• 104 syf.
    Bir şairin, bir şair hakkindaki düsünceleri..
    Kitabın bir kısmı Yunus Emre şiirlerine ayrılmış.
    Yunus Emre'nin saf ve temiz dili okuyucuyu hemen etkiliyor.Bu güzel diliyle ulvi olan duygulari uyandırıyor.Ve bu çok kıymetli...Allah Rahmet etsin(Amin)
  • 20 Ocak Ulusal Keder Günü

    Azerbaycan halkının kahramanlık sayfası 20 Ocak trajedisinden bu yana 27 yıl geçti. 19-20 Ocak 1990 gecesi, eski Sovyet Ordusunun askeri birimleri, bağımsız bir devlet kurmak ve Bakü'de egemenliklerini kazanmak için yükselen sivillere karşı benzeri görülmemiş bir katliam yaptılar. Bu kanlı suç insanların özgürlük sevgisini söndürmede başarısız oldu ve halkımız kan maliyetinde bile bağımsızlıklarını kazandı.

    Azerbaycan halkına karşı yirmi yedi yıl önce işlenen suç aslında insanlığa, insanlığa ve insanlığa karşı korkunç bir terör eylemidir. Trajedide 147 Azeri vatandaşı öldürüldü, 638 yaralandı ve yaralandı, 841 keyfi olarak tutuklandı ve sonuç olarak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de dahil olmak üzere birçok uluslararası insan hakları belgesinin gerekliliklerini ihlal etti.

    20 Ocak'ta Bakü'deki olaylardan sonra düzenlenen basın toplantısında, Azerbaycan'ın Moskova'daki Daimi Temsilciliğine gelen ulusal lider Haydar Aliyev, bu vahşeti sert bir şekilde kınadı ve halka yönelik terör saldırısını yasa, demokrasi ve insanlık olarak nitelendirdi. Sovyet imparatorluğunun varlığı sırasında bile, Büyük Lider öyle bir açıklama yaptı: siyasette büyük adımlar atan sadece dahi oldu.

    Anavatan yolunda, şehitlik gerçek gayret, beceri, onur ve haysiyetin zirvesidir. Ulusal lider Haydar Aliyev, 20 Ocak 1990 gecesi zirveyi kazanan oğullarının özveriliğini övdü ve şöyle dedi: Azerbaycan'ın şimdiki ve gelecek kuşakları bu şehitlerin kahramanlığından öğrenecekler. Her zaman Azerbaycan halkının ulusal özgürlüğünü korumak ve bağımsızlıklarını korumak için mücadele edecekler. Her zaman kahramanca örnekler, vatanseverlik örnekleri gösterecekler. Bu nedenle, bu şehitlerin kaybı bizim için büyük bir kayıptır, halkımız için kahramanca bir örnek olarak, örneğimiz, ulusal servetimiz, ulusal gururumuzdur. ”

    Ulusal lider Haydar Aliyev'in ülkemizde siyasi iktidara dönmesinden sonra, trajedi devlet düzeyinde değerlendirildi. Şubat 1994'te Milli Meclis'in özel oturumunda, 20 Ocak 1990'da masum insanların acımasızca öldürülmesi askeri saldırganlık ve suç olarak kabul edildi. Karar verildi.

    Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, "Şehitler ölmez; sonsuza dek kalbimizde yaşarlar." Dedi.

    Ulusal birlik ve vatanseverliğin sembolü haline gelen 20 Ocak trajedisi, ulusumuzun egemenlik mücadelesinin görkemli bir tarihidir. Her yıl, trajedinin yıldönümünde milyonlar, kahramanlarını hatırlayarak başkentin en yüksek noktasında Şehitler Sokağı'nı ziyaret ediyor. Şehitlerin anısına derin saygıyla, ulusal liderimiz Haydar Aliyev tekrar hatırladı: Onların kaybı bizim ve halkımız için büyük bir kayıptır. Ama aynı zamanda, onların şehitliği ulusumuzun kahramanlığının bir sembolüdür. Onların kanı tüm halkımızın kanıdır. Bu kanın her damlası halkımızın gücüne ve kahramanlığına, halkımızın ulusal özgürlük ve bağımsızlık isteklerine sahiptir.

    Allah şehitlerimize rahmet etsin ...
  • Süleym bin Kays el-Helali, kendi kitabında şöyle nakletmektedir: “Bir gün Mikdat’dan sordum: “Allah sana rahmet etsin. İmam Ali aleyhisselâm hakkında Hazreti Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlih’iden işittiğin en güzel hadisi bana söyler misin?”
    Mikdat şöyle buyurdu: “Allah-u Teâlâ, padişahlığında yegâne olup kendini nurlarla tanıttı. Sonra kendi emrini o nurlara bıraktı. Cennetlerini onlara sundu. Allah-u Teâlâ insanlardan ve cinlerden her kimin kalbini pak etmek isterse, İmam Ali aleyhisselâm’ın vilâyetini ona tanıtır. Her kimin kalbine perde çekmek isterse; onun kalbinden İmam Ali aleyhisselâm’ın muhabbetini çekip alır. Canımın elinde rehin olduğu Allah’a yeminler olsun ki Hazreti Âdem, ne yaratılmaya ne de ruhun ona üfürülmesine layık olmadı; taki benim nübüvvetim ve İmam Ali aleyhisselâm’ın vilâyetine iman edinceye kadar. Benim nübüvvetim ve İmam Ali aleyhisselâm’ın vilâyetine olan ikrarından dolayı; Hazreti Âdem’in tövbesi kabul oldu ve cennete kabul edildi. And olsun canımın elinde olduğu Allah’a! Benim nübüvvetim ve İmam Ali aleyhisselâm’ın vilâyetine olan ikrarından dolayı; yerlerin ve göklerin melekûtu (iç yüzü) İbrahim’e gösterildi ve Hazreti İbrahim aleyhisselâm’ı kendisine halil etti. Bu ikrarın hürmetine Allah-u Teâlâ, Hazreti Musa’yla konuştu; Hazreti İsa’yı âlemlere nişane ve ayet etti. And olsun canımın elinde rehin olduğu Allah’a! Tüm peygamberler, bizi tanıyıp vilâyetimizi ikrar edişlerinden dolayı peygamberliğe seçildi. Tüm mahlûkat bize karşı kulluklarından ve bizim vilâyetimize olan ikrar ve itikatlarından dolayı Allah tarafından yaratılmaya layık görüldü ve rahmet gözüyle bakıldı.
    Sonra Miktat sustu. Ben, Allah sana rahmet etsin, yine var mı dedim. Miktat: “Evet. Var dedi ve şöyle devam etti: “Hazreti Resûlûllâh sallallahu aleyhi ve âlih şöyle buyurdu: “İmam Ali aleyhisselâm, bu ümmetin hâkimi ve tedbircisi, şahidi ve hesaba çekicisidir. O, yüce makamın sahibidir. O, apaçık hak yoldur. O, Sırat-ul Müstekım'dir. İnsanlar benden sonra onun vesilesiyle ya hidayete erecek ya da sapıklığa duçar olacaklardır. İnsanlar onun vasıtasıyla, kalplerinin körlüğünden basirete ulaşacaklardır. Kurtulanlar onun vasıtasıyla necat bulacaklardır. Onun vasıtasıyla ölümden kurtulacaktırlar. Onun vasıtasıyla korkudan âmânda olacaklardır. Onun vasıtasıyla günahlar silinip; zülüm ve sitemler def edilecek. Onun hürmetine Allah-u Teâlâ’nın rahmeti nazil olacaktır. Allah’ın gören gözü ve işiten kulağı odur. Allah’ın mahlûkatı içinde konuşan dili odur. Allah’ın kullarına açılan rahmet eli odur. Allah’ın göklerde ve yerdeki vechi/yüzü odur. Allah’ın yanında zahir olan odur. Allah’ın en sağlam ipi odur. Allah’ın, tutunulacak en sağlam olan ve hiçbir zaman kopmayacak kulpu odur. Allah’ın girilen kapısı odur. Allah’ın içine girildiği zaman âmânda olunduğu evi odur. Allah’ın sırat köprüsündeki sancağı odur. Her kim onu tanırsa kurtulup cennete gidecektir. Her kim onu inkâr ederse ateşe, cehenneme doğru sürüklenecektir.” (Kitab-us Süleym bin Kays Helali, s.247; Bihar-ul Envar, c. 40, s.96)
  • Bırakin yakasını gayri....Allah rahmet etsin!dedi.Hep birden : Allah rahmet etsin dediler.
  • • Eskiden evden ayrılırken geride kalanlara “Allah’a marladık", “Allah’a emânet olun" derdik, şimdi “Haydi ben kaçtım", “Bay bay", “Hadi öptüm!" der olduk...
    • İşe gidenlere “Allah işini rast getirsin!", derdik, şimdi "Bol kazançlar!" der olduk..
    • Şaşırdığımızda "Sübhânallah" derdik şimdi “Vaaavyy" der olduk... Sevindiğimizde "Elhamdülillah" derdik şimdi “Olleeeyyy" der olduk...
    • Başımıza bir musibet geldiğinde “Allah’ın dediği olur!", "İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn [Biz Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz] derdik şimdi “Hay aksi!, Bu da nereden çıktı!", “Bittim!", “Mahvoldum!" der olduk...
    • Bize iyilik yapana “Allah razı olsun!", “Allah ne muradın varsa versin!" diye dua ederdik, şimdi “Sağol!" diyoruz.
    • Bir işle uğraşanlara “Allah kolaylık versin!" derdik, şimdi “Kolay gelsin!" der olduk..
    • Yeni evlenenlere “Allah bir yastıkta kocatsın!" derdik, şimdi “Mutluluklar!" der olduk...
    • Sınava girecek olanlara “Allah zihin açıklığı versin!" diye dua edilirdi, şimdilerde “Başarılar!" deniliyor.
    • Geleceğe dâir planlar yapılırken “İnşallah", “Allah izin verirse", “Allah kısmet ederse" derdik, şimdilerde sanki gelecek bizim elimizdeymiş gibi fütursuzca konuşur olduk "Tahminim o ki" gibi ne idüğü belirsiz ifadeler kullanır olduk..
    • Ölenlere “Allah rahmet eylesin!" derdik. Şimdi “Işıklar içinde uyusun!" kullanılır oldu..
    •Günah işlediğini gördüğümüz kimselere “Allah islâh etsin", “Allah afvetsin", “Allah hidâyet etsin" derdik şimdi lânet okur olduk. • Kötü bir şeyden bahsederken “Allah korusun", “Allah esirgesin" derdik şimdilerde "Kapa şu şom ağzını!" der olduk...
  • Hapşıran bir Müslümanın "elhamdülillah" demesi,

    orada bulunanların da hapşıran kişiye, "yerhamükellah / Allah sana rahmet etsin." diyerek mukabelede bulunması,

    hapşıran kişinin de tekrar, "yehdînâ ve yehdîkümullah / Allah (c.c.) bize ve size hidayet etsin." demesi,

    Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimizin sünnet-i seniyyesidir.

    İnsan hapşırınca birkaç saniyelik zaman dilimi içerisinde kalbin atışı durur ve kalp bu esnada dinlenir. Bundan sonra kalp tekrar çalışmaya başlar. İşte bu insanın ölüp de tekrar hayata dönmesi gibidir. Zira hapşırma esnasında duran kalp tekrar çalışmayabilir. Cenâb-ı Hakk'ın insana tekrar kalbin çalışması nimetini vermesi karşısında, "elhamdülillah" denir, Cenâb-ı Hakk'a şükredilir.