Kâh kimseyle konuşmak istemiyordu canım; kâh öyle aşırıya kaçıyordum ki, yalnızca çok konuşkan bir insan kesilmiyor, herkesle dost olmaya bile yelteniyordum.Durup dururken bütün nefretim bir anda kayboluveriyordu.Kim bilebilir, belki de hiçbir zaman nefret olmuyordu içimde, yalnızca kitaplardan kapma sahte bir nefreti benimki...
Bakın, örneğin çok eski bir anım bu aralar çok sıkıyor canımı.Birkaç gün önce pek canlı olarak hatırladım onu, o günden beri de unutulamayan hüzünlü bir müzik parçası gibi aklımdan çıkmıyor.Bu arada ondan kurtulmam gerekiyordu.Yüzlerce böyle hatıram vardır; ama kimi zaman yüzlercesindenbiri öne çıkar, boğacak gibi olur beni.Nedense onu yazıya dökersem yakamı bırakacağını düşünürüm.Neden denemeyeyim ki?
"Anlayışınızla övünmeye kalkıyorsunuz ama tereddüt etmekten başka bir şey yaptığınız yok çünkü, kafanız az da olsa çalışsa bile, kalbiniz kapkaranlık, karanlık bir kalpten ise sağlam, doğru bir anlayış çıkmaz. "
Anlaşılacağı üzere, iki kere ikiden sonra değil yapacak,öğrenilecek bile bir şey kalmayacaktır.
Ondan sonra yalnızca beş duyunuzu kapayıp çevrenizi seyre dalmanız gerekecektir.