"Bakınız,cinsel konuları konuşurken ya sıkılırız ya güleriz.Neden?Hala gizlidir de ondan,hala yasaktır da ondan.Oysa,cinsellik;doğal bir güdü.Yaşamın bir parçası.İşte doğal bir güdü,böylesine ayıpla yasak arasına sıkışırsa,sürekli olarak itildiği yerde gereğinden çok
kımıldar,gereğinden çok kendini belli eder.Biz de bu gereğinden çok kımıldayan dürtüyü,aşırı cinsellik sayarız.
Toplumumuzun en çok alıştığı cinsel davranış tipi budur:Gizli,kışkırtıcı,yarım bırakılmış.
....Gizlilik,ayıplanmayı önler.
Kışkırtıcılık,cinsel güdünün itişini belirtir.
Yarım bırakılmışlık,suçtan kurtarır.
Düşünmek ayıp,yapmak suçtur.Ayıpla suç arasına sıkışmış bir güdü de,sürekli diri kalarak yaşamaya çalışmaktadır."
"Çocukluğundan beri kız çocuğunun,genç kızın,genç kadının hep bir erkeğin 'zimmetinde olması' onun kişiliği üzerindeki sayısız baskı demek değil midir?
Kendine güvenmeye alıştırılmamış,başkasına güvenmesi de korkularla engellenmiş kadının duyduğu 'sürekli güvensizlik' davranışlarını olumsuz etkilemeyecek midir?Böylece ortaya 'baskıcı toplumun güvensiz kadını' çıkmayacak mıdır?
"Kültürümüzün tamamı bir erkek kültürüdür.Devlet,yasalar,aktöre,din ve bilim erkeklerin eseridir.Simmel bu gerçeklerden çoğunlukla öteki yazarların yaptığı gibi kadının aşağılık olduğu sonucunu çıkarmaz ama her şeyden önce,bu erkeksi toplumsal örgütlenme kavramına bir genişlik,önemli bir derinlik kazandırır. 'Sanat,yurtseverlik,genel aktöre,toplumsal düşünceler,kırgısal yargıda kesinlik,kuramsal bilgide nesnellik ve yaşamın derinliği ve enerjisi için gerekli olan şeylerin tamamı genelde bütün insanlığa aittir.Mutlak görüşler olarak ele alınan bu şeylerin hepsini tek bir sözcükle, nesnel sözcüğüyle tanımlarsak,insan soyunun tarihi boyunca nesnel-erkek denkleminin doğru bir denklem olduğunu görürüz."
"Erkek çocuklar sünnetle erkek oluyorlardı,ya kız çocuklar?Kız çocuklar kadınlığa ilk adımlarını nasıl atıyorlardı?'ilk adet düğünü! var mıydı?Elbette yoktu.Çocukluktan genç kızlığa geçiş gizliydi,ıslaktı,kirliydi.Keşke bir 'ilk adet şenliği'miz olsaydı.Bir ilk yaz günü, o yıl genç kızlığa adım atanların şenliği kutlansaydı.Genç kızlara çiçekler verilseydi,kızlı erkekli oyunlar oynansaydı,birlikte hazırlanmış kır yemekleri yenseydi.
O zaman belki kadınlarımız adet görmelerine 'kirlendim' demezlerdi."