sonu olmayan bir kitap düşünün... barın'ın sahil'i, baran'ın çirkin'i, baran'ın sanki camdan bir fanusmuş ve her an kırılacakmış gibi üzerine titrediği sahil... sahil'in ise güzel adam'ı, kendi dünyasının baş mimarı, her şeyi olan baran... böyle anlatınca belki de pek bir şey anlamıyorsunuz fakat içimdekilerin hepsini yazıya dökemiyorum. bazen sayfaları çevirirken ağladım, bazen güldüm hatta kahkahalar attım ama içimde bir burukluk her daim vardı. sahil'in sevgisinin ikisine de yetebildiğini görmek, onun ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha fark etmemi sağladı.
''benim gücüm sensin.'' dedi baran. haklıydı.
soğuk'un ikinci ve son kitabında baran'ı ve sahil'ini paralel evrene yollarken; mutluluklarının, güçlerinin, umutlarının hiç bitmemesini diliyorum.
''karanlıklar bizimdir.'' dedi baran.
''bizimdir elbet.'' diye yanıt verdim.
sahil... benim güçlü, inatçı ama her şeye rağmen kırılgan kızım... seninle sevdim baran'ı, sen gözünde yücelttiğin için bu kadar güzel bir adam oldu gözümde, seninle birlikte kıyamadım ona ve daha niceleri...
kendimi bağdaştırdığım başkarakter olan kızımı anlattıktan sonra konuya girebilirim. kızımız lisede kendisiyle uğraşan bir çocuğun elinden onu kurtardığı için gözünde kahraman olarak gördüğü bir kişiye aşık oluyor ve üniversite boyunca bu devam ediyor. spoiler olmasın diye detayları pek anlatmasam da hikayenin ikisi açısından akışı ve bağı oldukça kuvvetli. utanmasam her sayfasında bir cümleye post-it yapıştıracağım kadar iyi cümleleri vardı yazarın. en sevdiğim kitaplar arasında ilk üçe girebilecek ve yeri asla sarsılmayacak nadir kitaplardandır benim için.