım kocaman bezi serdim birine kum boyama faaliyet malzemelerini koydum, birine yemek malzemelerimiz derken bölüm bölüm ayırdım. Salata bardaklar tabaklar mangal her şey tamam gelsin minikler derken ‘’ Biz geldik kapıdayız’’ diye bir telefon geldi.

Hemen müziği açıp uçarcasına koştum kapıya. Çığlık çığlığa çocuklar. Tek tek servisten kucaklayarak indirdim, yanlarında gelen 4 sorumlularıyla onların tabiri ile ‘’Anne’’ leri ile beraber alanımıza gittik. Palyaçonun seslenişiyle beraber hepsi gelir gelmez park alanına koşuşturdular, Barış Manço’dan tutun Aleyna Tilki’ye kadar zıpladılar, oynadılar, eğlendiler. Bir cimcime var ki içlerinde, daha geleli iki gün olmuş iki gündür ne gülmüş ne konuşmuş zaman geçtikçe başladı beni kahkahalarla gıdıklamaya. Sınıf sorumluları ‘’çok teşekkürler size, ilk defa burada gülümsedi, konuştu’’ dedi ve o an içimdeki tarif edilemez mutluluk ve hüznü anlatmaya kelimelerim yok.
Bu arada daha hediyelerine götürmedim çocukları çünkü önce yaşasın yemek yemekkkkkkk :)

Köfteler mis gibi pişti, masa hazırlandı, güle eğlene yemek yiyoruz derken, bir miniğin babasını abisini özlediğini söyleyerek ağlamasıyla boğazımda oluşan düğümler artmaya başladı. Teselli etsem ne diyeceğim ki? Neyin tesellisi olur ki bu, diğer çocuklar etkilenmesin diye kucaklayarak parka götürdüm salıncakta salladım kafasını dağıtmaya çalışayım derken, o günden beri dağılmış olan kafamı hala toplayamadım. Neyse bir iyi, bir kötü yedik yemeklerimizi. Şişti minik göbüşler derken sıra geldi yüz boyama ve balon şekillendirme oyunlarına. Ben hayatımda balonları patlatırken gülme krizine girmemiştim ta ki bu miniklerle beraber olana kadar  Aaaaaa o da nee oyuncak kamleyası bizi bekliyorrr saldırınnnnnnnn :) Öyle bir koşuşturma öyle bir hengâme mutluluktan delirmişliğin resmi bu olsa gerek, ama şartım vardı. Herkes herkesin oyuncağı ile oynamalıydı, paylaşıma çok açık çocuklardı. Delirdiler oyuncaklara kitaplara boyalara. ‘’Bunların hepsi bizim miiiii? ‘’ ‘’eve mi götüreceğizzzz’’ sorularına bıkmadan usanmadan milyon kere evet dedim. Biraz oynadıktan sonra sırayla oyuncakları, poşetlere, kolilere geri yerleştirdik. Kendi elleriyle hevesle topladılar. Bir kaçı ellerindeydi, servislerine yükledik.
Koştuk geri oyunlar oynamaya, üstümüz başımız çamur olsa da kahkahalarımız eksik olmadı, sakarlıkta kimseye birinciliği bırakmayan ben, pat kendimi yerde buldum ve delirmişçesine yankılanan gülüşmeler hala kulaklarımda. Gıdıklama meraklısı olan cimcime ben yerdeyken bu fırsatı bırakır mı başladı gıdıklamaya, öylemiii gel bakalım dediğim gibi yatırdım yere. Sen misin beni gıdıklayan, sonra diğerleri toz toprak olduk iyice. Sırada el baskısı var koşunnnnn tren oluyoruz, minik eller anlam buluyor. Ben de dahil hepimiz rengarenk bastık ellerimizi kocaman ellerle dolu fonumuz oldu.

Her yerimiz boya, çamur, kum, toz. Ne demişler ‘’Kirlenmek güzeldir’’. Gerçekten de kirlenmenin en güzel haliydi bu. Ellerin yıkanma yaş pastaların mideye inme vakti…Haydi tren olup koşuyoruz pastaya ve koca koca dilimler midede 

En sevmediğim an ayrılık vakti  Her ne kadar gülsek, eğlensek, koşsak, zıplasak bile dönüşte ailelerinin yanına değil de, o yuvaya göndermek içimiz sızlattı. Dudakların büzüşmesiyle tek tek kocaman öpücüklere boğarak oturttum servis koltuklarına servisten indiğim her an, o geri çağırışlar içimi parçaladı, servisin hareket edip minik ellerin üzgün el sallayışları, kiminin ağlayışları sonrasında biriktirdiğim içime attığım yaşlar hıçkırıklara boğularak aktı.

Bu sonucun karşısında rahat olur mu hiç içim? Etrafı toparladıktan sonra eve giderken değiştirdim güzergahımı, yurda koştum. Onların beni fark etmesiyle başlayan çığlıkları koşuşturmaları sarılışları size anlatamam. Hepsi oyuncakları ile oynuyordu, gittiğimde bahçedelerdi. Öğretmenleri o kadar memnunlardı ki serviste başlamışlar mutluluklarını anlatmaya ve hiç susmamışlar.

Gitmeye yeltendiğimde sıcak bir sarılış, evine götür evimiz olsun dediği an parçaladı beni. Ne cevap verebilirdim ki yanaklarımın içi ısırmaktan bir hal oldum. Benim evim yok sana oyuncaklar alabilmek için işe gidiyorum, orda kalıyorum para kazanıp sizlere oyuncak getireceğim dedim.
Bir başkası yatağından bahsetti benim böyle güzel yatağım yok dediğimde, ikimizin olsun o zaman beraber uyuyalım dedi.
Biri beni İstanbul’a götür dedi, sen nerden biliyorsun İstanbul’u bakayım diye yanaklarını sıktım, anneannem ordaydı şimdi kimse yok ama dedi yıkıldım.
Biri resmimiz olsun dedi açtık kamerayı çektik. Sonrasında, ‘’beni unutma ama’’ deyişi bir başkaydı.

Bir anne değilim, ya da yaşı başını almış hayat üniversitesi okumuş biri de olmayabilirim ama en güzel gülüşün masum bir çocuğun, en güzel sarılışın nereye giderse gitsin akşam döndüğü yer yuva olan çocuğun sarılışından başka bir şey değil. Evet her çocuk özel ve güzel ama bu başka, acımak mı asla değil. Gram acımadım aksine kendime geldim. Bu bağlanış onlara şükür sebebim, bu ayrılmak istemeyiş, beni bırakma deyiş, bundan sonra kendimi onlara adayacak olmam. Hayattaki boş şeylere kapılıp sonu olmayan yollarda yürümektense, minik ellerin desteği ile atılan sağlam adımlar benim hedefim.

Her birinize ne kadar teşekkür etsem az, tek başıma yetemezdim ama sizlerle birlikte çocukların en güzel hayalleri olan oyuncaklara boğduk onları, dün yurt müdüründen sınıf sorumlulularından teşekkürler yağdı onun mutluluğu içindeydim, derken bugün yurt müdürü çocukların beni sorduğunu bu pazar tekrar beni beklediklerini söyleyince dünyalar benim oldu, içim umut huzur doldu. O yüzden kargo gönderen, göndermek isteyip gönderemeyen herkese teşekkür ederi. Hayatımda yaşadığım en güzel 23 Nisana sebep oldunuz.

Artık istediğim zaman onlara gidebileceğim, yoğun prosedürlere gerek kalmayacak. O yüzden kitap kıyafet, oyuncak, iç çamaşırı göndermek isteyen olursa yazmanız yeterli çünkü sanırım her hafta gideceğim.


Etkinlikten birkaç resim…
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOy4M.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOuin.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOrmy.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOxl8.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOIRj.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOY2U.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOaAH.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VONm1.png
https://i.imgyukle.com/2018/04/25/VOLIA.png

Bir "Alıntı" da Benden Olsun :
NURETTİN HOCAYI TAŞLAMAK, ASIL GÜNDEMİ SAKLAMAK
- Fatih’te, Fatih camiinin avlusunda bir süre oturun…
- En az iki-üç ayakkabısız çocuk, yarım saat geçmeden yanınıza gelip para ister sizden.
- 5 lira için her şeyi yapabilecek, bunlar gibi yüzbinlerce çocuk yaşıyor sokaklarda…
- İnin Beyazıt’a, Aksaray’a…
- 15-16 yaşında gencecik kızların ışıklarda para dilendiğini görürsünüz.
- Bir süre sonra zorla fuhuş sektörünün içine sokuluyor bu kızlar.
- Minicik bedenler sermaye yapılıyor, bundan rahatsız olmuyorsunuz ama Nurettin Yıldız Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oluyorsunuz.
***
- Adnan Oktar yarı çıplak kadınlarla, canlı yayında, dini sohbet programları yaptı.
- Reşit olmayan kızların programlara katıldığı ortaya çıktı.
- Yetmedi, İslam birliğinden bahsederken kalkıp kadınlarla karşılıklı dans etti.
- Yetmedi “Dinde bu yaptığımıza bir mani yok. ” dedi.
- Erotik danslı vaazlardan rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Amcasının evinde yengesiyle aşk yaşayan bir mahlukun hikayesi Aşk’ı Memnu adıyla dizi yapıldı. Üçüncü kez gösterildiğinde bile reyting rekorları kırdı.
- Aile içi yasak aşkı normalleştiren bu diziden rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Bir grup tımarhanelik kadın 8 Mart’ta Taksim’de yürüdü.
- Normal bir kadının hicabından telaffuz dahi edemeyeceği küfürlerle kendilerini tarif ettiler.
- Bütün toplumu bu ahlaksızlığa destek olmaya davet edip, olmayanları da suçladılar.
- Kadınlar adına yapılan ahlaksızlıktan rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Bir kadın doktoru kaçıran kiralık katilin hikayesi Siyah Beyaz Aşk adıyla dizi yapıldı.
- Adam doktoru zorla alıkoydu ve ardından evlendi.
- Kadını “dövmek” ne ki, kadına hayvan muamelesi yapıldı.
-“Hayvanlık” romantizm diye sunuldu.
-“Kadına şiddet” reytingle onurlandırıldı.
- Kadının bu kadar aşağılanmasından rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Kadının tecavüze uğramasını, parmaklarının kırılmasını alenen gösteren Sen Anlat Karadeniz adında bir dizi yapıldı.
- Şiddet mağduru kadınlara Karadenizli bir erkek bularak şiddetten kurtulabilecekleri tembih edildi. Kadınların aptal yerine konulduğu, şiddetin pompalandığı diziden rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Çukur’da kötülük bir ders gibi öğretildi. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’la mafya babaları sempatikleştirildi. Fazilet Hanım ve Kızları’nda genç kızlar yalılara satıldı.
- Bu iğrençliklerden rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden rahatsız oldunuz.
- Gençliğe kültür namına Aleyna Tilki, Survivor ve Cumali Ceber layık görüldü. Boş kültür önce ruhen, sonra da bedenen gençleri öldürmeye başladı. Son iki günde Samsun ve Gaziantep’te yaşları 17 bile olmayan iki öğrenci kafalarına sıkarak intihar ettiler. Gençleri öldüren yoz kültürden rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Survivor, Yetenek Sizsiniz, O Ses Türkiye, İşte Benim Stilim, Ben Bilmem Eşim Bilir yarışmalarıyla her akşam televizyonlarda resmen bir APTALLIK OKULU KURULDU.
- On yıldır devam eden bu aptallık okulundan rahatsızlık duymadınız da Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Camideki vaazında Tahrim Suresi’ni okuyan İhsan Şenocak Hoca’ya Birce Akalay“Bu yobazları kaynar kazana atmalı” dedi. Doğan medyası Hoca’yı linç etti. Üstüne Hoca açığa alındı. Hakkında soruşturma açıldı. Neticede Hoca istifa ettirildi. Vaaz veren Hoca’ya “kaynar kazan” gösterilmesinden rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Hürriyet yazarlarının tamamına yakını eşcinselliği öven yazılar yazdı. Kerimcan ile ilgili “Türk halkına kendini sevdirerek yaptığı misyon çok değerli.” diye güzellemeler yapıldı. Eşcinsellik propagandasından rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Her akşam dizilerle Türk toplumunun zihnine cinsellik, entrika, ihanet, yalan, cinayet, gayri meşru çocuklar, haksız kazanç ve şiddet zerk edildi. Değil Türkiye, Türk dizilerinin izlendiği yabancı ülkelerde bile aile kurumu çatırdadı. İnsanlar eşlerini dizideki kişiliğe benzemediği için boşamaya başladı. Kadın ve aile düşmanı bu dizilerden rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Bırakın “ketçabı”, “battaniyeyi” de açın twitterı Türkiye’nin en çok izlenen dizisindeki oyuncuların kulak memelerinden tahrik olan kadınların yazdıklarını okuyun…
-“Kulak memesi” mesajlarından rahatsız olmadınız ama Nurettin Hoca’nın söylediklerinden çok rahatsız oldunuz.
***
- Köşelerinizde, programlarınızda, demeçlerinizde toplumu tam kalbinden çürüten asıl virüse değindiğinizi hiç duymadık, görmedik, okumadık ama günlerdir Hoca’yı acımasızca yerden yere vurmanızı görüyor, duyuyor ve okuyoruz…
- Hani, hem kadın hakları savunucusu hem de ahlakçısınız ya…
- Nurettin Hoca’nın üstüne gittiğiniz gibi, bu toplumsal hastalıkların da üzerine gidin, görelim…

Ancak o zaman inandırıcı olabilirsiniz…

Maria Puder, Leyla ile Mecnun'u inceledi.
 19 Nis 20:16 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dayanamadımm....başlıyorum..
ALINDI
Diziyi izlerken başta Sineklerin Tanrısına yaptığım gibi ya bu ne çoluk çocuk der gibi oldum sonra bağımlısı oldum Ey İsmail Abi "O GEMİ GELMİŞ GELMİŞ" de sen yokmuşsun LEYLA ,MECNUN çölde kaybolmuş MEVLA'sına varmış söylenecek ne çok şey var BURAK AKSAK için Mecnun Çınar Şimbilli Erdal,İskender,Yavız,İsmail abi için hatta Yedek Kamil için Tuzluk Şimbillinin bakkalı için şiir kokan dizi ve o insanı vuran şarkıları favorim Sendemi Leyla :)hepimiz aşık olduk bu diziye Türk dizileri arasında başı çeker damacanalar tuvalet, terlikleri,duş perdesi favori küfürlerimiz .Dostoveyski'yi bile oynattılar yeraltından notlar :) dosto İsmail abi Şekerpare kendi acılarını yansıtıyordu belki de o kavonozdaki tek balık da kendisiydi.Son bölümü izlemedim izleyince böğürerek ağladım resmen.Sevgili Burak Aksak at mısın sen abi naptın dklardır kitabın son sayfasına kapandım ağlıyorum niye abi Leyla'yı da Yavuz'u.... onlar benim kafamın içinde yaşıyor hemde günümüzde aleyna tilkinin o sen olsan bari fon müziği eşliğinde. Frida'yı da Küçük Prensi de oynatsan romanda yine de olmadı bu be inşallah hep sallama çay içmek zorunda kalırsın,rüyalarına aksakallı girer de vicdan yaptırır devamını çıkarmak zorunda kalırsın kitabın o zaman ;
"Unutma,hepsi sadece bir rüya.
Hatırla,daha önce yaşadıklarını hatırla.
Uyuma,yoksa kabul olmayacak ettiğin dua..."
Daha Dostoyevski girecek, senaryoya değilmi bu sadece başlangıç LM 1 olur LM 3796 olur okuruz sıkıntı değil Leyla yaşar tüm bunlar sadece bir rüya olmuş olur bu sadece 1.SEZON FİNALİ yoksa sonu beğenmedik haydi ak sakallı el at olaya Mecnun Senin adın Mecnun Çınar değilmi ;sen bu oyunu bozarsın...
https://youtu.be/wwsL8YOzDxs

ozakiabi, bir alıntı ekledi.
14 Nis 17:19 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Babamdan daha yaşlı bir ruhum var, o olsa Aleyna Tilki açalım derdi!

OtLaRkEn

Ot Dergisi - Sayı 62, KolektifOt Dergisi - Sayı 62, Kolektif

https://www.youtube.com/watch?v=92KaWfnYCzw

Mîraç

Kapatın gözlerinizi
Ve karanlığı seyredin.
İşte böyle bir gece.
Mekke'de bir gece
Yorgunluk havada
Gariplik suda
Simsiyah bir sessizlik
Uyku bile uykuda...

Kâbe'nin Hatîm kısmında
Yanı üzre yatan biri var.
Yıl hüzün yılı.
Ebu Talib yok.
Yıl hüzün yılı.
Vefakâr eş
Haticetül Kübrâ yok...

Kâbe'nin Hatîm kısmında
Yanı üzre yatan biri var.
Teselli arayan kalp!
Hüzünle çarpan kalp!
O'nun kalbi...
Ve ayak sesleri,
Yıldızlar ışıldıyor.
Bu ayak sesleri göklerden,
Yol veriyor yıldızlar.
Semâdan inenler var.
İzin verseydi Allah
Kâinat inerdi yere
Çünkü Kâbe'nin Hatîm kısmında Yatan
Sultân-ı Levlâk'tır.
Habîb-i zîşândır O!
Nur-u Hüdâ'dır.
Merhamet ufkunun nazlı güneşi
Kainatın biricik çiçeğidir O.
İzin Verseydi Allah
Âlemler inerdi yere
Ama emir yalnız Cebrâil'e
Ve yalnız Cebrâil İner yere...

Kalk yâ Rasulallah
Semâda melekler seni bekler
Taif'te taşlanan yüzüne hasret
Alaya alınan sözüne hasret
Seni bekler melekler.
Yer yüzünde vefâ yok mu?
Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin?..
Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden?
Davetini hafife mi aldılar?
Üzülme ve aç gözlerini
Öteler bekliyor seni
Bu gece Kâinat adını anacak,
Aç gözlerini ki Âlemler Nazarına kanacak.
Burak, senin için Uçacak.
Aç gözlerini ya Habîballah
Bu gecenin adına İsrâ Diyecek Allah.
Ey yedi kat Semâ aç kapılarını,
Ve haber ver hasretle bekleyen Peygamberler'e
De ki hazreti Âdem'e;
Cennetin Kapısına adı yazılan
İsminin Hatırı'na af istediğin
Salih oğul geliyor.
Söyle Îsâ'ya:
Kuytu köşelerde
Havarilerinle Allah'a sığınırken,
Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın
Ve insanlığa gelişini müjdelediğin
Ahmet geliyor.
Yusuf'a, İdris'e, Harun'a söyle
Musa'ya de ki:
Vasıflarına hayran olup da
Ümmetinden olmak istediğin
Salih kardeş geliyor.
Müjde ver İbrahim Peygamber'e:
Duâ, duâ yalvarıp
Gelmesini istediğin Oğul Geliyor...
Aç kapılarını ey yedi kat Semâ
Bu gelen Muhammed Mustafa (S. A. V)
Cebrail yol gösterir
Ve Yürür Sultanlar Sultanı(S. A. V.)
Bu nasıl bir yürüyüştür.
Bu nasıl bir edâ?
İnci inci ter mübârek Alınlarında
Baştan ayağa edep var
Attığı her adımda.
Sultânım,
Cennetler gösterilirken o gece
Ümmetini hayâl Ettin mi Cennet'te?
Cehennemin alevleri selamlarken seni,
Gözyaşlarını gördü mü Cebrâil?
Ümmetim dedin mi?
Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok
Tahiyyat Duâsı haber verdi bize
Sen bizi hiçbir yerde,
Hiçbir zaman, unutmadın
İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız.
Allah seni Unutturmasın bize.
Bir söz sultanının dediği gibi
Eğer günahlarımızdan dolayı girersek Cehennem'e
Ve Allah bir an olsun Açarsa ufkumuzu
Talaal bedru aleynâ diyeceğiz.
Mîraç Gecesi
Yürüdü Resulullah(S. A. V.)
Cebrail Önde
Bir gece yürüyüşüyle,
Yürüdüler... Yükseldiler.
Yükseldikçe yükseldiler.
Cebrail Durdu birden,
Ya Resûlallah(S. A. V.), benimle buraya kadar.
Efendimiz niçin? diye sordu.
Burası Sidre-i Müntehâ'dır,
Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum.
Allah Resûlu(S. A. V.), sordular:
Nasıl gidilir Sidre-i Müntehâ'da?
Cibril-i Emîn cevap verdi:
Aşkla!
Aşkla gidilir yâ Resûlallah.(S. A. V.)
Aşkla gidilir yâ Habîballah.(S. A. V.)
Aşkla gidilir yâ Nebiyyallah.(S. A. V.)
Yürü Sultânım yol Senindir!(S. A. V.)
Aşk Vâdisinde mühür Senin.(S. A. V.)
Söz Senindir Hâl Senindir.(S. A. V.)
Muhabbetin adı Sensin.(S. A. V.)
Varlıkların tadı Sensin.(S. A. V.)
Yürü ve selâmını İlet.
Gözü yaşlı Ümmetinin
Sensiz bunca yetimin
İlet selâmını...
Âhir zamânın âhını
Yüceler Yücesine İlet.
Sultânım!
Sen dönerken Mîraç'tan
İlahi Hediyelerle
Bizim için Mîraç olan
Beş vakit namazla,
Bakara Sûresinin son iki Âyetiyle
Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle
Dönerken Sen Mîraç'tan...
Biz Âhir Zaman'dan,
Ebû-Bekir edâsıyla bakıyoruz Sana.
'O Söylediyse doğrudur!'
Rasûlullah Söylediyse doğrudur!(S. A. V.)
Ve bir Âyet'in sıcaklığı sarıyor
Kâinatin Kalbini:
Her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah
Kulunu geceleyin Mescid-i Haram'dan Alıp,
Kendisine bir takım Âyetler gösterelim diye
Etrafını mübârek Kıldığımız
Mescid-i Aksâ'ya Götürdü.
Çünkü, İşiten ve Bilen O'dur.
Şimdi açın gözlerinizi
Ve Mîrâc'a hazırlanın...

https://www.youtube.com/watch?v=92KaWfnYCzw