Hayatımda birçok şeyler daha beni korkutabilir, başıma türlü felaketler gelebilirdi. Fakat en müthişi, onu kaybetmek ihtimali ve bunun korkusu artık yoktu.
Emine'nin ölümüyle son tutulduğum dalda kopmuş gibi büsbütün boşlukta kaldım. Kaybettiğim şey benim için o kadar büyüktü ki ilk önceleri bunu bir türlü anlayamadım. Ne de hayatımdaki neticesini ölçebildim. Sadece içimde simsiyah ve çok ağır bir şeyle dolaşıp durdum.
Hakikaten buradaki hayat,asıl kapının, dışında bir hayattı. Ve onu yaşayanlar hiç içeriye girmeyi düşünmeden yahut da bir ayakları daima eşikte yaşıyorlardı. Hiçbir mesele yoktu ki eninde sonunda bir kaçış, bir kurtulma vesilesi olmasın. Neden kaçarlardı? Niçin kaçarlardı?