Birinin yeryüzünde arayıp arayıp sonunda bulduğu kadınsın. Of, ne cüsseli laf! Şimdi gülesim geliyor. Ne çok konuşuyor insanlar. Ne çok söz var, uçuşup duruyor tepemizde. İnsanlar sadece konuşuyor.
‘’Doğurmak çok acayip bir şey, Gülsüm. Bir canlının karnının içinde büyümesi. İçinde seninkinden başka bir kalbin atması. Kıpırdaması. Sonra bir gün senden ayrılıp pat diye kucağına düşmesi, yanında başka biri olarak bitivermesi. Küçük ama dev varlığıyla bütün alanlarını kaplaması. Sensiz hayatta kalamaması. Çok zor. Çok ağır bir sorumluluk. Manyakça bir şey. Çok korkutucu. Bir kadının kendi çıplak gerçeğiyle bu kadar karşı karşıya kaldığı, kendini ne yapsa kimselere anlatamadan böyle bir başkalaşımı tek başına göğüslediği başka bir hayat olayı var mıdır, bilmiyorum.”
Bazen uyurken onu seyrediyor, inanılmaz derecede küçük ve yardıma muhtaç oluşu karşısında panikliyordum. Çok güzeldi, yumuşacıktı. Bu kadar kırılgan bir varlığı nasıl koruyacaktım dünyadan? Bana emanet olduğunu düşününce hafakanlar basıyordu. Onu büyütecek, insanlar arasına karıştıracaktım. Bütün o yıllar yıllar boyunca annesi olacaktım. Hiç bitmeyecek bir görevdi bu. Geçecek dedikleri hiçbir şey geçmeyecekti. Bir sürü eşikten atlayacaktık birlikte. Onun için doğru kararları alabilecek miydim?