Tanrıların hünerle biçimlendirdikleri insanlar, sahneye daha sonra çıktılar. Başlangıçta tanrılar ve erkekler hastalık, acı ve sıkıntı nedir bilmeyen kaygısız bir yaşamın tadını çıkaran, birbirini etkileyen iki topluluk oluşturdukları için erkeklerin zaman deneyimi tanrılarınkiyle benzer bir biçimde doğrusaldı, yani eşsiz bir olay bir diğerini izlemekteydi. Ama daha sonra erkeklerin tanrıları ağır bir biçimde gücendirmeleri üzerine, tanrılar erkek topluluğuna yalnızca çelişik duygular taşıyan kadın öğesini değil, aynı zamanda tartışmasız birer dert olan sıkı çalışmayı, hastalığı ve ölümü de vererek intikamlarını aldılar. Erkekler topluluğu, hayatta kalmak için sıkı çalışılması gereken, hem erkeklerin hem de kadınların topluluğu haline geldi. (Kadına karşı o dönemdeki bakış enteresan geldi.)