Bir üvey babanın çocuklarına karşı acımasızlığını anlatan bir öykü yazıyorsunuz ama bu öyküyü o kötü adamlar okumuyor, canı yanan yetimler okuyor yine.
Hüseyin Ahmet Çelik
Ben umardım ki seni yâr-i vefâdâr olasın
Ne bileydim ki seni böyle cefâkâr olasın
Hele sen kaaide-î cevrde eksik komadın
Dostluk hakkı ise ancağ ola var olasın
Reh-i aşkında neler çektüğüm ey dost benim
Bilesin bir gün ola aşka giriftâr olasn
Sözüme uymadın ey asılası dil, dilerim
Ser-i zülfüne anın âhiri berdâr olasın
Sen ki cân gülşeninin bi gül-i nev-restesisin
Ne revâdır bu ki her hâr ü hasa yâr olasın
Beni âzâde iken aşka giriftâr itdin
Göreyim sen de benim gibi giriftâr olasın
Bed-duâ etmezem ammâ ki Huda’dan dilerim
Bir senin gibi cefâkâra hevâdâr olasın
Şimdi bir hâldeyüz kim ilenen düşmanına
Der ki Mihrî gibi sen dahi siyahkâr olasın
Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşina beni
Bir dem belâ-yı aşktan kılma cüdâ beni
Az eyleme inâyetini ehl-i dertten
Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni
Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni
Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni
Nahvet kılıp nasîb Fuzuli gibi bana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni