Ne kadar ahmak ne kadar ödlek tiplere çattığımı ancak o zaman anladım! Maskeleri düşmüştü. Aşağılıklar, köle olmak için gelmişlerdi dünyaya. Başkasının sırtından anarşist olmak istiyorlardı. Özgürlük istiyorlardı, yeter ki başkaları tarafından hazırlayıp kendilerine sunulsun, kralların dağıttığı payeler gibi bahşediliversin!Hemen hepsi böyle tiplerdi, bir sürü dalkavuk!
Birine aktöreye ters düştüğünü söylediklerini duyarsam, kendine bir aktör bulma gereksiniminde olduğunu anlarım bundan; birini küçümsendiğini söylediklerini duyarsam, kuşkularına katlanamadığını anlarım.
Cezayir kentinin dışında, kapıları kara demirden, küçük bir mezarlık vardır. Sonuna kadar gidildi mi, vadi görünür, vadinin ardında da körfez. Denizle birlikte göğüs geçiren bu sunu karşısında uzun uzun düşlere dalınabilir. Ama insan geldiği yoldan geri dönerken, bakımsız bir mezarda, ’’Tükenmez üzüntüler’’ diye bir yazı bulur. Bereket versin, idealistler var da her şeyi yoluna koyuyorlar.