Heba, isminin hakkını veren bir hikaye anlatıyor. Heba olmuş bir hayatı, suya değen taşın yaptığı dalgalar gibi, yitip giden bir hayatı anlatıyor. Kenan çoğu zaman ben oluyorum, bazen bir arkadaşım... Kenan hepimizden bir şeyler taşıyor cümlelerinde; kendine sığamıyor, cümlelere taşıyor, kelimelerle yaşıyor. Acıları hem göğüslemek zorunda kalıp hem de çaresizce acılar yüzünden çökmek istiyor. Yaşadığı çaresizlik ve ikilemlerse onu, kahreden bir noktaya getiriyor. Bize en büyük acılardan birini anlatıyor, anlatırken de yaşatıyor; anne acısını.
Oldukça ağır bir kitap, alıntılardan da anlayacağınız üzere, okuyacaksanız mental durumunuzu hazırlamanız gerekiyor. Malesef ki ben bunu bilmiyordum ve kendimi hazırlamamıştım buna, bu yüzden çok fazla duygusallaştım kitabı okurken. Kimi yerde ağladım, kimi yerde ağlama isteğimi bastırmak zorunda kaldım fakat öyle ya da böyle, okudum. Kitabın son sayfasını da çevirip kapağını kapattığımda dakikalarca yerimde kaldım ve o cümlelerin eskisinden çıkabilecek duruma gelmeyi bekledim. Kısa sürmedi tabi ki ama yine de asla okuduğuma pişman olmadım. Hele de anlatılanların gerçek, yaşanmış şeyler olması beni benden aldı resmen.
Heba, Ali Haydar Genç'in ilk kitabı, gençlik kitabı da diyebiliriz. Bu yüzden bazı hatalar var tabi ki fakat kitabın anlatmak istedikleri, anlattıkları bu hataları göz ardı ediyor. Yazarın dili hem içe işliyor hem de kelimelerle insanın zihninde uzun uzun kalan yaralar açıyor. "Heba" kelimesinin altında o kadar çok şey eziliyor ki: emek, sevgi, umut, hayat…
Okuyun arkadaşlar, okuyun, okutturun. Pişman olmayacaksınız. Özellikle benim gibi sarsıcı kitaplar seviyorsaniz gerçekten Heba bir şansı hak ediyor.
Devam kitabını sabırsızlıkla bekliyorum. Okuyacaklar için keyifli okumalar diliyorum. HebaAli Haydar Genç