"İslam'ın gözü, Türk'ün kalbi olan bu, renk ve nur durağı memleket pek temiz, pek mamur, pek güzeldi. Onun yıkık duvarları, Avrupa'nın dargın sisler, durgun isler altında kaba, kirli, kara, matemli, kâşânelerinden daha güleryüzlüdür. Onun çarpık kavuklu, yan fesli harap mezarlıkları buranın Dârülfelasife'lerinden, kütüphanelerinden daha manalı, daha düşündürücüdür. Oranın hamalları, fakirleri buranın lordlarından, milyonerlerinden, daha asil, daha civanmerttir. Buranın düzgün, kara sokaklarından oranın beyaz, mavi kaldırımlı eğri yolları, daha nuranî, daha neşelidir. Avrupa'nın bir şehir büyüklüğündeki fabrikalarından, içlerinde bir hünerverle bir çırak çalışan küçük dükkanların mamulatı daha sanatlı, daha kıymetlidir.
Kalbinin en derin, en ateşli köşesinden bir çığlık kopardı:
Allah! Ey İslam'ın Allah'ı! Düşman vatanımı çiğnemesin, çiğnetme!"