Fakat sonra aradan bir zaman geçince öğretmenler kızla oğlanı loş koridorda kıkır kıkır güler ya da merdivenlerde öpüşürken buluyorlardı. Dahası dersler, yemek, mektuplar derken çoğu gün kederlenemeyecek kadar yoğun geçiyordu. Akşam olduğunda oğlan, kıza bir bardak çay ile bir dilim limonlu kek ve mavi bir tasta yüzen elma çiçeği getiriyordu. Kızın boynunu öpüyor, kulağına yeni isimler fısıldıyordu: güzelim, sevgilim, bir tanem, hayatım.
Sıradan şeylerle dolu sıradan bir hayat sürüyorlardı; tabii eğer aşka sıradan denilebilirse.